VaTaN

► "Mahzenden Göklere" ◄

Kim niye sağcı, kim niye solcu?


Batı siyaset terminolojisinde sağ tanımı en geniş manasıyla kurulu düzenin devamından yana olmayı ifade eder.

Özü itibarıyla kurulu düzene açıkça muhalif olan ırkçı ve faşist hareketlerin de komformist siyasi organizasyonlarla birlikte sağ kapsamı içinde görülmesi bir çelişki değil mi peki?

Bize göre çelişki; ama bugünün hâkim burjuva ideolojisine göre bunun geçerli bir sebebi var: Mevcut sosyoekonomik düzenin geçerliğini tartışma konusu yaparak Avrupa’nın modernlik öncesi tarihinin değerlerini temel almaya özenen siyasi hareketleri reaksiyoner (gerici/mürteci) olarak görüyorlar ve bu bakımdan  (eski) düzen yanlısı manasında sağda sayıyorlar.

Yani Avrupalıların kafasında 300 yıl aradan sonra bile eski düzene (yani modernlik öncesinin değerlerinin egemen olduğu bir dünyaya) dönüş korkusu var.

Almanya’da Nazilerin, İtalya’da Faşistlerin, İspanya’da ve Portekiz’de Falanjistlerin aşağı yukarı aynı dönemde iktidarı ele geçirerek “burjuva kapitalizmi”ne karşı oluşturdukları ciddi tehdit güçlükle atlatılabilmiş olduğundan, batılı egemen zümrelerin bu yoldaki korkusuna hak vermek gerekir.

Haddi zatında bu badirenin ardından “batı burjuva kapitalizmi” bir büyük tehlike daha atlattı. Komünist sistem yaklaşık yarım asın boyunca kapitalist burjuva düzeninin kâbusu oldu.

Yine de ne komünizm ne de anarşizm gibi radikal veya sosyalizm gibi nispeten ılımlı hareketler eski düzene dönüş tehlikesini içermediğinden solda kabul edilir.

Zaten bugün siyaset yelpazesinin sol tarafını artık neredeyse bütünüyle ve tek başına kaplamakta olan “sosyal demokrasi” adını verdiğimiz yapı anarşist ve sosyalist hareketlerin zaman içinde ılımlılaşması veya uyumlulaşması sonucunda oluşmuştur.

****

Neticede karşımıza çıkan tablo, düzeni tehdit eden hareketlerin sağda, düzen için –tehdidi bırakın– sigorta işlevi gören hareketlerin ise solda gösterildiği bir tablodur.

Demek ki siyaset terminolojisinde sağ siyasetin “kurulu düzenin korunmasından yana olmak” diye tarif edilmesinde bir problem var.

Aynı problem kuşkusuz solun düzene muhalefet işleviyle tanımlanmasında da var.

Bu problemi aşmak için “merkez sağ” ve “merkez sol” kavramları icat edilmiş bulunuyor.

Merkez kavramı bir tür şifre. Kurulu düzenin devamından yana olmayı ifade ediyor.

Bu bakımdan merkezci sağ ve sol siyasî hareketleri birbirinden ayıran husus düzenle ilgili tutumları değildir. Olamaz da zaten. Düzenle ilgili tutumları ortak noktalarıdır; ayrılma noktaları değil.

Ama toplumun bir bölümü birini, diğer bölümü diğerini desteklediğine göre bunların tek yumurta ikizleri olmadıkları da ortada.

Farklı beklentileri ve talepleri temsil ediyorlar. Çünkü farklı sosyal zümreler ve farklı sosyal değerler üzerinde yükseliyorlar.

Hangi değerler bunlar?

Sosyolojik anlamda sağ maddî değerlerin, sol ise manevî değerlerin temsilcisidir.

Sağ siyaset maddî büyümeyi, ekonomik kalkınmayı, güçlü bir ordu ve zengin bir hazine teşkil etmeyi önceleyen bir yaklaşıma sahip.

Emek, dayanışma, eşitlik ve adalet gibi manevî değerler ise solun bayrakları.

Sağ için birey hakları maddi/ekonomik temellidir; sol için kültüreldir. Kültürel motivasyonları dolayısıyla sol –etnik veya sosyolojik– azınlıkların haklarına duyarlıdır; sağ çoğunluğun menfaatine öncelik verir.

Sağ daha çok millî çıkarları, –yine kültürel motivasyonları dolayısıyla– sol beynelmilel hukuku gözetir.

Avrupa’da sağ partiler iktidara geldiğinde vergi oranları düşer; sol iktidara geldiğinde yükselir. (Amerika’daki Cumhuriyetçi/Demokrat ayrışması Avrupa’daki sağ ve sol kanatların mukabilidir ve aynı şey orada da geçerlidir.)

Sağ için birey önemlidir çünkü.

Sol için ise toplum denilen manevî yapı.

****

Buna karşılık aile değerlerini sağ müdafaa ederken; sol eşcinsellerin özgürlüğü, kürtaj hakkı gibi konularla ilgilenir.

Çünkü aile, ahlak gibi kavramlar burjuva değerlerini ifade eder. Sağ zaten burjuva ideolojisidir. Onun için ahlak konusunda tutucudur. Sol için ise burjuva ahlakı geri bir kültürün kalıntısıdır ve aşılmalıdır.

Onun için iktisadî liberalizm sağın, “ahlakî liberalizm” solun uhdesinde bulunur.

Solun din konusundaki muhalif tutumunun gerekçesi de aynıdır. Toplumsal evrimin daha geri bir aşamasında ortaya çıkmış olan üst yapı kurumlarından biridir din sol ideoloji bakımından.

Sağ siyaset bakımından ise mevcudiyetini istinat ettirdiği orta sınıfların kültürel dinamiğidir.

Dolayısıyla sol için aşınması ve aşılması gereken bir yapıdır; sağ için muhafazası gereken bir kurumdur.

(Ama sistemin aslî unsuru olmadığından yanında veya karşısında olmanın önemi çok da büyük değildir.)

****

Buraya kadar Türkiye’deki durum da aşağı yukarı aynı gibi görünüyor. Yani burada da sağ maddi değerleri, sol manevi (anlamsal) değerleri temsil ediyor. Ahlakî liberalizmi sağ değil sol onaylıyor. İlah…

Yalnız Türkiye’deki solun dayandığı toplum kesimleri batıdaki modele pek uymuyor.

Dünyanın hemen her yerinde sol partilere yoksullar başta olmak üzere kurulu düzenin işleyişinden pek de memnuniyet duymayan kesimler ilgi ve yakınlıkduyarlar. (Sol da onların itirazlarını sisteme zarar vermeden absorbe etme işlevini üstlenir.) Sağ partiler ise nispeten daha varlıklı, en azından geçim sıkıntısıyla ilgisi olmayan kesimlerden destek bulur.

Türkiye’de durum bunun tam tersi. Varlıklı kesimler daha ziyade sol partilere teveccüh ediyor; yoksullar ise sağ partilere destek veriyor.

Çünkü Türkiye’nin uzunca süredir yaşamakta olduğu kimlik krizi doğrultusunda şekilleniyor burada siyasi tercihler.

Tarih içinde edindiğimiz kimliğe bağlı kalmayı ve bu çerçevede geleneksel değerlere sahip çıkmayı önemseyenler sosyoekonomik konumlarına aykırı gibi görünen siyasî tercihlere yönelmek durumunda kalabiliyorlar.

Yoksullar, emeğiyle geçinenler, toplumun kıyısında kalmışlar, köylüler, varoş insanları vs. batıdaki gibi sol partilere değil, daha çok sağa yakınlık duyuyorlar. Çünkü sağ siyaset tarafından temsil ediliyorlar.

Büyük sermayenin sola (CHP’ye) itirazının olmayışı da başka bir ilginçlik. Hatta büyük medyanın yapısına bakarak aralarında –sempatinin ötesinde– adını koymakta zorlandığımız ciddî bir paydaşlığın var olduğunu sezmek mümkün.

(Bunun arkasında –solun gerçekte “sol” olmamasının yanı sıra- büyük sermayenin yapısıyla ve özellikle uluslar arası bağlantılarıyla –veya “bağımlılıklarıyla”- ilgili problemler de var ki ayrı bir yazı konusudur.)

****

Neticede CHP İstanbul’da Kadıköy, Beşiktaş, Bakırköy gibi ilçelerde, Ankara’da Çankaya’da orta sınıf denilen hali vakti yerinde kesimin oyunu alabiliyor yalnızca. Mezhep kimliği dolayısıyla kendiliğinden angaje olanlar dışında, gecekondu mahallelerinde yaşayan yeni kentlilerin ilgisini bile çekemiyor. Ama buna rağmen CHP solda sayılıyor; hatta kendisini sosyal demokrat olarak tanımlıyor.

Bir de şu var: Batıda sağ devletin, sol toplumun tarafındadır.

Bizde bunun tam tersi geçerli. CHP “tek parti” olduğu dönemde edindiği alışkanlıkla bürokrasi ile toplumun çatıştığı durumlarda bürokrasiden yana tavır alır. Ama bunda şaşılacak bir şey yoktur. Çünkü CHP bürokrasinin ve elitlerin partisidir.

Şaşılması gereken nokta bu partinin kendisini sol olarak tanımlaması, üstüne üstlük Avrupa’daki sol parti birliklerine üye olarak kabul edilmiş olmasıdır.

****

Temsil ettiği değerler itibarıyla CHP’nin aslında sağda, DP/AP çizgisinde gelişen merkez sağ geleneğinin ise solda sayılması gerektiği fikri İdris Küçükömer’den beri kabul gören bir yaklaşım.

Peki, ama bu garabet nereden kaynaklanıyor?

Bürokrasi-toplum çatışmasında bürokrasiden yana tavır alan, yoksulların değil orta sınıfın siyasi temsilcisi olan bir parti sol etiketini taşırken; tam aksi kutuptaki siyasi hareketlerin sağ olarak tanımlanmasındaki garabet nereden kaynaklanıyor?

Şükrü Karaca, Gerçek Hayat dergisinin bu haftaki sayısında Bekir Fuat’a verdiği röportajında çok veciz biçimde açıklamış bu garabetin gerekçesini:

Cumhuriyetin kurucu kadrolarının dinle ilgili problemi halledemeyişlerinin bedeli CHP’nin solcu bir parti olmasıyla ödendi. CHP solcu bir parti kisvesine bürünerek ödedi bu bedeli.”

İbrahim Kiras

Reklamlar

Mayıs 28, 2007 - Posted by | Diğer, Güncel, Genel, Siyaset, Türkçe, Turkiye, Yazarlar, Yazilar

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: