VaTaN

► "Mahzenden Göklere" ◄

Neden Hz.Ali değil de Hz.Ebubekir?

Okurun sorusu ilginç: “Neden ilk Hz. Ali değil de Hz. Ebubekir halife tayin edilmiş? Ancak ilahiyatçcı Prof. Süleyman Ateş’in bu soruya verdiği yanıt sorudan daha ilginç:

Prof. Süleyman Ateş‘in bugünkü köşesi

Neden önce Hz. Ali değil de Hz. Ebubekir Halîfe oldu?

Hocam, bize biraz Hz. Muhammed sonrası dönemi anlatmanız mümkün mü? Meselâ neden ilk Hz. Ali değil de Hz. Ebubekir halife tayin edilmiş? Açıkçası Hz. Muhammed sonrasını çok merak ediyorum, ama size tam bir soru yöneltebilecek kadar birikimim yok. Çağla Çayır

CEVAP: Evladım, bu konu seni neden ilgilendiriyor? 1400 yıl önce vuku bulan siyasi bir olayı bu güne taşımak ne fayda sağlar? Tarihin seyrini mi değiştireceksiniz? Bunu kaşıyanlar, sadece bölünmeye hizmet etmiş olurlar. Şunu iyi bilin ki İslâm’da saltanat yoktur. Bir kere Hz. Ebubekir tayin edilmedi, seçildi. Hz. Peygamber’den sonra niçin Ali halife olacakmış? Peygamber saltanat mı kurdu ki amcasının genç oğlu ve damadı Ali halife olsun? Eğer Hz. Ali Peygamber’in damadı ise Ebubekir ve Ömer de onun en yakın arkadaşı ve kayınpederleridir. Ebubekir’in de, Ömer’in de kızı Peygamberimizle evli idiler. Osman ise ardı ardına Peygamberimizin iki kızı ile evlendiği için kendisine Zinnureyn (iki Nur sahibi) sıfatı verilmiştir. Hz. Ali onlara göre daha gençti. Allah önce Peygamber’in mağara arkadaşı Ebubekir’i halife yapmakla İslâm’da saltanat olmadığını gösterdi. Eğer Ali halife olsaydı hiç kuşkusuz teokratik bir saltanat kurulacaktı. Her şey Allah’ın takdirine bağlıdır. Allah öyle nasib etmiş. Dört halifenin dördü de Peygamber’in çok yakın arkadaşı idi. Bunların Peygamberimizin ardından yönetici olmalarını Allah takdir buyurmuştur. Yaşlarına ve tecrübelerine göre önce Ebubekir, ardından Ömer, ardından Osman, ardından da Ali Halife seçilmekle bu İlâhî takdir yerini bulmuş ve halk yönetiminin temelini ve ilkelerini koymuş olan Hz. Muhammed’in dini de saltanat sistemine çevrilmemiştir. Peygamberimizden sonraki dönemi öğrenmek istiyorsanız Ahmet Cevdet Paşa’nın “Kasas-ı Enbiyâ”sını, Taberî’nin “Milletler ve Hükümdarlar Tarihi”ni okuyun.

Temmuz 1, 2007 - Yazan: delizenciler | Diğer, Dosya, Genel, Haberler, SoHBeT, Türkçe, Yazilar, islam, tarih, Ümmet | | 15 Yorumlar

15 Yorumlar »

  1. Hakikati inkar edenler ister Prof. olsun ister sadece Hocca olsun ,iste böyle cevap verirler.Oysa Allah Peygamberizin Veda Haccinda Cebrail as. ile Peygamberimize Islamiyeti tamamlamasi icin Vahiyi iletmistir.Peygamberimizde Mekke ile Medina arasinda cölde bulunan Gadhir humda insanlari topluyarak söyle buyurdu.( cok kisaltilmis yazicam )Ben kimin Mevlasiysam bundan sonra Alide onun Mevlasidir duyanlar duymuyanlara iletsin.Ve ebu bekir ile ömer oradaydilar ve Hz aliyi kutlamislardi ama sonra peygambere allahin emirine karsi geldiler saltanat ugruna.Ayrica Ebu Bekir secilmedi Ömerle kendi aralarinda paylastilar yani ebu bekiri ömer halife ilan etti ,Peygamberimizin ailesi Ehli beyt onun cenazesinin defni ile mesgul iken.Bu ne büyük küfürdürkü Allahi yalanlarina alet ederek bilmiyenlerin, süslü cümlelerle ,gözlerini dahada körlestirip hak yoldan uzaklasmasina sebeb olmak.Ama Allah o sözde islam prof.gibilerin hakkinda kurtanda acikca beyan etmistir.Allah öyle insanlardar yüzünü cevirir ,onlari dogru yola cevirmez ve onlarin kulaklarini sagir gözlerini kör ve kalblerini mühürliyerek kendi inanclarinda güclestiri ve her attiklari adimla islamdan dahada uzaklasirlar.istedikleri kadar namaz kilsalar yada oruc tutsalar.dogru ebu bekirin kizi peygamberimizin karisiydi ama gercek karisi hic olmadi olsaydi cocuklari lurdu.Peygamberimizin gercek hanimi hasta oldugu bir vakitte ebu bekir kizini götürdü ve peygamber geri ceviremedi.Daha cok bir ev islerinde yardimci olan bir kadindi.Ama sünniler onu cok sever cünki peygamberimizin vefatindan sonra Ehli beyte Hz aliye karsi cok savasti ve kötülükleri oldu.Zaten Türkiyedeki sünnilerin ilimve bilim kaynaklari Ehli beytin katillerinden oldugu icin professorda ,hoccasida ögreciside siyasetciside böyle cevablar verirler.Kimse peygamberimziin hak ve öz sünnetini onun ailesinden baska bilemez Hz Hasan as. peygamberimizin torunu hilafet ugruna zehirlenmesi icin adamlara para yagdiran Muaviye allahin laneti onun üzerine olsun.Hz Aliyi kufe camisinde secdeye giderkern ensesinden zehirli kilicla yaraliyarak ölümüne sebeb olan yine Muaviye lanetullah sorumludur.ama sünniler muaviyeye bey diye hitap ederler ,sebebide yazmistim,ilim kaynaklari ehli beyt katillerindendir.
    Benden sonra size iki pahi bicilmez emanet birakiyorum,biri Kurani Kerim digeri ise Ehli Beytimdir,bunlar asla birbirinden ayrilmaz Nuh as. gemizi misalidir.Bunlara sarilan kurtulacaktir.
    Ehli Beyt : Hz Muhammed sav. , Hz Ali ,Hz Fatime as.,Hz Hassan as., Hz Hüseyin as.!!!
    Kiyamete kadar istediginiz kadar yalanlarinizi yayin ve hakki inkar edin.Bakalim Ailesinin katillerini koruyan ve onlarin ileri sürdügü yanlis sünnetleri uyguluyanlari Peygamberimizi ümmeti olarak kabuledecekmi? ASLA

    Yorum�Yorumlar yazan: Zeynel | Temmuz 7, 2007 | Yanıtla

    • allah sana akıl versin hidayet versin.Hz Peygamber orada takriben 120 bin sahabiye hitap etti, eğer öyle dedi ise o sahabiler hz ömerin dediğinemi giderdi yoksa Peygamberin dediğine mi..hoca efendinin tarzını beğenmeye bilrisniz ancak doğru bu.. Efendimizin dostlarını, arkadaşlarını ve talebelerini neye benzetiyorsunuz.Talebesine kötü derseniz hocasınıda kötülemiş olmazmısınız. Rasülullah onlara her doğruyu öğretti her hali bilen, mucizelerin sahibi bir peygamber kendisinden sonra sizin dedikleriniz bilmezmiydi.Salatanat düşkünü persi-şiiler sizi..inanın Allahın azabı büyük olur.kuran övmüş, sünnet övmüş yazık yazık

      Yorum�Yorumlar yazan: serkan | Temmuz 9, 2009 | Yanıtla

  2. helal osun yazana yazdiginiz hepsi dogru allahim herzaman dogruyu görmeye nasip etsin

    Yorum�Yorumlar yazan: sabahat | Temmuz 19, 2007 | Yanıtla

  3. Prof. Süleyman Ates CEVAP: Evladım, bu konu seni neden ilgilendiriyor? Cok komik ya gülmem geldi :) . sana Professor diyeni n allah belasini versin.

    Yorum�Yorumlar yazan: hidir | Temmuz 21, 2007 | Yanıtla

  4. ben sunniyim ama hazreti alimi cok seviyorum ve suleyman ates sana da cok kiziyorum..insanlara hele aydin muslumanlara bu sekilde yaklasamazsin.

    Yorum�Yorumlar yazan: tugba | Ağustos 17, 2007 | Yanıtla

  5. Selamlar. Ben bir Azeriyim. Allah senden razi olsun hic olmazsa bu dunyada goruruken gozleri kor olanlar bunlari okusun ve dogru yolu bulsunlar. O ki kaldi PROFOSOR(Suleyman Ates)efedi sizin gulmek yok derin-derin dushunub aglamaniz gerek.

    Yorum�Yorumlar yazan: SHAIG | Ağustos 19, 2007 | Yanıtla

  6. Hz.ALiyi azicik sevenler sayanlar Peygamberin yolundan giderlerdi.Hz.Alinin Islam icin verdigi savasi mücadeleyi görüp onun islami yasadigi gibi islami yasarlar peygamberimize tabi olurlar ve HZ.ALININ yaptigi gibi namazlarini dosdogru kilarlar oruclarini eksiksiz tutarlar zekatlarini da verirler di.
    Tabiri caiz ise Imama kizip orucu bozmazlardi.
    ve ayrica kendilerine ayri bir inanis din yaratmazlardi.Allah dostlarini birbirine düsman gösterenler iftiralarina kendilerini inandiranlar dini bölmek istiyenler yine bunun Hesabini Allaha vereceklerdir.

    Elbetteki Hz.Ali güclüydü zekiydi dirayetliydi..
    Onun yapmadigi iktidar kavgasi 1400 yil sonra kimlere düstü?

    Yorum�Yorumlar yazan: kader | Ekim 1, 2007 | Yanıtla

  7. yav süleyman ateş sen de ne çelişkiler varmış hem bu iş allahın takdiri iledir diyerek kafana göre bi yorum yapıyorsun hem de hz ali ik halife olsaydı teokratik saltanat olacaktı diyerek iftira atıyorsun

    vallahi hz ali halife olsaydı saltanat olmazdı çünkü asıl saltanatı umeyyeoğulları yapmıştır zaten

    Yorum�Yorumlar yazan: neyneva | Temmuz 3, 2008 | Yanıtla

  8. yaziklar olsun bu cirkin sozleri soyleyen yazan yorumculara siz kim oluyorsunuz ki bir profa bu kadar asagilayaci kelimeler kulaniyorsunuz hocam ne yazmisa ne soylemisse agzina diline saglikhocam durmak yok yola devam seni kimse yildiramaz bizler senin arkandayiz sen cahillerin sozune bakma peygamber efendimizede cok laf ve tas attilar ama yinede davasindan donmedi yolunuz acik olsun cahil ve kendini bilmiyen yorumcularda kahr olsun

    Yorum�Yorumlar yazan: ali | Eylül 26, 2008 | Yanıtla

  9. hepinizin şöyle bir sirkelenseniz çok iyi edersiniz ?

    öyle yada böyle.Bir tarafın söylediğini kabul edersek kim kime ne verecek ne değişecek.O zamanlar hata etmiş olanların diyetini şimdinin müslümanları ödemek zorundalar mı ?Hanginizin eline ne geçecek,sen öyle düşün başkasıda başka şekilde ?
    adam araştırmış taramış bakmış ki süleyman ateş in yorumu yerinde,kendi araştırdığı çerçevede bunlar var.tabiki doğru olarak bunları kabul edecek.Diğeri gidip şii alevi kaynaklarından araştırıp daha değişik doğrularla gelecek.Yahu ordamıydınız ki kesin ve kesinn lanet edip yerin dibine sokuyorsunuz.

    hadislerin çoğu sahih olduğu gibi rivayetlerde değişimlerde mevcut göz ardı etmeyelim.Arapçada bir kelimenin birden çok anlama geldiğini aklımızdan çıkarmayalım.Bölünmeyelim müslümanlar.Aklınızı başınıza alın…

    kendinize gelin müslümanlar.

    Yorum�Yorumlar yazan: zarok | Mart 7, 2009 | Yanıtla

  10. ya benim anlamadııım sey siz simdi muslumanlıktan bahsediyosunuz islamiyetten ondan bundan sunnetin yanlış yapıldıından fln ama islamiyetin kesin olan 5 sartı vardır bunları bnm namazım kılınmıstır abdestim alınmıstır orucum tutulmustur diye inkar ediyosunuz sunnetlerin yanlıs gelme ihtimali bi nebze var onun içinde bizimde yanılma ihtimalimiz var sizin de ancak bu bes sartın doğruluğundan suphe yok ve siz alevilerin bu konuda yanlıs yaptıınız apacık ortada , tesekkur ederim…

    Yorum�Yorumlar yazan: yunus | Mart 26, 2009 | Yanıtla

  11. ALİ B. EBÎTALİB’İN (A.S) HZ. PEYGAMBER’İN (S.A.A) VASİSİ VE HALİFESİ OLDUĞUNUN DELİLİ NEDİR?

    Cevap: Önceden de belirttiğimiz gibi Şia, hilâfet ma-kaminin ilâhî tayin ile oluşu hususunda köklü bir inanca sahiptir. Bu bağlamda Şia, Hz. Peygamber’den sonra imamet makammm bazı açılardan nübüvvet makamma benzediğine inanmaktadır. Nasıl ki peygamberi Allah tanıtıyorsa, aynı şekilde peygamberin vasisi de aziz ve yüce Allah tarafmdan tayin edilmelidir.

    Allah Resulü’nün (s.a.a) hayat tarihi de, bu ilkeye tamkhk etmektedir. Zira Hz. Peygamber çeşitli yerlerde Ali’yi (a.s) kendi halifesi olarak tayin etmiştir. Biz burada sadece üç örneğini vermekle yetineceğiz:

    1- Bi’setin Başlangıcında

    Hz. Peygamber (s.a.a), Allah tarafmdan, “En yakin akrabalanm uyar.”1 ayeti gereğince akrabalarını tevhid dinine davet etmekle görevlendirilince, akrabalanm top-ladi ve onlara hitaben şöyle buyurdu:

    “Her kim bana bu yolda yardımcı olursa, o benim vasim, vezirim, yardimcim ve halifem olacaktir.”

    Hz. Peygamber’in (s.a.a) ifadesi şöyledir:

    1-Şuarâ,214

    98 Cevaplıyoruz

    “Sizden kirn kardeşim, vezirim halifem ve içinizdeki vasim olmak üzere bana bu işte yar-dımcı olur?”

    Bu melekutî çağrıya olumlu cevap veren tek kişi, Ebu Talib oğlu AN (a.s) oldu. Bunun üzerine Allah Resulü akrabalarına dönerekşöyle buyurdu:

    “Şüphesiz bu benim kardeşim, vasim ve içi-nizdeki halifemdir, onu dinleyin ve ona itaat e-din.”1

    2- Tebûk Savaş’ında

    Hz. Peygamber (s.a.a) Ali’ye şöyle buyurdu:

    “Harun Musa’ya göre ne idiyse, sen de bana göre o olmak istemez misin? Yalniz benden sonra peygamber yoktur.”2

    Hz. Peygamber (s.a.a) bu sözüyle şunu söylemek is-tiyordu: Nasıl ki Harun, Musa’nm halifesi ve vasisi idiyse, sen de benim halifem ve vasimsin.

    3- Hicret’in Onuncu Yilmda

    Allah Resulü (s.a.a) Veda Haccı’ndan dönerken Ga-dir-i Hum denen yerde Ali’yi (a.s) kalabahk bir topluluk içinde Müslümanların ve müminlerin velisi olarak tamtti ve şöyle buyurdu:

    “Ben kimin mevlâsı isem, bu AM de onun mev-lâsıdır.”

    Burada dikkat edilmesi gereken bir husus, Hz. Pey-gamber’in (s.a.a) sözünün başlangıcında, “Ben size ken-di nefsinizden daha ev/â değil miyim?” diye buyurmasi

    1- Tarih-i Taberî, c.2, s.62-63; Tarih-i Kâmil, c.2, s.40-41; Müs-ned-i Ahmed, c.l, s.lll; İbn-i Ebi’l-Hadid, Şerh-u Nehc’il-Belâğa, c. 13, s.212-215

    2-Siret-ü İbn-i Hişam, c.2, s.520; İbn-i Hacer, es-Savaik’ul-Muh-rika, 9. bab, 2. fasıl, s.121, Mısır, ikinci baskı.

    Hz. Ali’nin (a.s) Hilâfetinin Delili 99

    ve Muslumanlarm da hep birlikte onu tasdik etmiş olma-larıdır. Buna göre şöyle demek gerekir ki Hz. Peygam-ber’in, bu hadiste “mevlâ” kelimesinden maksadı, mü-minlere evlâ olma, onlar üzerinde yetki sahibi olma, on-ların işlerini idare etme makamıdır. Yine şu netice ah-nabilir ki Hz. Peygamber (s.a.a), kendi sahip olduğu evlâ-lık makamını AN (a.s) için de sabit kılmıştır. Nitekim o gün Hasan b. Sabit tarihî Gadir olayını şiire dökmüş ve şöyle haykır-mıştı:

    Gadir-i Hum gününde seslendi nebileri Kulak verip dinledi cümlesi o serveri “Mevlânız kimdir” dedi, “ve de size peygamber?”

    Sessiz kalan olmadı, haykırdılar beraber: “İlâh’ın Mevlâmızdır, sen de bizim nebimiz Velâyet karşıtına rastlamazsın şüphesiz.” Işte o an seslendi: “Kalk ayağa ya AN! Benden sonra imamsm, sensin hidâyet yolu Ben kime me via isem, velisi AN onun Ona sidk ile uyun, onu gönülden sevin.” Sonra “Allâh’ım!” dedi, “Sev Ali’yi seveni Ona düşman olanın, düşmanı ol İlâhi!”1

    Burada Hz. Peygamber şöyle dua etti:

    “Allahim, Ali’nin dostuna dost ol! Ona düş-man olana da düşman ol.”

    Gadir hadisi, Şia âlimlerinin yam sıra üç yüz altmış Ehlisünnet âliminin de naklettigi mutevatir hadislerden biridir.2 Bu hadis, çeşitli senetlerle yüz yirmi sahabîden nakledilir. Büyük Islam alimlerinden yirmi altı kişi de, bu hadisin senetleri ve kanalları hakkında müstakil kitap yazmıştır.

    1- Harezmî el-Malikî, el-Menakıb, s.80; Sibt b. el-Cevzî el-Ha-nefî, s.20; Gencî eş-Şafiî, Kifayet’ut-Talib, s.17 ve diğer kaynaklar.

    100 Cevaplıyoruz

    Müslümanların meşhur tarihçisi Ebu Cafer Taberî, bu hadisin senetlerini ve kanallarını iki büyük ciltte bir a ray a toplamıştır. Daha fazla bilgi için el-Gadir kitabına müracaat edebilirsiniz.

    İmamlar Kimlerdir? 101

    Soru : 17

    İMAMLAR KİMLERDİR?

    Cevap: Hz. Peygamber (s.a.a), kendi hayatı döne-minde açık bir şekilde kendisinden sonra on iki kişinin hilâfet makamına ulaşacağını, bunların hepsinin Ku-reyş’ten olduğunu ve İslâm’ın onların hilâfeti sayesinde izzet içinde hüküm süreceğini bildirmişlerdir. Cabir b. Semure şöyle diyor:

    “Allah Resulü’nün (s.a.a) şöyle buyurduğunu duydum: ‘İslâm, on iki halife sayesinde izzetini sürdürecektir.’ Daha sonra bir şey söyledi ki ben işitmedim. Babama, Peygamber’in ne buyurdu-ğunu sordum. 0 bana, Peygamber’in; ‘Hepsi de Kureyş’tendir.’ buyurduğunu söyledi.”1

    İslâm tarihinde Şia’nın inanmış olduğu On Iki Imam dışında Islâm’ın izzetinin koruyucusu olan başka on iki halife bulmak imkânsızdır. Zira Hz. Peygamber’in tanıt-tığı on iki halife, kendisinden hemen sonra peş peşe ge-lecek olan halifeler olarak tanıtılmıştır.

    Şimdi bu on iki kişinin kimler olduğuna bakalım: Eğer Ehlisünnet terminolojisinde “Hulefa-i Raşidîn” olarak adlandırılan dört halifeyi geçecek olursak, Islâm’ın izzetine sebep olan halifeler göze çarpmamaktadır. Emevî ve Abbasî halifelerinin hayat tarihi, buna açıkça tanıklık etmektedir. Ama kendi asirlannda takva ve sa-kmmanm en açık örnekleri olan Şia’nın On İki İmamı, Al-

    1- Sahih-i Muslim, c.6, s.2, Mısır basimi.

    102 Cevaplıyoruz

    Ian Resulü’nün sünnetinin koruyuculari olup sahabe, tâ-biîn ve sonraki nesillerin teveccühünü kazanmış, tarihçi-ler onlarin ilim ve güvenilirliğine tanıklık etmislerdir. On Iki Imam şunlardır: 1-Alib. EbîTalib

    2- Hasan b. AN (Mücteba)

    3- Hüseyin b. AN

    4-AN b. Hüseyin (Zeyn’ül-Abidîn)

    5- Muhammed b. AN (Bâkır)

    6- Cafer b. Muhammed (Sadik)

    7- Musa b. Cafer (Kâzım) 8-AN b. Musa(Riza)

    9- Muhammed b. AN (Taki) 10-AN b. Muhammed (Naki)

    11- Hasan b. AN (Askerî)

    12- İmam Mehdi (Kaim). Ki İslâm hadisçilerince Hz. Peygamber’den mütevatir olarak nakledilen hadislerde ondan, “Vaat ediImiş Mehdi” olarak bahsedilmiştir.

    Isimleri Allah Resulü’nün (s.a.a) diliyle de ifade edi-len bu büyük önderlerin hayatları hakkında bilgi edin-mek için aşağıdaki kitaplara müracaat edebilirsiniz:

    1-Tezkiret-u Havass’il-Ümmet

    2- Kifayet’ul-Eser

    3- Vefeyat’ul-A’yan

    4- Ayan’uş-Şia (Bu kitap, Seyyid Muhsin Emin Amu-lî tarafından kaleme alınmış olup, yukandaki kitaplardan daha kapsamlıdır.)

    İmamlarm Masum Oluşu 103

    Soru : 18

    NEDEN IMAMLARINIZI MASUM KABUL EDİYORSUNUZ?

    Cevap: Tümü Hz. Peygamber’in Ehlibeyti’nden olan Şia Imamlan’nın masum oluşu hakkında birçok delil mevcuttur. Biz onların arasından sadece birine işaret ediyoruz:

    Şiî ve Sünnî âlimlerin nakline göre Hz. Peygamber (s.a.a), hayatmin son günlerinde şöyle buyurmuştur:

    “Şüphesiz ben size iki değerli şey bırakıyo-rum: Allah’ın Kitabı ve Ehlibeyt’im. Bu ikisi ha-vuzda (Kevser havuzunda) yanima gelinceye kadarasla birbirinden aynlmazlar.”1

    Burada dikkat edilmesi gereken nükte şudur: Şüp-hesiz Kur’ân-ı Mecid, her türlü hata ve yanlışlıktan gü-vendedir. Göndereni Allah, getireni Cebrail, algilayam Resulullhah (s.a.a) olan bir vahiyde hata ve yanlışlık söz konusu olabilir mi? Oysa her üçünün de masumluğu gü-neş gibi açıktır. Ve bütün Müslümanlar Hz. Peygamber’i vahyi algilamada, korumada ve tebliğde her türlü gü-nahtan masum bilmekteler. Açıktır ki, Allah’m Kitabi böyle gerçek ve sağlam bir masumluga sahipse, bu de-

    1- Hâkim, el-Müstederek, c.3, s.138; es-Savaik’ul-Muhrika, 11. bab, birinci fasıl, s.149; Kenz’ül-Ummal, c.l, Bab’ul-İ’tisam bi’l-Kitap ve’s-Sünne’de, s.44; Müsned-i Ahmed, c.5, s.182 ve 189′da ve benzeri diğer kitaplarda buna yakm anlamda başka hadisler mevcuttur.

    104 Cevaplıyoruz

    mektir ki Peygamber’in Ehlibeyti de hertürlü sürçmeden ve yanlışlıktan masumdur. Zira bu hadiste Peygamber’in Ehlibeyt’i ümmetin rehberliği ve irşadı cihetinde Kur’ân’ın dengi olarak gösterilmiştir. Bu da gösteriyor ki onlar da, tıpkı Kur’ân gibi hata ve yanlışlıktan, günah ve batıldan masumdurlar.

    Başka bir tabirle; masum olmayan bir kişi veya kişi-lerin Allah’m Kitabi’nm dengi sayilmasimn anlami yok-tur.

    Ehlibeyt Jmamlari’mn masum oluşlarının en açıkşa-hidi, Hz. Peygamber’in şu buyruğudur:

    “Bu ikisi, havuzda yamma gelinceye kadar asla birbirinden aynlmazlar.”

    Eğer Peygamber’in Ehlibeyti sürçmelere karşı gü-vende olmazlar ve bazı durumlarda yanlışlığa düşecek o-lurlarsa, hiçbir şekilde batılın sızmasına imkân olmayan Kur’ân’dan ayrılmış, yoldan sapmış olurlar. Oysa Resul-i Ekrem şiddetle bunu reddetmiştir.

    Elbette Hz. Peygamber’in sözündeki Ehlibeyt’ten maksat, Peygamber’in bütün nesebî ve sebebî akrabala-rı değildir. Zira onların tümünün sürçmelerden masum ol-madığı bilinen birgerçektir.

    0 hâlde Ehlibeyti’nden sadece belli bir grup böyle bir iftihara ulaşmış ve bu makam ve mevki, onlardan ancak sayih bir gruba nasip olmuştur. Onlar da, hiç kuşkusuz Ehlibeyt (a.s) İmamları’dır ki, tarih boyunca ümmetin yo-lunu aydınlatmış, Hz. Peygamber’in sünnetinin ve şeria-tının koruyucusu olmuşlardır.

    İtretim Mi, Sünnetim Mi? 105

    Soru : 19

    “VE İTRETİM” TABİRİ Mİ DOĞRUDUR, YOKSA “VE SÜNNETİM”TABİRİMİ?

    Muhaddisler, meşhur Sekaleyn hadisini iki şekilde nakletmiş, hadis kaynaklarında ona yer vermişlerdir. Şimdi hangisinin daha doğru olduğuna bakalım:

    a) “Allah’m kitabi ve itretim Ehlibeyt.”

    b) “Allah’m kitabi ve sünnetim.”

    Cevap: Hz. Peygamber’den (s.a.a) nakledilen sabit ve sahih hadis, “ve Ehlibeyt’im” lafzıdır. “Ehlibeyt’im” ye-rine “sünnetim” lafzının geçtiği rivayet, senet açısından batıldır, kabul edilemez. Buna mukabil, “ve Ehlibeyt’im” tabirinin geçtiği hadis, senet açısından sıhhatin en üst seviyesindedir.

    “Ve Ehlibeyt’im” Hadisinin Senedi

    Bu metni iki büyük muhaddis nakletmiştir: 1- Muslim kendi Sahih’inde Zeyd b. Erkam’dan şöyle nakleder:

    Allah Resulü (s.a.a) bir gün Mekke ve Medine ara-smdaki Hum göletinin yanında bir hutbe okudu ve bu hutbede Allah’a hamd u senada bulunduktan ve insanla-ra nasihat ettikten sonra şöyle buyurdu:

    “Bilin ki ey insanlar! Şüphesiz ben de bir in-sanım. Yakında Rabbimin elçisi bana gelecek ve ben de onun davetine icabet edeceğim. Ben

    106 Cevaplıyoruz

    sizin aranızda iki değerli şey bırakıyorum. Onla-rın birincisi, içinde hidayet ve nur bulunan Allah-’ın kitabıdır. 0 hâlde Allah’ın kitabını tutun ve ona sarilm.”

    Hz. Peygamber, insanlan Allah’m kitabına sarılmaya terğib ve teşvik ettikten sonra şöyle buyurdu:

    “(Ve ikincisi ise) Ehlibeyt’imdir. Sizlere Ehli-beyt’im hakkında Allah’ı hatirlatinm. Sizlere Eh-libeyt’im hakkında Allah’ı hatirlatinm. Sizlere Ehlibeyt’im hakkında Allah’ı hatirlatinm.”1

    Bu metni Daremîde kendi Sünen’inde nakletmiştir.2 Hemen belirtmeliyiz ki, her iki naklin senedi güneş gibi açık ve ortadadir ve hiçbirinin senedinde en ufak bir şek ve şüphe bulunmamaktadır.

    2- Tirmizî, bu metni “itretim ve Ehlibeyt’im” lafziyla nakletmiştir. Hadisin metni şöyledir:

    “Ben sizin aranızda, sarıldığınız müddetçe ben-den sonra asla sapmayacağınız iki şey bırakıyo-rum. Biri diğerinden daha büyüktür. (Bu iki şey) gök ile yer arasında sarkıtılmış bir ip olan Allah’m kitabi ve itretim Ehlibeyt’imdir. Bu ikisi ha-vuzda yamma gelinceye kadar asla birbirinden ayrilmazlar. 0 hâlde o ikisine karşı nasıl dav-randığınıza iyi bakm.”3

    Görüldüğü gibi “Sihah” ve “Sünen” yazarlarmdan olan Muslim ve Tirmizî, bu hadisi “Ehlibeyt” lafziyla nak-letmiştir. Bu da, bizim görüşümüzü ispatlamaya yeter.

    Ayrica her ikisinin senedi de, tartışma götürmeye-cek kadar sağlam ve muteberdir.

    1- Sahih-i Muslim, c.4, s.1803, h. 2408. Abdulbaki basi-mi.

    2- Daremî Sünen, c.2, s.431-432.

    3- Sünen-i Tirmizî, c.5, s.663, hadis: 37788

    İtretim Mi, Sünnetim Mi? 107

    “Ve Sünnetim” Metninin Senedi

    “Ehlibeyt’im” lafzı yerine “sünnetim” lafzının yer al-dığı rivayet, senedinin zayif olmasimn yanında Emevîle-rin uşakları tarafından uydurulduğu ortada olan uydu-rulmuş bir hadistir.

    1- Hâkim Nişaburî el-Mûstedrek adlı kitabmda aşa-ğıdaki senetle mezkur metni nakletmiştir: İsmail b. Ebî Üveys, Ebî Ûveys’ten, o Sevr b. Zeyd ed-Deylemî den, o İkrime’den, o da

    İbn-i Abbas’tan nakleder; Hz. Peygamber (s.a.a) şöy-le buyurdu:

    “Ey insanlar! Şüphesiz ben sizin aranızda iki değerli şey bırakmış bulunuyorum. Onlara sarıl-dığınız müddetçe asla sapmazsınız: Allah’ın ki-tabı ve Peygamberi’nin sünneti.”1

    Bu metnin senedinin afeti, senedin başında yer alan baba ve oğuldur. Bu iki kişi, Ismail b. Ebî Üveys ile Ebu Üveys’dir. Bu baba ve oğlun güvenilir oldukları söylen-mediği gibi yalan söylemek ve hadis uydurmakia da suç-lanmışlardır.

    Bu İkisi Hakkında Rical Âlimlerinin Söyledikleri

    Hafız Mezzî, Tehzib’ul Kemal adlı kitabmda İsmail ve babasi hakkmda rical ilminin araştırmacılarından şöyle nakletmektedir: “Yahya b. Muin (ki rical ilminin büyük âlimlerindendir) şöyle diyor: ‘Ebu Üveys ve oğlu zayıftır-lar.’ Yine Yahya b. Muin’den şöyle dediği nakledilmiştir: ‘Bu iki kişi, hadis çalarlar.’ Yine İbn-i Muin, Ebu Üveys’in oğlu hakkmda, ‘Ona güvenilmez.’ demiştir.”

    “Nesaî, oğul hakkmda, ‘0 zayıftır ve güvenilir değil-dir.’ demiştir. Ebu’l-Kasım Lalekaî şöyle demiştir: Nesaî

    1- Hâkim, el-Mûstedrek, c.l, s.93.

    108 Cevaplıyoruz

    onun aleyhinde çok şey söylemiştir ve hadisinin terk edilmesi gerektiğini ifade etmiştir.”

    “Rical âlimlerinden olan İbn-i Adiy şöyle demiştir: İbn-i Ebî Üveys, dayısı Malik’ten hiç kimsenin kabul et-mediği ilginç hadisler rivayet etmiştir.”1

    İbn-i Hacer, Feth’ul-Barî adlı eserinin önsözünde şöy-le demiştir: “Nesaî’nin kendisi hakkındaki cerhinden do-layı İbn-i Ebî Üveys’in hadisine asla itibar edilmez.”2

    Hafız Seyyid Ahmed b. Sıddık, “Feth’ul-Melik’il-A-liyy” adlı kitabında, Seleme b. Şeyb’den şöyle nakletmekte-dir: “İsmail b. Ebî Üveys’ten şöyle dediğini işittim: Medine ehli bir konuda iki gruba ayrılınca, ben hadis uyduruyo-rum.”3

    Buna gore oğul (Ismail b. Ebî Üveys) hadis uydur-makla suçlanmıştır. Nitekim Ibn-i Muin, onun yalancı ol-duğunu söylemişti. Bundan da öte, onun naklettiği hadisler Sahih-i Muslim, Tirmizî ve diğer sahih kitapların hiçbirinde nakledilmemiştir.

    Baba (Ebu Üveys) hakkında ise Ebu Hatem Râzî’nin el-Cerhu ve’t-Ta’dil adlı kitabında söylemiş olduğu şu söz yeterlidir: “Onun naklettiği hadis yazılır, ama delil ve hüccet olarak kabul edilmez. Hadisi sağlam ve güçlü değildir.”4

    Yine Ebu Hatem, İbn-i Muin’den, Ebu Üveys’in güve-nilir olmadığını nakletmiştir.

    Dolayısıyla, senedinde bu iki kişinin bulunduğu rivayet (“ve sünnetim” hadisi) sahih değildir. Kaldı ki bu rivayet, sahih ve sabit olan öteki hadisle muhalefet için-dedir.

    1- Hafız Mezzî, Tehzib’ul-Kemal, c.3, s.127

    2- İbn-i Hacer Askalanî, Feth’ul-Barî’nin Önsözü, s.391, Dar’ul-Marife basımı

    3- Hafız Seyyid Ahmed, Feth’ul-Melik’il-Aliyy, s.15

    4- Ebu Hatem Razî, el-Cerh-u ve’t-Ta’dil, c.5, s.92.

    İtretim Mi, Sünnetim Mi? 109

    Dikkat edilmesi gereken bir konu da, bu hadisi nak-leden Hâkim Nişaburî’nin, hadisin zayıflığını itiraf etmiş olmasıdır. Bu yüzden hadisin senedini düzeltmeye kal-kışmamıştır. Sadece içeriğinin sihhati hususunda bir şa-hit zikretmiştir ki, o şahit de senet açısından zayıftır ve itibar edilecek gibi değildir. Bu açıdan hadisi güçlendire-ceği yerde onu daha da zayıf kılmaktadır.

    Şimdi, Hâkim Nişaburî’nin zayıf şahidine bir baka-lim:

    “Ve Sünnetim” Hadisinin Ikinci Senedi

    Hâkim Nişaburî, aşağıda zikredilecek olan senetle, merfu’1 olarak Ebu Hureyre’den şöyle nakletmektedir: “Şüphesiz ben sizin aranızda öyle iki şey bı-rakmışım ki, onlardan sonra asla sapmazsimz: Allah’m kitabını ve sünnetimi. Bu ikisi, havuzda yamma gelinceye kadar asla birbirinden ayril-mazlar.”2

    Bu metni Hâkim şu senetle nakletmiştir:

    Zabbî (Dabbî),

    Salih b. Musa et-Talhî’den, o

    Abdulaziz b. Refî’den, o

    Ebu Salih’ten,o da

    Ebu Hureyre’den.

    Bu hadis de, önceki hadis gibi uydurma bir hadistir. Hadisin senedinde Salih b. Musa et-Talhîyer almış ki, ri-cal âlimlerinin büyükleri onun hakkmda hiç de iyi şeyler söylememişler.

    Yahya b. Muin onun hakkmda şöyle diyor: “Salih b. Musa, güvenilir birisi değildir.”

    1- Ravisi tarafindan masuma isnat edilmeyen hadise “merfu’ hadis” denir.

    2- Hâkim, el-Müstedrek, c.l, s.93

    110 Cevaplıyoruz

    Ebu Hatem Râzî şöyle diyor: “Onun hadisi zayif ve münkerdir. 0 birçok münker (yadsınan) hadisi güvenilir kimselerden nakleder.”

    Nesaî şöyle diyor: “Onun hadisi yazılmaz.” Başka bir yerde ise şöyle diyor: “Onun hadisi terk edilmiştir.”1

    İbn-i Hacer, Tehzib’ut-Tehzib adli kitabmda şöyle ya-zıyor: “İbn-i Hibban der ki: ‘Salih b. Musa, güvenilir kim-selere öyle sözler isnat eder ki, asla onların sözlerine benzemez.’ Sonunda da şöyle der: ‘Onun hadisi hüccet değildir.’ Ebu Nuaym de, ‘Onun hadisi terk edilmiştir. Sü-rekli münker hadis nakleder.’ der.”2

    Yine İbn-i Hacer, et-Takrib adli kitabmda şöyle di-yor: “Onun hadisi terk edilmiştir.”3

    Zehebî el-Kaşif adli kitabmda şöyle diyor: “Onun hadisi zayıftır (sağlam değildir).”4

    Yine Zehebî, Mizan’ul-ltidal adli eserinde söz konusu hadisi ondan nakletmiş ve şöyle demiştir: “Bu hadis, onun münker (yadsman) hadislerindendir.”5

    “Ve Sünnetim” Hadisinin Üçüncü Senedi

    İbn-i Abdulbirr, et-Temhid6 adli kitabmda, bu metni aşağıda zikredilen senetle nakletmiştir: Abdurrahman b. Yahya, Ahmed b. Said’den, o Muhammed b. İbrahim ed-Dubeylî’den, o AN b. Zeyd el-Feraizî’den, o el-Huneynî’den, o Kesir b. Abdullah b. Amr b. Avf’dan, o

    1- Hafız Mezzî, Tehzib’ul-Kemal, c.13, s.96

    2- İbn-i Hacer, Tehzib’ut-Tehzib, c.4, s.255

    3- İbn-i Hacer, et-Takrib, tercüme, no: 2891

    4- Zehebî, el-Kaşif, tercüme, no: 2411

    5- Zehebî, Mizan’ul-İ’tidal, c.2, s.302

    6- et-Temhid, c.24, s.331

    111

    İtretim Mi, Sünnetim Mi?

    babasından, o da dedesinden.

    Imam Şafiî, Kesir b. Abdullah hakkında şöyle diyor: “O yalanın temellerinden biridir.”1

    Ebu Davud şöyle diyor: “O yalancilardan biridir.”2

    Ibn-i Hibban şöyle diyor: “Abdullah b. Kesir, baba-smdan ve dedesinden temelden yalan olan bir hadis mec-muasi nakletmektedir. 0 mecmuadan ve Abdullah’-tan hadis nakletmek haramdır. Ancak şaşkınlığı ifade etme veya eleştirme amacıyla olursa, o başka.”3

    Nesaî ve Darekutnî şöyle diyorlar: “O’nun hadisi terk edilmiştir.”

    imam Ahmed şöyle diyor: “0, hadisleri yadsman ve itimat edilmeyecek bir şahıstır.” İbn-i Muin de ayni go-rusted ir.

    Ne ilginçtir ki İbn-i Hacer, et-Takrib adh kitabmda onun hakkında sadece, “zayıftır” cümlesiyle yetinmiş ve onu yalancihkla itham eden kimseleri aşırılıkla suçla-mıştır. Oysa rical ilminin önde gelenleri, onu yalancihk ve uydurmacihkla itham etmişlerdir. Hatta Zehebî, “Onun hadisi zayif ve temelsizdir.” demiştir.

    Senetsiz Nakil

    Malik, el-Muvatta adh kitabmda bu metni senetsiz olarak ve mürsel bir şekilde nakletmiştir. Bilindiği üzere böyle bir hadis hiçbir değertaşımamaktadır.4

    Bu inceleme, açıkça şu gerçeği ispat etmektedir: “Ve sünnetim” hadisi, uydurmacadan başka bir şey de-ğildir. Emevî sarayına bağımlı ve yalancı raviler, onu, sa-

    ri.- İbn-i Hacer, Tehzib’ut-Tehzip, c.8, s.367, Dar’ul-Fikr ba-sımı, Tehzib’ul-Kemal, c.24, s.138

    2- age.

    3- İbn-i Hibban, el-Mecruhin, c.2, s.221

    4- Malik, el-Muvatta1, s.889, hadis: 3

    112 Cevaplıyoruz

    hih olan “ve itretim” (ve Ehlibeytim) hadisinin karşısında uydurmuşlardır. Bu yüzden din bilginleri, hatipler ve earn i imamlarimn Hz. Peygamber’in söylemediği bir hadisi terk edip, onun yerine insanlan Hz. Peygamber’in doğru hadisiyle, yani Müslim’in “ve Ehlibeyt’im” şeklinde, Tir-mizî’nin ise “ve itretim ve Ehlibeytim” şeklinde naklettiği sahih hadisle tanıştırmaları, dinî öğrencilerin de hadis ilmini öğrenmeye yönelmeleri, sahih hadisi zayif hadis-ten ayirt etmeleri gerekir.

    Son olarak hatirlatmak gerekir ki, Hz. Peygamber’in “Ehlibeyt’im” lafzindan maksadi, onun soyudur ve bun-lar; Hz. Fatima, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin gibi kişilerdir. Zira Muslim, Sahih’inde1 ve Tirmizî, Sünen’inde2 Ay-şe’den şöyle nakletmişlerdir:

    “Allah ancak siz Ehlibeyt’ten her türlü pisliği gidermek ve sizi tertemiz kilmak ister.”3 ayeti, Ümmü Seleme’nin evinde Peygamber’e (s.a.a) nazil oldu. Peygamber (s.a.a), Fati-ma, Hasan ve Hüseyin’i çağırdı. Onların üzerine bir örtü örttü. Ali de, Hz. Peygamber’in arkasinda duruyordu. Hz. Peygamber, onu da örtüyle örttü ve şöyle buyurdu: “Allah’ım! Bunlar, benim Ehlibeytimdir; onlardan her türlü pisliği gider ve onlari tertemiz kill” Ümmü Seleme; “Ben de onlardan miyim ey Allah’ın Resulü?” dedi. Hz. Peygamber; “Sen ye-rinde dur (örtünün altina girme)] Sen hayir iize-resin.” buyurdu.4

    Sekaleyn Hadisinin Anlami

    Hz. Peygamber’in (s.a.a), Ehlibeyt’i Kur’ân’ın yanında zikretmesinden ve her ikisini de Allah’m ümmet arasın-

    1- Muslim, Sahih, c.4, s.1883, hadis: 2424.

    2- Tirmizî, 5/663

    3- Ahzâb, 33

    4- Hasan b. Ali es-Sakkaf, Sahih-u Sıfat-i Salât’in-Nebî (s.a.a), s. 289-294′den alınmıştır.

    İtretim Mi, Sünnetim Mi? 113

    daki hücceti olarak nitelendirmesinden iki sonuç çıkara-biliriz.

    1- Peygamber’in Ehlibeyt’inin sözleri, tıpkı Kur’ân gi-bi delildir ve gerek itikadî, gerekse fıkhî turn dinî konu-larda onların sözüne tutunmak, onlar tarafmdan bir delil olduğu takdirde başkalarına başvurmamak gerekir.

    Müslümanlar, her ne kadar Hz. Peygamber’in ölü-münden sonra hilafet ve ümmetin siyasî işlerinin idaresi konusunda iki gruba bölünmüş ve her grup kendisi için bir mantık geliştirmiş, bir delil ileri sürmüşse de, en azından Ehlibeyt’in ilmî liderliği konusunda ihtilâf etme-meleri gerekir. Çünkü Sekaleyn hadisinin sihhati husu-sunda Müslümanlar arasında görüş birliği vardır ve bu hadis inançlar ve hükümler konusunda basvurulacak ilmî merciin Kur’ân ve Ehlibeyt olduğunu bildirmektedir. E-ğer İslâm ümmeti sırf bu alanda bu hadisle amel edecek olursa, hiç şüphesiz ihtilâf sahası çok daha küçülecek ve İslâmîvahdet çok daha kapsamlı hâle gelecektir.

    2- Kur’ân, Allah’ın kelâmı olması hasebiyle hata ve yanlışlıktan korunmuştur. Yüce Allah onun hakkmda; “Önünden de, arkasindan da batil ona gelmez. 0 hikmet sahibi, övülmeye lâyık olan Allah katindan indirilmedir.”1 buyurduğu hâlde, onda hata olabileceğine ihtimal veri-lebilir mi?!

    Kur’ân hatadan korunmuş olduğuna göre, o hâlde onun dengi olarak zikredilen Ehlibeyt de hatadan ko-runmuş olmalıdır. Zira hatalı şahıs veya şahısların, Kur-ân’ın dengi olması mümkün değildir.

    Böylece bu hadis, aym zamanda Ehlibeyt’in hertürlü sürçmeden ve hatadan masum olduğunun da şahididir. Elbette masum olmanm, peygamber olmayi gerektir-mediğine de dikkat edilmelidir. Bir insan pekâlâ günah-lardan masun olduğu hâlde peygamber olmayabilir.

    1- Fussilet, 42

    114 Cevaplıyoruz

    Nitekim Hz. Meryem (a.s), “Ey Meryem! Allah seni seçti, temizledi ve dünya kadınlarından üstün kıldı.”1 ayeti hükmünce her türlü gün ah tan masumdur, ama peygamber değildir.

    1-AI-i İmrân,42

    Hasan ve Hüseyin Resulullah’m Evlâtları Mıdır? 115

    Soru : 20

    Yorum�Yorumlar yazan: hamza76 | Haziran 12, 2009 | Yanıtla

  12. siz 4 kapi 40 makami bilirdemi konusursunuz bilmediginiz ortada lutfen ogreniniz ayrica ehli sunnet ve ehli beyt ne demektir onuda arastirisaniz gercek muslumanlarin kim oldugunu da çozmus olursunuz

    saygilar

    Yorum�Yorumlar yazan: Leila | Haziran 25, 2009 | Yanıtla

  13. ben Azeribaycandanim….ehli shie dim….caferilerden.ama shimdi sunniyim….o demek diyilki ben eqidemi deyishdim….ehli-beyti chok seviyorum canim feda olsun peygambere ve onun ehlibeytine….karseshlerim ALLAH rizasi ichin boyle sheyleri konushmayin islami bolmeyin ….islami bolmek demek peygamberi saymamak demek….ALLAHIN SELAMI HEPIMIZLE OLSUN….

    Yorum�Yorumlar yazan: Anar | Temmuz 5, 2009 | Yanıtla

  14. peygamberin vefatindan sonra alinin secilmesini saltanat olarak degerlendiren(süleyman ateş) ve onun gibilerinin yandaşları… peygamberden önce gelen peygamberlere bakiniz hep babadan ogula gecmistir…( ibrahimden oglu ishaka,ishaktan oglu yakuba,yakuptan oglu yusufa) bu bir saltanatmidir? sorarim sizE? ALLAH yeryüzünde 4 aileyi üstün kilmistir (adem,nuh,imran,ibrahim) hz.resulullahta ibrahimin soyundan olup son peygamberdir.kisacasi ümmetin basina gececek olan kisinin öncelikle temiz bir soydan olmasi gerekiyordu…
    Ey kitap ehli! Niçin hakkı batıla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?(Âl-u imrân suresi,71.ayet)

    Yorum�Yorumlar yazan: veli taş | Eylül 27, 2009 | Yanıtla


Yorum yapın