VaTaN

► "Mahzenden Göklere" ◄

TESCİLLİ VATAN HAİNİ DOĞU PERİNÇEK / Abdullah ÖcalanLa Samimi pozlar


Büyük resim için tıklayınız


Bekaa Vadisi’ndeki PKK kampı, 1991… Vatan haini Doğu Perinçek, Apo köpeği ile beraber kürt eşkiya sürüsünü teftiş ederek Mehmetçiklerimize kurşun sıkan kanlı elleri sıkıyor… (O dönemde kürtçülüğün ve PKK’nın en büyük destekçilerinden biriydi, bu sebepten ötürü cezaevine girmişti.)

Aşağıdaki sözler İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’e aittir:

“Kürt sorununa çözüm demokratik, federal, emekçi cumhuriyetidir. Türk milliyetçisi ve piyasacı düzen partileri Kürt illerinde iflas etti… Kürt milleti kaderini tayin hakkına kayıtsız şartsız sahiptir. Eğer isterlerse ayrı bir devlet kurabilir. Emekçilerin çıkarı, tam hak eşitliği ve özgürlük temelinde, gönül birliği gerçekleştirmektedir. Kürt illerinde referandum yapılmalıdır. Referandumda ayrılığı savunanlar da özgürce propaganda yapabilmelidir…”

(Doğu Perinçek, 2000′e Doğru Dergisi, 15 Eylül 1991)

30 bin insanın katili bölücü terörist Abdullah Öcalan’ın DGM savcıları tarafından İmralı Cezaevi’nde alınan ifadelerindeki şu sözleri, Perinçek’in kimliğini en iyi şekilde gözler önüne seriyor:

“Doğu Perinçek’in 1991 yılında kampımıza geldiği ve benimle görüşmeler yaptığı doğrudur. Doğu Perinçek bana ‘siz bu şekilde muvaffak olamazsınız, benim siyasi yapılanmam içinde yer almanız daha doğru olur’ şeklinde telkinlerde bulunuyordu.”

Vatan haini Perinçek, 1991 seçimleri öncesinde çeşitli yerlerde ve televizyonda yaptığı bu gibi konuşmalarda, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü aleyhine propaganda” suçu işlediği için Ankara 1 No’lu DGM’de hapis cezasına çarptırılmıştı. Daha sonra doğu ve güneydoğu illerindeki İşçi Partisi teşkilat binalarına PKK bayrağı ve Abdullah Öcalan’ın resmini astırmaktan hüküm giyerek bir kez daha hapis yattı…

Henüz birkaç sene öncesine kadar oy uğruna kürtçülükten medet uman, üstüne üstlük 30 bin kişinin katili bölücü terörist Abdullah Öcalan’a siyasi işbirliği dahi teklif eden vatan haini Perinçek, tüm bu çabalarına rağmen katıldığı tüm seçimlerde %0.2 (binde iki)’den yüksek alamayınca, çareyi taktik değiştirmekte bulup “ulusalcılık” diye adlandırdığı milliyetçilik maskesini takındı ama 3 Kasım seçimlerinde de ancak %0.5 (binde beş) oy kapabildi. 35 yıllık siyasi hayatı boyunca aldığı en yüksek oy budur; yani Türk Milleti gömlek değiştirir gibi fikir değiştiren bu ne idüğü belirsiz kişiyi kaale almadığını göstermektedir.

Dün maocu, kürtçü; bugün ise “ulusalcı” olan bir kişinin yarın başka birşey olmayacağının garantisi var mı?… Yok…

İleride Türkiye’de şartlar değişirse, başka bir akım yükselişe geçerse, Perinçek’in oraya transfer olacağını tahmin edebilmek için kâhin olmak gerekmiyor. Tüm hayatı bu şekilde geçmiş, günün şartlarına göre ideoloji değiştirmiştir.

Gelelim 12 Eylül öncesine… O dönemde Maocu olan Perinçek’e ait Aydınlık adlı paçavrada resimleri ve açık kimlikleri teşhir edilmek suretiyle hedef gösterildikleri için, dev-sol ve dev-yol mensubu kızıl köpekler tarafından şehit edilen subaylarımızı, polislerimizi ve ülkücü gençlerimizi unutmadık. Perinçek ve yandaşlarının Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin mevcut anayasal düzenini silah zoruyla değiştirerek komünist rejimi tesis etmek amacıyla oluşturdukları terör örgütlerini ve bölücü – yıkıcı faaliyetlerde bulunmak için kurdukları siyasi partileri de unutmadık…

“Cinayete azmettirmek” suçunu yüzlerce kez işleyen Perinçek’in yaptırdığı katliamlardan bir tanesini örnek vermek istiyoruz:

1980 öncesi dönemde vatan haini Perinçek’e ait Aydınlık adlı paçavrada “faşistlerin lideri” ve “amerikan 6. filosunun İstanbul’a geldiği zaman yaşanan olayların sorumlusu” şeklinde hedef gösterilen Türkçü gazeteci-yazar İlhan Darendelioğlu‘nun Adalet Partisi milletvekili olduğu dönemde, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan adlı teröristlerin idam dosyalarının meclis onayına sunulduğu gün T.B.M.M. kürsüsünde yaptığı konuşma esnasında sarfettiği “Bugün burada karara bağlayacağımız konu, elini kana bulamış, hıyaneti ve mutasavver cinayeti tespit edilmiş üç komünist anarşist hakkındaki idam cezasının uygulanması, bir formalitenin yerine getirilmesidir…” şeklindeki sözleri yıllar boyunca Aydınlık adlı paçavrada kasıtlı olarak sık sık yayınlanmıştır. Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği Genel Başkanı, 37 yıl boyunca kesintisiz yayınlanan aylık Türkçü dergi Toprak’ın sahibi, Ortadoğu Gazetesi’nin başyazarı ve “Türkiye’de Milliyetçilik Hareketleri”, “Türk Milliyetçiliği Tarihinde Büyük Kavga”, “Nazım Hikmet Vatan Şairi mi, Vatan Haini mi?”, “Türkiye’de Komünizm Hareketleri” gibi eserleriyle Türk gençliğine ışık tutan yiğit Türk evladı İlhan Darendelioğlu’nun 1979 yılında komünist katiller tarafından şehit edilmesinin başlıca sebebi, Aydınlık adlı paçavrada yapılan yayınlar suretiyle hedef gösterilmesidir…

Buna benzer yüzlerce örnek vermek mümkündür…

Yukarıda saydığımız tüm bu icraatların sahibi Perinçek, günümüzün en hızlı milliyetçilerinden (!) biri haline geldi. Henüz birkaç sene önce parti teşkilatlarının binalarına PKK bayrağı astırdığı için cezaevinde yatan bu tescilli vatan hainini, bugün elinde Türk bayrağı, dilinde “ulusalcı” söylemler ile her ortamda sıkça görmekteyiz. Sadece Perinçek’i görsek gene iyi; beş – altı sene öncesine kadar marksizmi savunduğu halde birdenbire Türkçü kesilen kerameti kendinden menkul “Türk aynştaynları”, MHP’den çeşitli sebeplerle dışlanan yanardönerler ve kendi ideolojilerinin çöktüğünü görünce milliyetçilik mefkuresini iyice sulandırıp yumuşatılmış sol ile sentezlemek suretiyle icad ettikleri “ulusal solculuk” fikrini piyasaya sürerek “Türkçülük” adı altında pazarlamaya çalışan bilumum sahte Türkçü takımının Aydınlık adlı paçavrada toplandığını görüyoruz. Bu kişiler Perinçek’in kim olduğunu, geçmişteki icraatlarını ve bugünkü amacını bilmiyorlar mı? Elbette biliyorlar. Bildikleri halde Perinçek gibi tescilli bir vatan haini ile işbirliği içerisine girmelerinin sebebi nedir? Cevabı çok basit: Doğru düzgün bir lidere sahip olmadığı için lider arayışı içerisine giren milliyetçi kesimi kendi eksenlerine çekerek sandıktaki oy haline dönüştürebilmek…

Nitekim Perinçek’in dört koldan birden milliyetçi gençlere çengel attığını görmekteyiz. Konuya hakim arkadaşlarımız, İşçi Partisi teşkilatlarında “Türk’e kefen biçenin ölümü korkunç olur!” sloganlarının atılmaya başladığını söylüyorlar. Bu sözün sahibi büyük Türkçü Nihâl Atsız eğer bugün yaşasaydı, Perinçek’in suratına tükürmeye bile tenezzül etmezdi ama 20′li yaşlardaki gençlerimiz bu sahte söylemlere kolayca kanıyorlar. Okumuyorlar, araştırmıyorlar; bugün elinde Türk Bayrağı ile Kıbrıs mitinglerinde vatanseverlik gösterileri yapan bu sahtekarların beş sene önce kimlerle ne yaptığını öğrenme ihtiyacı hissetmiyorlar. Bir kısmı ise neyin ne olduğunu bildiği halde maalesef hiç aldırış etmiyor, “dün dündür, bugün bugündür” mantığıyla hareket ederek Perinçek’e hoş gözle bakıyor.

Hülasa, Aydınlıkçı takımı milliyetçilerin arasına fena sızmıştır, kirli bir oyun oynanmaktadır… Bu acizane satırları okuyan genç kardeşlerimize tek bir tavsiyemiz olur: Perinçek’e hiçbir şekilde inanmayın, güvenmeyin. Onunla birlikte hareket edenlere de güvenmeyin… 1960′lı yıllardan bu yana önce sol terör, sonra da PKK terörüne şehit verdiğimiz binlerce Türk evladını unutmayın. Tescilli vatan haini Perinçek, tüm bu olayların içerisinde doğrudan veya dolaylı bir şekilde yer almıştır. Bunu sakın unutmayın…

18 Aralık 2002

Mayıs 28, 2007 - Yazar | Diğer, Fotoğraf, Fotoğraf Arşivi, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Kim Kimdir?, Pkk, Siyasetçiler, Son Dakika, Türkçe, Turkiye, Vatan Hainleri

21 Yorum »

  1. Bizleri aydınlattığınız için teşekkür ederim gün gözümüzü dört gözle açma zamanı ve şehit kanıyla sulanan bu vatanı bu çapulculara bırakmama zamanıdır…

    Yorum tarafından Tuba Çakmak | Mayıs 29, 2007 | Cevapla

  2. Mehmet Ali Birand da zamanında gidip teröristbaşı ile görüşmüştür.

    Hele görüşme videosunda bastıra bastıra bir PE-KE-KE deyişi var ki evlere şenlik…

    Yorum tarafından Edip Toprak | Mayıs 29, 2007 | Cevapla

  3. Diyarbakır’da bugün İşçi Partisi tarafından “birlik ve kardeş” sloganıyla miting düzenleniyor. Tabii sloganı okuyunca insanın birlik ve kardeşlik kelimelerinin güzelliğinden ve anlamından etkilenmemesi elde değil.

    Kardeşlik, en basit deyimiyle insanların birbirlerini tanıyıp tanımamalarını, aynı anne ve babaya sahip olup olmamalarını dikkate almadan her insanı kucaklayabilmek anlayışıyla bakıldığında gerçekten daha da manalı oluyor.

    Birlik, ayrışmanın, ötekileşmenin ve ötekileştirmenin bugün ki kadar yoğun olduğu Türkiye ortamında bu güzelim memlekette pek tabii ki manidardır.

    Fakat işin içinde İşçi Partisi ve Doğu Perinçek olunca bir süre düşünüyor insan doğal olarak.

    Çünkü bir geçmiş var ulu orta duran. Bunu nasıl yok sayabiliriz ki bugün Perinçek ve İşçi partisi’nin yaptıklarına bakınca.

    1991 ve 1992 yılında gidip PKK kamplarında Abdullah Öcalan ile görüşen kimdi?

    Tabii ki Doğu Perinçek’ti!

    Bugün kardeşlik çağrısı yapan Perinçek ne kadar samimi ona dikkatle bakmak lazım. Geçmişte, Kürtlerin Türklerden daha köklü tarihe sahip olduğunu savunan da yine Perinçek’tir.

    Buyurun okuyalım! 1994 yılının Kasım ayında yayınlanan Bilim ve Ütopya Dergisinde aynen şunları yazıyor Perinçek…

    “Orta Asya’da Ötüken ormanlarında bir Türk Milleti vardı. Veya Bilge Kağan’ın zamanında, 6. ve 7. yüzyıllarda Göktürkler zamanında bir Türk Milleti vardı –diye iddia etmek- bunlar tarihsel gerçeklerle hiçbir ilgisi olmayan, saçma sapan görüşlerdir. Göktürkler zamanında bir Türk Milleti yoktu. Daha sonra Selçuklular, Osmanlılar zamanında da bir Türk Milleti yoktu” dedikten hemen sonra da şunları ekliyor “Kürtler Ortadoğu’nun en eski haklarındandır. Kürtlerin tarihi hakkındaki bilgimiz MÖ 2000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Kürtlerde yazılı edebiyat 11. yüzyıldan beri başlamıştır. MÖ 2000 yıllarına ait iki Sümer eşik taşında Kardaka adlı bir ülkenin varlığından söz edilmektedir. Karduklar Kürtlerin atalarıdır.”

    Tabi böyle düşününce sonuç ortaya şöyle çıkıyor.

    Türk tarihinin önemli isimlerinden biri olan Bilge Kağan Türk bile değildir fakat Kürt olabilir veya Perinçek’in sözünü ettiği Korduklar Kürttür.

    Haliyle buradan da kendi tarihinin binlerce yıllık bir geçmişi olduğunu iddia eden kişiler ve tarihçiler ise Perinçek’e göre saçma sapan idiaalar ortaya koymuşlardır.

    Hadi bu sözlerini görmedik duymadık diyelim İşçi Partisi Perinçek’in…

    Peki, Lozan ile ilgili geçmişten bugüne gelen sözlerindeki tutarsızlığa duyunca ne yapacaksınız?

    Geçtiğimiz günlerde Ermeni Soykırımı ile ilgili davaya katılmak için yurtdışına çıkan Doğu Perinçek ve partili arkadaşları Lozan sokaklarında “Lozan’a Dokundurtmayız” diye pankart açıp sloganlar atmışlardı.

    İyi de sen değil miydin “Ankara hükümeti, Lozan’da emperyalistlerle anlaştı…” diye Lozan ve o dönemi yorumlayıp mahkûm eden.

    Geçmişte, Kürt sorunuyla ilgili tartışmalar alevlenince sen değil miydin aşağıdaki sözleri söyleyen?

    “Kürt milleti, kendi kaderini tayin etme hakkına sonuna kadar sahiptir…”

    Birkaç paragraf yukarıda yazdım. İsviçre’de süren “Ermeni Soykırımı” konulu davada gidip, Anadolu topraklarında Ermeni Soykırımı olmadığını kanıtlamaya çalışan Doğu Perinçek, bakın yine geçmişte bu konuya dair ne demişti?

    “İttihatçı kompradorlar, yüz binlerce Ermeni’yi katletti…”

    Ben, İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek’in sözlerindeki bu tutarsızlıklarının farkında olan Türklerin de Kürtlerin de mitinge pek rağbet edeceklerini, pek istekli ve alakadar davranacaklarını da düşünmüyorum.

    Şimdi, tüm bu alıntıları okuyunca ne düşünürsünüz bilmem. Ben, sadece sizlere Doğu Perinçek’in dün söylediklerini bugün reddettiğini bugün söylediklerini de yarın reddedebileceğini ve böyle bir ihtimal olmasını düşündüğüm için yazdım…

    Yorum tarafından Temel Reis | Haziran 10, 2007 | Cevapla

  4. DiyeLimKi Doğu Perinçek ÖcaLan iLe görüştü. Bu görüşmede atLadığınız ve görmezden geLdiğiniz bir nokta var Ki bu da Perinçek’in ÖcaLan itiyLe ”gazeteci sıfatıyLa” görüştüğüdür.. Peki şuan da başbakan sıfatıyLa ortaLıkta doLaşan v öcaLan itine sayın öcaLan diye sesLenen RTE, Barnazi iLe ”hangi sıfatLa” görüştü?????

    Yorum tarafından gencTurK | Haziran 23, 2007 | Cevapla

  5. Teşekkür ederim hazırlayanlara. Bu yazıyı mailimle tüm arkadaşlarıma göndereceğim. Yazıda ayrıca çok önemli bi noktaya değinilmiş. “Gençlerimiz gerçekleri okumadan araştırmadan önüne ne konulursa onu almaktalar”. Bu siteyi takip edeceğim artık. Mail adresime de bu gibi haberleri -eğer gönderiyorsanız- gönderebiliriseniz sevinirim.

    Yorum tarafından Erdinç ATABEK | Temmuz 14, 2007 | Cevapla

  6. sülo bak vatan hainini.

    Yorum tarafından szccc | Temmuz 15, 2007 | Cevapla

  7. tamam iyi de; dogu beyi pek sevmem de, bariz photoshop’ta yapılmış resimler. renk uyumu kafa buyuklugu vs, milleti kandırmayın, kimilerinin gunahini almayin.

    Yorum tarafından onemsiz | Ağustos 5, 2007 | Cevapla

  8. Doğu perinçek in kendisidahi yalanlamıyor bu görüşmeleri..
    Doğu Perinçek in kendi Sitesine girerek yaptığı açıklamaları görebilirsiniz.

    Yorum tarafından delizenciler | Ağustos 6, 2007 | Cevapla

  9. DOGUS PERINCEK HAYIN DEGIL DIR , GERCEK VATAN SEVER ODUR ABDULLAH ÖZELAN LA CEKIL DIGI RESIM SUDUR.’
    OZAMAN GAZETECI YDI ABDULLAH ÖZALANA GITI VE DEDI KI ´´ ÖZALAN BAK BRAKIN SILAH LARINIZI VE BIZA KATILIN TÜRKIYEYE KATILIN OLMAZ BU BÖYLE.
    SIMDUI HERKEZ DIYOR KI O BI VATAN HAYI NI

    Yorum tarafından DOGUS | Ağustos 12, 2007 | Cevapla

  10. çok teşekkür ederim bütün gençler adına belgeleriyle ispatlayarak aklımızdaki şüpheleri giderdiğiniz için.bu tür konularda okuduğumuz yazıların öncelikle doğruluğunu arştırmalıyız, soruşturmadan inanmamalıyız.belki çoğu kişi işçi partisinin bu yönlerini bilimiyordu ve bilmediği için bu kadar eleştirilere maruz kalan abdullah güle olan güvenini yitirebilirdi.yine söylemek istiyorum önemli siyasi insanlar hakkında söylnen bazı iyi veya kötü şeylerden iyice emin olunduktan sonra tartışılmalı çünkü çoğu inan kulaktan dolma biligilerle kimi ne için savunduğunu bilmeden ortamı geriyorlar huzuru bozuyorlar

    Yorum tarafından onyedi | Ağustos 15, 2007 | Cevapla

  11. Aynı adamın seçmeni Abdullah Gül’ün seçilmesini protesto ediyodu 28 Ağustosda.

    Yorum tarafından theturk | Ağustos 30, 2007 | Cevapla

  12. bu adam vatan hainidir.. Hadi diyelim gazeteci iken gitmişte felanda beyni yıkanmış gençlere acıyorum .. Partisinin simgesi sözde kurdistan bayrağı olan bir insan ve mehmetçiğe kurşun sıkan ellerle tokalaşan vatan hainidir. Ergenekon terör örgütüdür. Hep muhafazakar ailerlerin çocukları şehit oluyor neden sizce hep şehit cenazelerinde muhafazakar insanları görüyoruz.

    Ordu içinde bunu gibi hainler olmasa idi şimdi terör olmazdı.

    Yorum tarafından Paşalı | Temmuz 25, 2008 | Cevapla

  13. sizin dediklerinizin hepsini götünüzden çıkarıonuz hepsi yalandır perinçek ile apo zaten ark lar nie apoya desinki
    silahlarınızı bırakın
    apo
    istese onuda
    örgüte
    alırdı , zaten terörden yanaydı perinçek siyaset dionuz ne siyaseti siyasetmi
    var türkiyde o kadar kendinize göveniosdanız gidin yunana saldırın göt korkusumu var sizde hadi gidin neyse bu kadar size yeter kapak olsun iki kapak daha alın gidin kendinize öküz alın marketten

    Yorum tarafından alemci | Ağustos 8, 2008 | Cevapla

  14. Hemen zokayı yutmuşuz bakıyorum.Apo ile Perinçek taa üniversite yıllarından arkadaş.Ve perinçek gibi o kamplara giden bir sürü gazeteci muhabir v.s var.Perinçek o ziyareti gazeteci sıfatıyla gerçekleştirdi ve Apoya ”Amerikanın Israilin peşinden gitme,bu yol yol değil,bu işe bir son ver bu insanlarıda evlerine gönder” şeklinde tavsiyelerde bulundu ki bu açıklamalar Mit raporlarında da mevcut olmalı.Tabi boyalı basın hadiseyi cımbızlıyarak milletin önüne koydu.İşin aslını bilenler zaten biliyor bilmeyenlerin hali de ortada.

    Yorum tarafından ali sedat karamanoğlu | Ağustos 21, 2008 | Cevapla

  15. yazıklar olsun. apo da perinçek de zaten aynı yolun yolcusu. hepsi komünizmin ve sosyalizmin yayılması için mücadele eden hainlerdir. ama biz ne boşevikiz ne de sovyetiz. bu ülke topraklarına komünizmin K sını daha sokmayacağız!..

    ÜLKÜCÜ GENÇLİK

    Yorum tarafından VATAN | Ağustos 30, 2008 | Cevapla

    • Perinçek Abdullah Öcalan ile niçin görüştü?

      DOĞU PERİNÇEK’İN
      APO İLE GÖRÜŞMESİ

      1. GÖRÜŞMENİN ZAMANI VE NEDENİ

      Görüşme ne zaman oldu
      Perinçek, 1989 Ekim ayında ve 1991 Nisan ayında Abdullah Öcalan ile iki kez görüştü. Perinçek, o zaman İP Genel Başkanı değil, 2000’e Doğru dergisinin Genel Yayın Yönetmeni idi. Türkiye’nin hemen hemen bütün önde gelen gazetecileri, Güneri Cıvaoğlu, Fatih Altaylı, Hasan Cemal, Mehmet Ali Birand, Cengiz Çandar ve diğerleri de, Apo ile görüşmeler yaptılar. En son MİT Müsteşarı Emre Taner’in Apo ile görüşmesi basına yansıdı (Hürriyet, ….2005).

      Sistemin istihbarat servislerinin ve gazetecilerinin Apo ile görüşmesine ses çıkaran yok. Ama Batı işbirlikçisi sistemin denetimi dışında, Türkiye için, Türkiye halkı için, görüşme yapılınca, yıllardır sistemin bütün güçleri seferber edilerek kapsamlı bir propaganda kampanyası yürütülüyor. Görülüyor ki, bir tek Doğu Perinçek’in görüşmesi, ABD merkezli sistemi rahatsız etmiş. SüperNATO merkezli psikolojik savaşın boyutları, Doğu Perinçek’in mücadelesinin etkisini ve büyüklüğünü gösterir.

      Perinçek, Apo ile niçin görüştü?
      Perinçek’in amacı, Batı devletlerinin, özellikle ABD’nin Körfez Savaşı öncesi ve başlangıcında, Kürt sorununa müdahale zeminlerini daraltmaktı. Nitekim görüşme bu eksen üzerinde cereyan etmiştir. Görüşmeden sonra yayınlanan çeşitli yazılarda “Apo Perinçekçi olmuş” yorumları yapıldı. Apo’nun bu görüşmelerdeki vurguları şöyleydi: Bende Kürtlük aşkı yok. Türkiye’nin Aydınlanma hareketinin bir parçasıyız. Başlangıçta TC düşmanlığı yok. Bulgaristan’ın Türklere baskısı. Eski Genelkurmay Başkanı Üruğ’a suikast. Mustafa Kemal’in Kürtlere müracaatı. Avrupa bana tapulansa da… Amerika gitsin okyanusun ötesine. Tıpış tıpış Sevr’e yürüyorlar. Amerika varsa özgürlük olamaz. Sevr’in hortlatılmasında AT, Özal ve diğerler var. Evet Keloğlan’la birleşeceğiz, Özgürlüğe sarılan Türkiye özlem. Birliği devrimle gerçekleştirmek vb.

      Özetle Perinçek, ABD’nin Yeni Dünya Düzeni projesiyle bölgemizde milliyetleri ve mezhepleri birbirine düşürmek istedikleri koşullarda, Türkiye’nin ve halkın birliğine hizmet eden bir çaba gösterdi. Abdullah Öcalan, yakalandıktan sonra verdiği ifadede görüşmeyi şöyle özetledi: Perinçek, bize ABD’nin ve Avrupa’nın peşinden gitmeyin. Bu yoldan bir yere varamazsınız. PKK’yi dağıtın, Türkiye’nin bütünlüğü içinde yer alın telkinlerinde bulundu (Apo’nun ifadeleri ve Hürriyet, 18 Mart 1999).

      Perinçek, Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’ndaki siyasetini uyguladı
      Büyük Devrimci Önder Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı başlarında İngiliz emperyalizminin Kürt sorununu kullanmasına karşı hangi siyaseti izlediyse, Perinçek de o siyaseti izledi. Perinçek de Atatürk gibi, Kürtlerin “Kürdistan Teali Cemiyeti” gibi Batı güdümlü ayrılıkçı örgütlerde değil, Müdafaai Hukuk Cemiyeti gibi milli ve devrimci örgütlerde Türklerle birlikte örgütlenmesini savundu. Mustafa Kemal’in çeşitli Kürt liderleriyle ilişkilerinde ve yazdığı yazılardaki tavrı ne ise, Perinçek’in tavrı da, o’dur. Bu tutum, Amasya Tutanağı’nda, Erzurum ve Sivas Kongresi Nizamname ve Beyannameleri’nin birinci maddelerinde ifade edilen saptama ve politikalara dayanır. Türk ve Kürdü birleştirmek; Türkiye’ye yönelik tehditleri göğüsleme ve Cumhuriyet Devrimi’ni tamamlama görevinin gereğidir. Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nı aynı zamanda Kürtleri kazandığı için başarmıştır.

      Ucuz değil doğru ve cesur politika
      Bugün de izlenmesi gereken politika budur. Perinçek, halk kitlelerini avlamaya yönelik ucuz politikaların adamı değildir. Arkadaşlarıyla birlikte gereğinde tehlikeleri üstlenir ve çözüme yönelik doğru ve cesur politikaları üretir ve izler.

      Erdal İnönü-Deniz Baykal’ın yönetimindeki SHP, PKK ile seçim ittifakı yaptı. Çeşitli partilerin başkanları, Apo’nun dört-beş kademe altındaki yöneticilerle görüşmeler yapar. Mehmet Ağar, “Abdullah Öcalan’a çok iş düşüyor” diyerek, Apo’yu federasyonlaşmada muhatap haline getirir. Devlet Bahçeli, İran’daki Azerileri kışkırtıp, ABD’nin Türkiye’yi İran ile karşı karşıya getirme ve Kürdistan’ı büyütme politikasında rol üstlenir. ANAP, DYP, CHP, DSP, MHP ve AKP, iktidar dönemlerinde Çekiç Güc’e oy verir,Habur kapısını açık tutar ve ABD ile birlikte Kukla Devlet’i kurarlar; Apo ile birlikte AB üyeliğini savunurlar. Bunlar sistem içindeki uygulamalardır ve hücuma uğramaz. Ama sistemin dışındaki girişimler, sistemin psikolojik savaş kampanyasının hedefidir.

      Halkımızın her kesimi üzerindeki baskılara ve eşitsizliklere karşı mücadele etmek görevimizdir
      Perinçek’in önderlik ettiği Parti’nin Güneydoğu bölgesi halkımıza yapılan baskılara karşı çeşitli düzlemlerde yürüttüğü mücadeleler de eleştiri konusu olmaktadır.

      Partimiz, Körfez Savaşı öncesinde veya sonrasında, Kürt halk kitleleri üzerindeki baskı ve eşitsizliklere karşı kararlı olarak mücadele etti. Türkiye’nin birliğinin ve bağımsızlığının eşitlik ve özgürlük sağlanarak, sağlam bir temele oturtulacağını savunduk. Türkiye, Kürt kitlelerinin taleplerini karşılamalı ve kendi Kürdünü kazanmalıydı. Bu tavrımız doğrudur. Doğu Perinçek’in önderlik ettiği İşçi Partisi, her zaman halk kitleleri üzerindeki baskı ve eşitsizliklere karşı mücadele etti. Bu mücadeleyi, ABD emperyalizmine karşı bütün milletimizin birliği açısından yürüttü.

      Eğer Türkiye Perinçek’in tutumunu benimseseydi
      Eğer Türkiye Körfez Savaşı öncesinde Perinçek’in politikasını benimseseydi, Türkiye halkı birleştirilebilir, bölücülük etkisiz hale getirilebilir ve bugünkü bölünme ve parçalanma tehdidi çok daha zayıf olurdu. 1990 öncesinde Kürtlerin hak ve hukukunu tanımayan hükümetler, daha sonra ABD ve AB’nin dayatmalarıyla İkiz İhanet Yasalarını bile çıkardılar. Türkiye’nin vereceği demokratik hakları Batı devletleri sağlamış oldu. Kürt halk kitleleri böylece Türkiye’ye değil, Batı’ya bağlandı.

      2. ÜÇ AYRI AKLAMA KARARI
      Apo görüşmesinin 2000′e Doğru’da yayınlanması üzerine açılan ceza davalarında, iki ayrı aklama kararı ve bir takipsizlik kararı verilmiştir. (İstanbul 2 Nolu DGM’nin, 27. 6. 1990 tarih, E 1989/277, K 1990/148 ve 4.12.1991 tarih, E 1991/216, K 1991/454 tarihli kararları ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Hazırlık 1997/1777, K 1997/237 sayılı takipsizlik kararı)

      3. PERİNÇEK APO’NUN SHP LİSTESİNDEN
      DÖRT MİLLETVEKİLLİĞİ ÖNERİSİNİ REDDETTİ

      SHP’nin PKK ile seçim ittifakı
      1991 genel seçimlerinde Erdal İnönü-Deniz Baykal’ın yönetimindeki SHP, PKK ile seçim ittifakı yaptı. Ama hiç kimse bu konuda bir kampanya yürütmedi; yürütmez. Çünkü o ittifak, ABD merkezli sistemin içindeydi. Bu ittifakın içine 1991 seçiminde Doğu Perinçek’in genel başkanı olduğu Sosyalist Parti’yi de katmak istediler. Ancak Doğu Perinçek bunu reddetti.

      Öneri nasıl yapıldı
      PKK’nin Avrupa temsilcisi, 1991 genel seçimi öncesinde Perinçek’i Ankara’daki evinden telefonla arayarak, Apo’nun Perinçek’in Partisine, SHP’nin bir protokolla HEP’e verdiği 21 milletvekilliğinden dördünü önerdiğini belirtti. Hatta bu öneride, Diyarbakır, Şırnak ve Mardin gibi illerin birinci sıra adaylığı da belirtildi. Perinçek, öneriyi parti organlarında tartışmaya bile gerek görmeden anında reddetti.

      Perinçek açısından bu öneriyi kabul etmenin herhangi bir tehlikesi de yoktu. Perinçek ve arkadaşları, SHP listelerinden milletvekili olacaklardı. Ama Perinçek’ler için mesele, milletvekili veya bakan olmak değil, Türkiye’nin bağımsızlığına, bütünlüğüne ve emekçilere bağlı bir çizgide ısrar etmekti.

      Öcalan’ın Milliyet, Sabah’a ve Gündem gazetelerine açıklaması
      Bizzat Apo, 1991 yılı sonunda, Milliyet ve Sabah gazetelerine yaptığı açıklamalarda, Perinçek’e dört milletvekili önerdiğini ve parlamentoya girerek, SHP listesinden seçilecek 21 milletvekilinin başına geçmesini rica ettiğini açıklamıştır (Milliyet ve Sabah, 7 Aralık 1991).

      Apo: “Perinçek tenezzül etmedi”
      Apo, Perinçek’e dört milletvekili önerisini, 3 Mayıs 1993 tarihli Gündem gazetesinde de anlatmış ve bu öneriyi reddettiğimi birkaç kez vurgulayarak dile getirmiştir:

      “Sayın Doğu Perinçek de buraya geldi. İlk pratik politika önerim şu oldu. Dedim ki, bir devrim merkezi var, onun parlamenter sözcüsü ol. Bu güzel bir şey. Eğer bir parlamenter sözcüsü olsaydı, Kürt-Türk birlikteliği de çok iyi gelişebilirdi. Kim kardeşlik istemiyor. Bize ikide bir milliyetçi diyorsunuz. Seni kendi ülkesinde ve devrimin bir merkezinde milletvekili adayı önerecek kadar Enternasyonalizme yatkınlık gösteren bir hareket mi milliyetçidir, yoksa buna tenezzül etmeyen, kendini çok üstte gören bir anlayışın sahibi mi milliyetçidir? Ve ben fazla anlamlı bulamadım…Tenezzül etmediler.” (Gündem, 3 Mayıs 1993)

      Öcalan, Hasan Cemal ile söyleşisinde de gerçeği söyledi
      Yine Öcalan, Hasan Cemal’e 14 Nisan 1993 günü yapılan söyleşide, Doğu Perinçek’in SHP listesinden milletvekilliği önerisini reddettiğini belirtmektedir (Hasan Cemal, Kürtler, s.39)

      Perinçek, SHP-PKK seçim ittifakına niçin katılmadıklarını Anayasa Mahkemesi’nde anlattı

      Apo’nun SHP listesinden dört milletvekilliği önerisini niçin reddettiğimizi ve PKK ile SHP arasındaki seçim ittifakına niçin katılmadığımızı, 12 Mayıs 1992 günü Anayasa Mahkemesi’nde yaptığım savunmada anlattım. Anayasa Mahkemesi tutanağından aynen aktarıyorum:

      “Bugün koalisyonu paylaşan Sosyal Demokrat Halkçı Parti’nin listeleri içinde milletvekillikleri bize teklif edilmiştir. Bakın şimdi çok önemli bir şeyi açıklayacağım. PKK Genel Sekreteri Abdullah Öcalan, Milliyet ve Sabah gazetelerine açıkladığı için ve gazetelerde yazıldığı için bunu söylüyorum. Orada diyor ki, ‘Sosyalist Parti’ye, bize SHP’den verilen milletvekilliklerinden 4 tanesini vermek istedik. Reddettiler bizi.’ Demek ki, SHP seçimlere girerken PKK’ya 21 tane milletvekilliği vermiştir. PKK da bunun 4 tanesini Sosyalist Parti’ye önermektedir. ‘Gelin 4 tane de size verelim, ayrı parti olarak girmeyin, hepimiz SHP olarak girelim’ demiştir. Sosyalist Parti bunu reddetmiştir. Demiştir ki, ‘ben ayrı, bağımsız bir partiyim, fikirlerim var, hiç kimsenin sırtından da Meclis’e girmem, ayrı kimliğimle ve kişiliğimle toplumun karşısına çıkarım’. Ben bunu niçin söyledim?… Bunu şunun için söyledim: En yasadışı olan PKK bile Türkiye’de yasal politik hayatın içine girmiştir. O kadar içine girmiştir ki, Parlamentoda sandalye pazarlığı yapabilmektedir. İktidar partileriyle anlaşmalar yapabilmektedir. İktidar partisi olacaklardan milletvekillikleri alabilmektedir ve o aldığı milletvekilliklerini sağa sola dağıtabilmektedir. Teklif de edebilmektedir.”

      4. REKOR KIRAN FOTOĞRAFLAR

      Perinçek’in Abdullah Öcalan ile görüşme fotoğrafları
      Bu fotoğrafların gizli saklı bir tarafı yoktur. Perinçek, 2000’e Doğru Genel Yayın Yönetmeni olarak Apo ile görüşme yaptı ve görüşme dergide yayımlanacağı için fotoğraflarla da görüntülendi. Görüşme sırasında hem 2000’e Doğru muhabiri hem de PKK görevlileri fotoğraf çektiler. 2000’e Doğru, kendi çektiği fotoğrafları yayımladı. Basında kampanya halinde çıkan fotoğraflar ise, ilginçtir PKK’nin çektiği fotoğraflar.

      Perinçek, ne zaman Türkiye’yi savunan bir meseleyi kamuoyu önüne getirse, ne zaman ABD emperyalizminin planlarını bozsa, Apo ile görüşme fotoğrafları, basında boy gösterir. Bu görüntüler, son on yılda en çok yayımlanan fotoğraf ünvanını kazanmış bulunuyor.

      MİT fotoğraflar karşılığında PKK’ya ne verdi?
      Daha önemlisi, fotoğrafların MİT’e PKK tarafından teslim edilmiş olmasıdır. Perinçek’in Apo ile görüşmesinin fotoğrafları 2000′e Doğru dergisinde çıkmıştı. Hatta Apo’nun Perinçek’e karanfil uzatan bir fotoğrafını derginin kapağında yayınlanmıştı. Bu fotoğraflardan utanılsa, herhalde yayınlanmazdı. Nitekim bütün gazeteciler, Güneri Cıvaoğlu, Fatih Altaylı, Hasan Cemal, Mehmet Ali Birand, Cengiz Çandar ve diğerleri kendilerinin Apo ile görüşme fotoğraflarını yayımladılar. Ancak Şeriatçı-Ülkücü gazetelerde yayınlanan fotoğraflar, 2000’e Doğru’nun çektikleri değil. Bunlar, PKK’nin MİT’e gönderdiği fotoğraflar. Bu fotoğraflar karşılığında MİT’in PKK’ye ne verdiği araştırılmalıdır.
      Fotoğraf bombardımanının arkasında MİT içindeki CIA ekibinin bulunması, yapılan işin karakteri gereğidir. Türkiye düşmanı güçler, Sevr tehdidine karşı en kararlı tavrı alan İşçi Partisi’ni yıpratabilmek için ne yapacaklarını şaşırmışlardır.

      Yüzlerce kez yayınlanan bu fotoğraflar, İşçi Partisi’nin ve Doğu Perinçek’in hiçbir açığının, hiçbir lekesinin bulunmadığının en güzel kanıtıdır. Bütün MİT dosyaları karıştırılmış, CIA’dan yardım istenmiş, İşçi Partisi’nin bir açığını bulmak için özel araştırma birimleri kurulmuş, telefonlar yıllarca dinlenmiş, ancak bir şey bulunamamış ve bir dergi röportajında çekilip, benzerleri yayımlanmış fotoğraflara muhtaç kalmışlardır.

      Mit raporlarındada mevcuttur. kapayın çenenizi işinize bakın

      Yorum tarafından Kaya Ateş | Eylül 12, 2010 | Cevapla

  16. Ne gariptirki bu şerefsizler Trkiyede bizlerden daha iyi geçimlerini sağlıyorlar.Bu ülkede birşeyler elde etmek için vatan hainimi olmamız lazım.Perinçek gibi adamların hala cezalandırılmamaları;diğer lerineyeşil ışık yakıyor.nEDEN ABD Yİ BÖLMEYE ÇALIŞANLAR İDAM EDİLİUYODA TÜRKİYEDE İNSAN HAKLARI DİYE EN GEL KONULUYOR.BİZİ BİZ YÖNETMİYORUZ AÇIKCA BELLİ.ÇOK ASİL MİLLETTİK MAALESEF KİRLENDİK

    Yorum tarafından ERDAL | Ocak 10, 2009 | Cevapla

  17. Hadi diyelim ki Dogu Perincek Apoya telkin vermek icin Devlet adina gitti,peki kendi görüslerini yansittigi asagidaki yazida belli olmuyor acikca bölünmeye istedigi.Nasil bir vatanseverdir bu kisi.Hadin diyelim devlet adina yapti ,her dönem devleti yönetenler vatansevermiydi onlarin yaptigi politiklar dogrumuydu.Apoya suikast yapilacagini haber veren Mesut Yilmaz ,vatan hainligi ile yargilanacagina neden simdi milletvekili.
    Atatatürk,gencligi hitabesinde ileriyi görerek ne güzelde söylemis.Ìcerde ve disarda hainler olabilir.. diye.Gencligin görevi bunlari ayirt etmek ve yönünü ona göre tayin etmektir..
    Aşağıdaki sözler İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’e aittir:

    “Kürt sorununa çözüm demokratik, federal, emekçi cumhuriyetidir. Türk milliyetçisi ve piyasacı düzen partileri Kürt illerinde iflas etti… Kürt milleti kaderini tayin hakkına kayıtsız şartsız sahiptir. Eğer isterlerse ayrı bir devlet kurabilir. Emekçilerin çıkarı, tam hak eşitliği ve özgürlük temelinde, gönül birliği gerçekleştirmektedir. Kürt illerinde referandum yapılmalıdır. Referandumda ayrılığı savunanlar da özgürce propaganda yapabilmelidir…”

    (Doğu Perinçek, 2000′e Doğru Dergisi, 15 Eylül 1991)

    Yorum tarafından yilmaz | Haziran 13, 2009 | Cevapla

  18. ben bu fotoğrafları hatırlıyorum tvde ,mehmet ali birandıda hatırlıyorum,ozmanlar pkkyla nerdeyse barış yapılacaktı,öcalan da böyle açıklamalar yaptı,bana göre Türkiye buna inanmaması lazımdı,tvlerde böyle fotoğraflar çıktı,sonra birşeyler oldu,pkk anlaşmayı bozdu,sanırım öcalan bunu kullandı,öcalan kenyada yakalandığında da “Kürtler dönektir,dedi,bağımsızlık falan söyleyince hemen dönerler dedi”,biz kendimizden şüphe etmeye başladık,halbuki öcalan yakalamandan önce onlardan korkmuyorduk.m.ali birand da pekeke demişti.

    Yorum tarafından hakan | Nisan 20, 2011 | Cevapla

  19. İyi güzel Pkk’yı bende sevmiyorum tamam da size soruyorum eyyy milliyetçi diye geçinen ülkücü gençlik; “Neredesiniz” Pkk’lı köpekler Bostancı Meydanında miting yaparken, kadıköy meydanında miting yaparken siz neredesiniz…. Ben Atatürk’ün izinden giden Türk evladı kendim gibi insanlar arıyorum etrafımda siz neredesiniz?

    Yorum tarafından kerim gündoğdu | Mayıs 21, 2011 | Cevapla

  20. pkk ve amerika sempatizmanlarının türkiyeye yaptığı kalleşlik

    Yorum tarafından fatih ayfer | Haziran 5, 2011 | Cevapla


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: