VaTaN

► "Mahzenden Göklere" ◄

Anti-Siyonist Bir Yahudi; Roni Margulies ..


Bir şair, yazar, sosyalist, aktivist ve Yahudi.
Bir Yahudi’ye anti-semitist demeye dili varmayan İsrail tarafından defalarca self hater (kendinden nefret eden) ilan edilmiş bir anti-siyonist.
Siyonizm ve ırkçılıktan nefret ediyor.
Kendisiyle Küresel BAK’ın organize ettiği bir programda tanışma fırsatı buldum.
Zaman gazetesinden Nihal B. Karaca ile bir röportaj yapmış..
Dilerim sabırla okursunuz. 🙂 (Filistanbul.com Lubeyne )

Belki rahatsız olacaksınız; ama konuşacağımız konular açısından Yahudi olmanızın benim açımdan önemli olduğunu belirtmek isterim. Ama önce İstanbulluluk üzerine sormak istiyorum. Bu şehri sevmeye özel bir mana yüklediğinizi sezdim.

Beni ben yapan şeylerin başında İstanbullu olmak geliyor . İstanbul 17 yaşında okumak için yurtdışına gidip ayrılmış olduğum bir yer. O 17 yıl hayatımın en önemli yıllarıydı benim için. Şu an Londra’da oturuyorum; ama son günlerde daha çok İstanbul’a gelmeye başladım. Toprak mı çekiyor, ne çekiyor bilemiyorum. Belki de Osmanlı tarihine çok meraklı olduğum ve İstanbul da Osmanlı tarihinde çok önemli bir yer tuttuğu için, bu çekim bu kadar güçlü.

Siz aynı zamanda sosyalistsiniz. Bu bağlamda Osmanlı bağlantılı bir İstanbul sevgisi sizin için sorun teşkil etmiyor mu?

Cumhuriyet tarihinde böyle bir ayırım vardır. Sağcılar Osmanlı’yı sever, solcular sevmez. Ben bunun tümüyle anlamsız ve suni bir ayırım olduğunu düşünüyorum. Cumhuriyetin ilk döneminde eski rejimle ve bu arada Osmanlı ile de, aradaki bütün köprülerin atılmaya çalışılması doğru olabilir. Ama bugüne gelindiğinde hâlâ oralara saplanıp kalmak anlamsız bir şey. Ben şiir yazarken özellikle öz Türkçe yazmaya çalışmam. Çünkü mesela dil devriminin Türkçeyi fakirleştirmiş olduğunu düşünürüm.

Ama aslında bugün eleştirdiğimiz kültürel erozyon, lümpenleşme gibi şeyler sizin ‘o gün için doğru’ bulduğunuz sert ve tepeden inmeci bir modernleşme projesinin sonuçları değil mi?

Ne yazık ki, devrim koşullarında eski rejimin bazı yönlerini koruyalım demek mümkün değildir. İşgal altındaki devlette işgalci devletleri yenip bağımsız bir ulus-devlet kurmak ilerici bir adımdı. Bugün ise 1920’lerin ideolojisini ilerici bir şey olarak dayatmak olumsuzdur. O günkü başka bir şeydi; ama hâlâ günümüzde Türkçeden Osmanlıca kelimeleri atmakta gayret etmek başka bir şey. Benim gençliğimde ‘imkân’ olan sözcük bugün ‘olanak’ oldu. Bu, dili fakirleştirmekten başka bir şey değil. Oysa Osmanlıca büyük ve zengin bir dildi. Bugün bu suni ayırımlara saplanıp kalmak Kemalist ideolojinin sorunlarından biridir sadece.

Başka ne gibi problemleri var Kemalizm’in, hangi sorunların aşılmasına engel oluyor?

‘İrtica’yı temel sorun görmek gibi bir sorunu var Kemalizm’in. Erbakan aldığı oyları şeriattan bahsederek almamıştı oysa; yoksulluktan, eşitsizlikten bahsederek almıştı. Bir memlekette üniversite öğrencilerinin kıyafetlerine karışılıyorsa o memleketten ne köy olur ne kasaba. O memleketin aydınları bunda bir yanlış görmüyorsa, bunu destekliyorsa, o memlekette ne sol ne de liberalizm olur. Milliyetçiliği kavrayan bir Kemalizm’e ödün vererek solcu da olunmaz; ama Türkiye’de hem Kemalist hem solcu olunabilmiştir ne yazık ki. Solculuk evrensel olmak zorundadır. Başörtülü kadınları veya cuma günü camiden çıkıp Filistinliler lehine gösteri yapmak isteyen kitleleri Müslüman olduğu için dışlayan bir sol hareket kendi kuyusunu kazmaktan başka bir şey yapmaz.

Filistin demişken… İsrail-Filistin konusunda radikal görüşleriniz var. İsrail’de ‘artık yeter’ deyip itiraz eden pilotların oluşturduğu, ‘yesh gvul’ adlı harekete bile ‘Siyonist olduğu’ gerekçesiyle karşısınız…

Benim Filistin sorununa bakışımın arka planı Yahudi olmam değil sosyalist olmamdır. Bir coğrafya var ve bu coğrafyada insanlar oturuyorlar. Dışarıdan bazı insanlar gelip ‘Biz iki bin yıl önce burada oturuyorduk. Şimdi de biz oturacağız siz çekilin’ diyorlar. Çok basit ifadesiyle Filistin’de olan budur. Bütün bunun dışında olan her şey propagandadır. Üstelik bu insanlar ‘Yahu biz eskiden burada oturuyorduk, bu çok da önemli değil. Ama şu anda soykırıma maruz kalıyoruz; izin verin de biz de sizinle beraber burada yaşayalım’ deselerdi bunu desteklemeyecek insan çok az olurdu. Şu, bir Siyonist propagandadır: “Filistinliler bütün Yahudileri denize dökmek istiyor”. Bu böyle değil. Filistinlilerin bütün partilerinin programları demokratik laik Filistin cumhuriyetinden bahseder. Yahudileri denize dökmek savunulamaz; ama orada bu şekilde bir Yahudi devletinin varlığını sürdürmesi de savunulamaz.

Ne savunulabilir?

Orada yaşayan bütün insanların, oradan silah zoruyla kovulmuş insanların, dönmek isteyen herkesin birlikte din, dil, ırk ayırımı gözetmeyen bir devletin sınırları içinde yaşamaları. Bundan adil bir çözüm olamaz Filistin’de. Barış ancak böyle mümkün olabilir.

Fakat bunları söylemek hemen her zaman bir ‘anti-semitist’ damgası ile yaftalanmayı davet ediyor günümüzde. Siz de yaftalandınız mı?

Siyonistler İsrail devletini eleştiren herkese anti-semitist derler, İsrail devletini eleştiren Yahudilerin de özel terimi vardır “kendinden nefret eden” anlamında “self hater” sözünü kullanırlar. Dolayısıyla benim bugüne kadar yazdıklarımı, söylediklerimi bilen Siyonistler beni defalarca self hater olmakla suçladılar.

Bugünlerde pek çok savaş karşıtı eylemde ismini duyduğumuz, sizin de sözcüsü olduğunuz Küresel BAK (Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu) böyle uluslararası çapta eylem yapan bir hareketin Türkiye’deki ayağı mı?

Küresel BAK burada kuruldu. Bir şeyin şubesi değiliz; ama bilinçli bir şekilde dünyadaki hareketin buradaki ayağı olmaya çalışıyoruz. BAK’ın bir özelliği bütün toplantılarına ve etkinliklerine Müslüman, dindar insanların oluşturduğu örgütlerin de katılmasını sağlamaya önem vermesi. Çünkü hepimiz bir araya gelirsek, örneğin ‘işgale son’ talebi ile; kaç kişi olacağımız hiç bilinmez. Belki milyonlar oluruz. Bizim kitlesellikten başka silahımız yok. Kitlesel olabilmek için ortak olan talebi bulup, o talep etrafında sınır koymadan kendi aidiyetlerimizi muhafaze ederek eylemde bir araya gelebilmemiz gerek. BAK’ın tanımlayıcı özelliği de budur. Bunu Türkiye’de en fazla becerebilmiş kampanyadır. Ama becerdik ve bitti diye bir şey yok. Türkiye’de BAK’ın örgütlediği kitlesel gösterilerde Müslümanların sayısı hâlâ az.

Reklamlar

Mart 12, 2007 - Posted by | Araştırma, Dünya, Diğer, Güncel, Genel, israel, Köşe yazısı, Ortadoğu, Roportaj, Tanıtım, Türkçe, Yahudiler, Yazarlar, Yorumsuz

5 Yorum »

  1. aslında belkide söün bittiği yerdeğiz yaşanan acıları anlatmak o kadar zor ve okadar inciticiki ey devrimci kardeşlerim, ülkücü kardeşlerim, alevi kardeşlerim, kürt kardeşlerim, müslüman, gayri müslim kardeşlerim vakti gelmedimi ezilenlere, mazlumlara sahip çıkmanın, vakti gelmedimi bu acımasız, hain düzene başkaldırmanın hani bizim inancım4ız her şeyi değiştirebiliriz yeterki umudumuzu ve esimizi kaybetmeyelim

    Yorum tarafından emine | Temmuz 9, 2008 | Cevapla

  2. aslında hangi kelime yeter bu yıkımları bu acıları anlatmaya hangi vicdan kaldırır bu vahşeti bilmiyorum hadi ülkücü kardeşlerim hani muhammet dememişmiydi mazlumları yalnız bırakmayın diye, hadi yoldaşlarım denizler dememişmiydi yaşasın ezilen halkların kardeşliği diye bizler sağ sol diye birbirimize girerken emperyalistler kan emiciler yıkımlara vahşete devam diyor artık birmirimize elimizi uzatalım çocuklar daha güzel bir dünyada yaşasınlar…

    Yorum tarafından emine | Temmuz 10, 2008 | Cevapla

  3. emine said, size cani gonülden katiliyorum. evet artik birleşme birlik zamani.zalime karşi durma zamani.bu zalim siyonist yahudi yüzyillardir bizi bizlere kürt,türk,sagci,solcu,alevi,sunni diye duşurmuyor mu? artık uyanma zamanı,zalime karşı dik durup zalime vurma hakkı alma zamanı.irakta,filistinde, afganistan da ve nice yerleder bebek katili siyonist yahudi israil ve metresi abd,ingiltere vd diğer işbirlikçilere karşı durma zamanı.bizi bize vurduranlara vurma zamanı.çocukların tanklara taş atacağı,misket bombalarına maruz kalacağı bir dunya değil bahçelerde bayırlarda gulerek oynayarak ilim ve teknoliyle buyuyecegi bir dunyayı kurma zamanı.ama bu dunyanın kurulması için syonist israilin, uşağı abd nin ve işbirlikçilerin yer yuzunden silinmesi boyun borcudur.yoksa insanlar geceleri evlerinde rahat uyuyamaz cocuklar yetim,kadınlar dul kalmaya devam eder.açlık sefalet dunyayı almaya devam eder…

    Yorum tarafından mazlumun çocuğu Filistinl | Ocak 8, 2009 | Cevapla

  4. Düşnceleri ve görüşlerim bazı yerlerde çarpışsada görüşü çok güzel .hocam Kemailizm zararları ve yaralrarı war.Fakat hep biribirimize düşürdüler bizleri

    Yorum tarafından hüseyin | Şubat 3, 2009 | Cevapla

  5. Dini siyasallaştırmayan müslümandan kardeş olur ama ülkücüden (faşistten yani) ve şeriatçıdan kardeş olmaz. Akıncılar ve ülkücüler, önce bu memlekette döktükleri kanın, yaptıkları katliamların hesabını vermeliler.

    Yorum tarafından Nusret | Ekim 12, 2009 | Cevapla


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: