VaTaN

► "Mahzenden Göklere" ◄

Asıl mağdur olan dindar insanlar


Kartel medyası “yaşam tarzımıza müdahale ediliyor” diye yaygara koparıyor. Oysa, onların “yaşamaktan korktukları” bir hayatı, “dindarlar” her an yaşıyor! Asıl ezilen kim?

Türkiye’de hayatlarına müdahale edilen, üniversiteye girişleri engellenen yüz binlerce başörtüsü mağduru ile İmam-Hatip mezunu varken laikçilerin, “yaşam tarzımıza müdahale ediyorlar” iddiasında bulunmaları tepkiyle karşılandı.

Sivil toplum kuruluşları temsilcileri, “Laikçilerin hayatlarına yönelik bir müdahale yok. Mayo fotoğraflarının caddelerde teşhir edilmesinin engellenmesinden yola çıkarak, ‘yaşam tarzımıza müdahale ediyorlar’ diye ortaya çıkmasınlar. Asıl müdahale bizlerin yaşam tarzına oluyor. Bize bu müdahaleleri yapanlar da yine bu kesimler” dedi.

Türkiye’deki İmam-Hatip okullarının temsilcisi ÖNDER Başkanı Yusuf Ziyaeddin Sula, “Laikçilerin hayatına yönelik bir müdahale yok. Şu anda psikolojik bir harekat uygulanıyor. Amaç dindar ve eşi başörtülü olan birinin cumhurbaşkanı olmasını önlemek. AK Parti’nin oy oranını kırmak için de ‘renkler ortadan kalkıyor, siyah, hayata egemen olacak’ şeklinde bir propaganda yapıyorlar. Mayo fotoğraflarının gündeme getirilmesini de bu çerçevede değerlendirmek lazım. Çok aşırı, serbest hayata olumlu bakanlar, ‘İşte AK Parti böyle parti’ propagandasıyla psikolojik baskı altına alınmak, halkımız da korkutulmak isteniyor” diye konuştu.

YAPTIKLARI MÜDAHALEYİ GÖRMEZDEN GELİYORLAR

“Yaşam tarzımıza müdahale ediliyor” iddiasında bulunanların başkalarının yaşam alanlarına müdahale ettiklerine dikkat çeken Sula, bu çelişkiyi şöyle anlattı: “Bunlar, başı açıklığı bir özgürlük olarak kabul ediyorlar. Kızların okula gitmesi için kampanyalar düzenliyorlar. Ama diğer taraftan başörtülü kızların eğitim haklarını ellerinden alıyorlar..
Bunların hayat tarzına yönelik bir müdahale yok. Şu anda İmam-Hatip Lisesi öğrencileri, kendi hayat tarzlarını kamusal alanlarda ortaya koyamıyorlar.
Ama bir kesim, sadece mayo fotoğraflarından yola çıkarak, propaganda yapıyor.
Denizlerde bile insanın bakmaya utanacağı fotoğrafların bütün caddelere asılarak teşhir edilmesinin mantıki bir izahı yok. Devlet, vatandaşların ahlakını korumakla yükümlüdür. 5-6 yaşındaki çocuklara, böyle çıplak fotoğrafları göstermenin bir mantığı yok. Türkiye’de bir müdahale varsa o da başörtüleriyle okumak isteyen kızlara var.”

KIZILHAN: BAŞÖRTÜLÜ ARKADAŞIMIZI TARTAKLADILAR ASIL MÜDAHALE BU

Ayrımcılığa Karşı Kadın Hakları Derneği (AKDER) Başkanı Refia Kızılhan da, başörtülü arkadaşına yönelik bir tartaklamayı anlatarak, “asıl müdahale bizlere yapılıyor” dedi.

Kızılhan, “Biz, onların yaşamaktan korktuğu bir hayatı yaşıyoruz. Onlar hayatlarının kısıtlanmasından bahsediyorlar ama bizim hayatımız yıllardır kısıtlanıyor. Başörtülerimizle okullarımıza giremiyoruz, kamusal denilen kurumlara alınmıyoruz. Onların iddia ettikleri gibi kendilerine yönelik bir tehdit yok. Bunlar, mitinglerde ‘yaşam tarzımız değiştiriliyor’ şeklinde slogan atıyorlar. Oysa aynı mitingi yapanlar, başkalarının yaşam tarzına saygı göstermiyorlar. İstanbul Çağlayan’daki mitingin olduğu gün Mecidiyeköy’de elinde bayrak olan bir kadın, başörtülü bir arkadaşımızı ‘yobazlara ölüm’ diyerek tartakladı. Asıl müdahale budur” diye konuştu.

Birçok başörtüsü mağdurunun avukatlığını da yapan avukat Fatma Benli ise “İktidarını ve sosyal statüsünü kaybetmek istemeyenler, ‘yaşam tarzımız tehlike’ paranoyasını toplum hafızasına zerk etmeye çalışmaktadırlar” dedi.

Bunun bir paranoya olduğunu ifade eden Benli, şunları söyledi: “Kuşku ve vehimden kaynaklanan ‘takiyye yapıyorlar’ sözünün ardına sığınılan bu ifade, bir paranoyadır. Zira Türkiye gerçeğinde, batılı yaşam tarzına yönelik bir tehlikenin fiilen var olduğuna ilişkin hiçbir somut olay yaşanmamıştır. Geçtiğimiz iktidar döneminde başı açık olan hiçbir bayan, herhangi bir kapıdan geri çevrilmemiştir. Ancak son 4 buçuk yıl içinde de başörtülü öğrenciler ve anneleri, üniversite kapılarında bekletilerek, ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmeye devam etmişlerdir. Ehliyet sınavından başörtülü bayanların çıkartılması, halk evinde öğretmen günü kutlamasına giden başörtülü ziyaretçilerin anonsla dışarı çıkmaya davet edilmeleri, peruk takan öğrencilerin dahi kayıt taleplerinin red edilmesi son bir yıl içinde gerçekleşen olaylardır. Fiilen somut olarak her gün yaşanan gerçekte, başörtülü kadınların insanca yaşamalarına izin verilmemekte, eğitim görmeleri, çalışmaları ve hatta sosyal hayatın içinde bulunmaları engellemektedir.”

KİMİN HAYATINA MÜDAHALE EDİLDİĞİ BELLİ

“Kimin hayatına müdahale edildiği belli” diyen Mazlum-Der’den avukat Elif Uzunpınar ise, “Günümüzdeki bu aşırı rahat ortama müdahale söz konusu değil. Hiç kimse yolda giydiği açık kıyafetten dolayı herhangi bir müdahaleye maruz kalmazken şalvarlı ve cübbeli birçok insan, şapka kanuna muhalefetten halen yargılanıyor. Başörtülü olanların eğitim hakları ellerinden alınıyor, birileri onlara kendi yaşam tarzlarını dayatıyorlar. Asıl müdahale budur. Başı açıklara nerede, nasıl bir müdahale var. Somut bir şey varsa ortaya koysunlar. Onların elinde böyle bir belge yok. Ama bizim elimizde hayatlarımıza müdahaleye dair sayısız belge var” şeklinde konuştu.

Vakit

Mayıs 18, 2007 - Posted by | Ümmet, Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, islam, Medya, Son Dakika, Türkçe, Turkiye

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: