VaTaN

► "Mahzenden Göklere" ◄

Masonluk ve Türkiye’deki Masonlar / video



anahtar kelimeler : Mason Masone Masonluk Loca Sabatay Sevi Sabataycılık Teşkilat Yahudi örgüt Ritual Prayer Ayin Türkiye Turkey üzeyir garih Turkish Türkçe Gizli El istanbul ankara berkader

Mayıs 31, 2007 - Posted by | Araştırma, Diğer, Genel, Haberler, Masonlar, Multimedia, Siyonizm, Türkçe, Turkiye, Video

1 Yorum »

  1. Yahudi Casusu SUZY LIBERMAN .
    Bu eser: Genel Kurmay Başkanlığının tetkiki ile
    Ordu Subaylarının okumasının faydalı olacağı
    tesbit edilerek,
    26 Mayıs 1935 tarih, 43782 sayılı tamim ile 40 000 nüshası alınarak Ordu’ya dağıtılmıştır.
    TAKDİM
    Suzy Liberman’ı okurken bu günü göreceksiniz. Dün cephe arkasında idealleri uğrunu ırz ve namusuna hiçe sayıp düşmanlarını (Müslüman Türk Evlatlarını) yoldan çıkartıp hedefine ulaşmaya çalışan suzy’ler, bugün ise çağdaş yaşamda genç beyinleri uyuşturup, heva ve heveslerine yölendiren suzyleri göreceksiniz. Üreticilik çağına girmiş nice genç beyinler internet, tv, magazin, radyo, gazete ve sinamalar aracılığı ile suzilerin tuzağına düşrülüp, tüketici olmaktan öteye geçmalerine müsade edilmemektedir. Genç beyinler, bin bir türlü cilveleri ile birden çok cepheden taarruza ugramaktalar. Bu taarruzun boyutu satırlar arasında sırıtacaktır.

    Dün suzy yahudilerin arasından çıkmıştı. Bu gün bizden ve bizim içimizden çıkıyormuş gibi gözükmete. Dün suzy bin yıllık israel için kendini feda etmekteydi. Bu gün çağdaş Suzy’lerse para-şan-şöhret için yaptığı izlenimi vermekte. Bu gafiller dünya çapındaki kapital çarka kendileriyle beraber binlerce taze ve üretken genç beyinleri çekip sel gibi cehenneme akmaktalar. Gençlerse ülkelerine ve milletine yaptıkları gizli ihanetin farkına varamadan Allah’ın kendilerine verdiği nimetleri heva ve hevesleri uğruna harvurup harman savurmaktalar. Sanki gençlikleri hiç bitmiyecekmiş gibi oyun çemberinde küçülüp gitmekteler.

    Bu kitabı okurken çağdaş Suzy’leri düşünüp içine düştüğümüz düğümü görecek ve elli sene sonraki evlatlarımızın manevi mes’uliyetinin altında ezilip kül olmaktan nasıl kurtulabiliriz diye soracağız. Merham Cevat Rıfat Atilhan yaşadıklarından bir kesidin, hikaye olsun kese dolsun diye değil, ümmet-i Muhammed gözlerini açıp çevrelerinde dönen entrikaları görsünler diye yazmıştır. Bugün önü kapalılıktan, ekonomik krizlerden şikayet eden bizler hiç bir çaba ve gayret göstermemekteyiz. Aksine suzylerin tuzağına düşmekte, bizden sonra gelecek ümmet-i Muhammedin daha büyük sorunlar altında ezilmelerine ve önlerinin tamamen kapanmasına sebeb olmaktan öteye gidememekteyiz. Bu yolları açıp onların daha çağdaş yetişip ülkeye ve millete faydalı insanlar olarak yetişmesini sağlıyacak zemini oluşturmaktan habersiz şehevani arzularımıza esir olmaktayız.

    Okuyacağınız bu kitap, size bugün dünden daha fazla entrikaların cevremizde döndüğünü gösterecektir. Dün israili kurmak için kendilerini feda edenler, bugün oranın bekası ve sürekliliği için mücadelelerini sürdürdüklerini hissedeceksiniz. Dün onları Kudüs’e taşıyan ve orada refah içinde yaşatan paraların, bugün düşmanlarının keselerini akıpta kendilerinin karşısında güç olmamaları için nasıl eti kemiğe katıp çalıştıklarını Cevat Rıfat’ın düne anlatan kalemiyle şahit olacaksınız. Ve şunu da inşaallah göreceksiniz:

    “Düşmanı hep dışarda aradık. Kendi içimize yönelip, kendi nefsimize bakmayı hiç akıl edemedik. Halbuki düşman içimizdeydi. Ve yetmişiki şeytan gücüyle bizi kendimizden uzak yaşantıya kaptırmak peşindeydi.” Düşmanımızı yani kendi nefsimizi gördüğünüzde Çağdaş suzylerin içimizdeki gerçek casuslarınıda görmüş olacak, çağdaş suzileri kalp sarayımızda saklayan, yeri geldiğinde bizleri onlarla avutan casusla mücadele için silahları kuşanacaksınız. Bu kitap sizlere Çağdaş Suzilerin öncülerinden biri ve en meşhurunu anlatacak. Öncüleri ile mücadelede sağlam bir inanç ve misyon yeterken, bugünün suzileriyle olan mücadelelerde ise Ancak kişinin kendi nefsini yenip ruhuna ve ideallerine kuruması ile olabilir. Nefsimizle mücadelede, bizlere Allah’ın ayetlerini okuyan bizleri temizleyen, kitap ve hikmeti öğreten Allah Rasulü ve O’nun sevgilileri ile aramızdaki rabıta ve bağı kestiğimizde felaketler ve acılar arka arkaya takip edecek ve bizden öncekiler de olduğu gibi apaçık bir sapıklık içine düşevereceğizdir.

    Cevat Rıfat Atilhan bu kitabında, harblerde kılınç ve imandan da öteye gidildiğini bizlere göstermektedir. Bunun kişinin kendi nefsiyle olan mücadelenin olduğunu sizlere yukarda birazda olsun ifade ettik. Bu kitabı yazıp bizlere büyük ışık tutan ve yaşadıklarının kendisiyle toprak olmaması için çok sevdiği kalemiyle mücadele eden Merhum Cevat Rıfat Atilhan’dan Allah Razı olsun. Ruhu şaad ve mekanı Cennet olsun. http://www.atilhan.net

    BİYOGRAFİ
    Osmanlı’dan günümüze uzanan çizgide İslâm’ın bayraktarlığım yapan isimler biliriz. Yaptıkları veya yazdıkları ile birşeyler bırakanlar arasında Bediüzzaman’lar, Necip Fazıl’lar, Osman Yüksel’ler, Eşref Edip’ler ilk anda adı aklımıza gelenler oluverir. İşte hakikati haykıranlardan biri de yazdığı eserler ile toplumu yahudilik, Siyonizm, tarihi bazı gerçekler konusunda aydınlatan Cevat Rıfat Atilhan’dır.

    Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde 1892 yılında dünyaya gelen ve genç yaşta ordu saflarına atılan Cevat Rıfat Atilhan, Balkanlar’dan, Sina cephesine, Zonguldak cephesine kadar birçok böl­gede büyük kahramanlıklar göstermesiyle bilinir. Cevat Rıfat’ın sivil hayatı da vefatına kadar yine mücadele içinde geçmiştir. Cephede maharetle kullandığı kılıcını sivil hayatında bırakarak kalemine sarılan Cevat Rıfat, yazdığı 74 eser ve binlerce makale ile bu ülke insanına MASONLUK, Siyonîzm tehlikesini ve entrikalarını anlatmıştır.

    Cevat Rıfat Atilhan, İstanbul’un Süleymaniye Camii ile Şehzade Camii arasındaki tarihi Vefa semtinde dünyaya gelir. Şam Mutasarrıfı Hasan Rıza Paşa’nın oğlu olan Cevat Rıfat, dedesi Bosna-Hersek Beyi Hurşid Paşa’nın arzusuyla Kuleli Askeri Lisesi’nde okur. 1912 yılında 21 yaşındayken Harbiye’den mezun olan Cevat Rıfat, çok geçmeden Balkan Harbi’ne katılır. Edirne muhasarası sırasında esir düşer. Sofya’da bir süre tutulan Cevat Rıfat daha sonra Istanbul’a dönerse de savaşlardan yakasını kurtaramavarak Osmanlı’nın kaderine ortak olur. Arnavutluk harekatı, Suriye, Filistin, Sina cephelerine, Birinci ve Ikinci Gazze meydan muharebelerine katılan Cevat Rıfat, Birinci Dünya Savaşı’nın Osmanlı Devleti aleyhine bitmesi üzerine Anadolu’ya geçip Milli Mücadele’ye katılır. 1920 yılında TBMM tarafından Milis Generalliğe terfi ettirilir. Milli Mücadele’nin zafer ile bitmesi üzerine ordudan istifa eden Cevat Rıfat, sivil hayata, çok sevdiği mukaddes bir davaya, basın hayatına atılır. Cevat Rıfat Atilhan, 4 Şubat 1967’de hayata veda eder.” Filistin’de yahudileri tanıma fırsatı bulur. Daha sonra yazacağı kitaplarda bu dönemin etkileri büyük olur.

    FİLİSTİN’DE YAHUDİLERLE İLİŞKİ

    Cevaf Rıfat, Filistin cephesinde vatani vazifesini yaparken, Orduyu geriden hançerleyen vatan hainleri ile uğraşır. Bu hainler, Osmanlı’nın sinesini açtığı Siyonistlerdir. Cevat Rıfat, 1909′dan sonra Filistin’e yerleşen yahudi köylerinin yekûn olarak Ordu aleyhine casusluk yaptığım amansız takiplerle ortaya çıkarır, elebaşlarını bizzat idam ettirerek bu cephede mukadder o!an mağlubiyeti önler.

    Birinci Dünya Savaşı’nın Osmanlı Devleti aleyhine neticelenme­si üzerine Mersinli Cemal Paşa ile Konya’ya gelen Cevat Rıfat, Milli cephenin kurulmasını sağlar ve bu arada İsparta Demiralayı ile Afyon’da Çelikalayın kuruluşlarına yardımcı olur. Mersinli Cemal Paşa ile İstanbul’a dönen Ceval Rıfat Halife Sultan Vahdeddin ile görüşür ve makamından ayrılışında Ferit Paşa kabinesinin emri ile tevkif edilerek Bekir Ağa bölüğünde hapsedilir ve idama mahkum olur. 2 Ekim 1918 günü Mersinli Cemal Paşa’nın Ferit Paşa kabinesini devirerek Harbiye Nazırı olmasıyle hapisten kurtulur ve Harbiye Nezaretine yaver olur. 1919 yılında Zonguldak’a gelerek milli mücadeleye katılan Cevat Rıfat, Zonguldak Bartın Ereğli havzasında 12 bin kişilik ilk milli kuvvetleri oluşturur. Bu bölgede kömür havzalarının değerini anlayarak yerleşmeyi hedefleyen Fransızlara karşı mücadele eden Cevat Rıfat, Fransızları Sapça geçitlerinden Karadeniz’e sürer. 1920 yılında TBMM tarafından Milis Generalliğe terfi eder.

    Milli Mücadele’nin zafer ile bitmesi üzerine ordudan istifa eden Cevat Rıfat, sivil hayata, çok sevdiği mukaddes bir davaya, basın hayatına atılır. Muhtelif gazetelerde yazdığı onbinlerce makale ve 74 kitabı ile İslamiyet, FarMASONluk, yahudilik, Siyonizm, ve milli mücadele üzerine eseri kaleme alır.

    Cevat Rıfat, Türk milletin kendisini uşak gibi kullanan ve sömüren Emperyalizmin, Kapitalizmin ve Komünizmin mucidi olan dünya yahudiliğinin gizli yönlerini ve gayalerini sırlarını açığa vurur. Yahudilerin dünya hakimiyetini ele geçirmek için kurdukları MASON dernekleri, ROTARY Kulüpleri, LİONS Kulüplerini bütün açıklığıyla ifşa eder.

    Cevat Rıfat, Türk siyasi hayatında halk tabakalarına inerek İslam ve Türk düşmanı olan MASONluğu tanıtan ilk Türk siyasilerindendir. Bu gerçek, sadece Türkiye’de değil, dünyanın birçok yerinde kitaplarının tercüme edilmesiyle kendini gösterir.

    Cevat Rıfat Atilhan, son olarak 1964 yılında Mogadişu da toplanan İslam Devletleri kongresine katılarak kongrenin İcra Komitesi başkanlığına seçilir. “FarMASONluğun maskesini çatır çatır yırttım.” Islami vazifesini yaptığını gurur ile söyler

    HEDEFİ TÜRK-İSLAM DÜŞMANLARININ MUTLAKA
    TANITILMASI BİLİNMESİ ÖĞRETİLMESİYDİ

    Ölümünün 28.nci yılına ulaştığımız Cevat Rıfat Atilhan, hayatını yüzyıllarca İslam’ın sancağını taşımış Osmanlı Devleti’nin yıkılmasında etken olan Siyonist ve MASON örgütlerinin toplum tarafından bilinmesine adamıştı. Kaleme aldığı 74 kitabının büyük bir bölümünde hep bu konulara değinmekteydi. Resmi tarihin empoze ettiği bilgilerin canlı şahidi olarak ele aldığı İnönü savaşları, 31 Mart vakası, İttihat ve terakki tarafından işlenen cinayetler gibi konulara farklı bir bakış acısı ile yaklaşmış ve bu olaylarda gizli kalan yönleri ifade etmekten uzak durmamıştı. İnönü muharebeleri ile il­gili anlattığı anılarında İsmel İnönü hakkında anlattıkları oldukça ilginçtir.
    Cevat Rıfat, “Bütün Açıklığı île İnönü Savaşları” adlı kitabında İnönü’den şöyle bahseder: “Bu hengâmede İsmet Bey’in ismi dahi yoktu. O böyle bir zaferden asla ümitvar olmadığı gibi, Milli Mücadele diye bir teşebbüse girişmenin dahi tamamıyle aleyhinde idi. Fiili hareketlerin henüz başlamamış olduğu bir dönemde, mütare­ke senelerinde ben harbiye nezareti yaveri, kendisi de aynı nezare­tin müsteşar muavini idi.

    Bir gün, eski Sekizinci Kolordu Kumandanı ve mumaileyhin es­ki arkadaşı Alî Fuad Bey ile (Ali Fuad Erdem) birlikte İsmet Bey’in Süleymaniye’deki evine gittik. Bizi kapıda karşıladı ve ilk söz ola­rak mukaddimesiz ve girişgâhsız, ‘Artık hiç bir hareket muvaffak olamaz, ve netice veremez. Paşaya teklif ediniz. Bir sulh heyeti ku­rulsun, Avrupa’ya gidelim bu işi ne pahasına olursa olsun bîr neticeye bağlayalım. Ben müşavir, siz de muavin olarak gideriz.”

    BAĞNAZ ANTİSEMİNİST DEĞİLDİ
    Kaleme aldığı 74 kitabın büyük bir bölümü yahudilik üzerine demiştik. Filistin Cephesi’nde yahudilerle oldukça içli dışlı olan Cevat Rıfat, yahudi köylerinin Osmanlı ordusu aleyhine çalışmalarını görmüş ve bu konuda elebaşlan yakalatarak cezalandırmıştı.

    Cevat Rıfat, ‘Millet olarak 15. asırda katliamdan kurtardığımız sinemizde kendilerine barınma hakkı tanıdığımız bir milletin nasıl bir engerek yılanı olarak zamanı gelince bizi soktuklarını gördüm’ dediği eserlerinde ‘Suzy LİEBERMANN, Simi SİMON gibi Yahudi Casuslardan. Sultan Abdülhamid’ten toprak almaya çalışanlara kadar yüzlerce Örnek getirir.’

    ÖNSÖZ
    Millet olarak 15. asırda katliamdan kurtardığımız, sinemizde kendilerine barınma hakkı tanıdığımız bir milletin nasıl bir engerek yılanı olarak zamanı gelince bizi sokup mahvetmek istediğinin en açık izahını bu eserde bulabileceğiz. Bu eser Siyonizmin Filistinde yahudi devleti kurması için giriştiği türlü nimetleri ile beslendiği bir memlekette o millete karsı alçakça irtikap ettiği korkunç cinayet, hıyanetleri izah eden bir kaç sahifeden ibarettir. Hakiki Suzy Liberman vak’asını okuyup öğrenmek tarihteki lâyık olduğu yerini belirtip milletin istifadesine sunup en büyük hizmeti yapmak isteyen münevver ve vatanperverlerin, Arşiv dairesinde mevcut Suzy Liberman dosyasını dikkatle okumaları lâzımdır. Bu eser o dosya yanında çok küçük fakat hizmet bakımından kıymeti çok büyüktür.

    Uzun yıllar milletimize, gençlerimize, Filistin Cephesinde Arapların müslüman kardeş dediğimiz: kimselerin bize hiyanet ettiklerini, geriden hançerlediklerini Propoganda etmişlerdir. Bu Propogandayı dünya çapında idare eden Siyonistler, aksine İslâm-Arap memleketlerinde de aynı şekilde arap memleketlerinde Türk idaresinin zulüm vesairesinden dem vurup onlarıda bize düşman etmişlerdir. Niçin? Çünkü Siyonizmin gizli kararlan, Osmanlı devletini yıkıp Filistin’de Yahudi devletini kurma Plan ve gayelerini, Filistin’de Ordumuza ve milletimize karşı giriştikleri korkunç cinayetleri, hiyanetleri gizlimek içindir.

    Basel’de toplanan dünya yahudileri Siyonizm denilen teşkilatı kurmuşlardır. Bu Kongrede alınan karara göre Siyonizm kabaca manâsıyle yahudilerin bir millet olarak Filistin’de tekrar yerleşmek için yaptıkları teşkilatlı gayretten doğan hareketin adıdır. Yine bu Kongrede alınan karara göre, Filistinde yahudi devletinin kurulmasına en büyük engel Osmanlı devletidir. Bu devletin behamahâl yıkılması lâzımdır.

    Türlü bahanelerle Filistinde muhaceret ve orada arazi satın almalarına müsaade için merhum Sultan Abdülhamid Han’a müteaddit müracaatlar müsbet bir netice vermemiştir, merhuma 20 Milyon Altın, 12′si şahsına, 8′i hazineye ait olmak üzere rüşvet teklif edilmiştir. Aldıkları cevap huzurdan kavulmak ve vatan toprakları satılamaz alındığı fiyata verilir, olmuştur, keza tapu dairelerine de yahudilere Arazi satılmasını yasaklamıştır, Merhum Abdülhamid han’ın sert hareketleri, Siyonistlerin yıkıcı faaliyetlerini artırmış, Padişah ve Devleti yıkmağa kafi karar almışlardır. Bütün yasaklara rağmen 1882 de Filistin’e 3000 kadar yahudi girmiştir. Bu suret­le Filistine gelen Yahudi muhacirleri artık hacılık ibadet İçin değil, düpedüz memlekete iskân Coloniser etmek için geliyorlardı. Bu hal yahudi alemi için İsrail Yurdunun ele gerilmesine başlangıç sayılabilecek muslihane bir hululdü… Böylece 1882 de yafa civarında mevcut Mikve İsraelden sonra Rişan. le Zion, daha sonra Zihrav Yakov, Raş-Pina ve Pitah-Tikva gibi küçük koloniler kurulmuştur. Celal Tevfik Karasapan: Filistin ve Şark Ül-Ürdün Cilt 2 sahife 38-1890 Pariste Merkez Komitesi teşkil olunmuştur. Bu komite yukarda saydığımız kalemleri himayesi altına almış ve bu harekete Baran Edmandde Rotchild arka vermiş oluyordu. 1914 de Filistin’deki köylü yahudilerin yansı “Rotchild Grubu” namı altında bu zengin yahudinin himaye ettiği kolonilerde yaşamakta idi. Rotchild bu kolonilerin idaresini J.C.A. remizleri altında tanınan Jewish Colonisation Assriatian’a devretmiştir. Bu kuruma 1891 de Baran Hirsch 2 milyon ingiliz lirası hibe etmiştir. Osmanlı Hükümetinin 1888-1900 yılları arasında Filistin’e yahudi iskânına daha uzun müddet müsamaha olunamıyacağını ilân etmesi üzerine (Düveli Muazzama) denilen devletler tarafından Protesto edilmiştir. 1912 Meşrutiyet meclisinde bu mesele ortaya konmuş ve o sene Filistin’deki Osmanlı Makamlarına ecnebilerin Osmanlı Topraklarında yer sahibi olmalarının memnu olduğu yolundaki talimat verilmiş ve bu memnuşiyetin sıkıca tetkiki istenmiştir.

    Bütün bunlara rağmen Filistinde 12.000 nüfusu olan 42 yahudi kolonisi meydana gelmiş ve bunların senelik geliri 200 bin İngiliz lirası ve sahip oldukları arazi ise 100.000 m2 idi. 1881 de Kudüs’te 14.000 Yahudi varken 1914 de bu miktar 45.000′i bulmuştur. Böylece 1909 da Bahar tepesi manasına gelen TelAviv şehri, yahudi şehircilik şirketi tarafından kurulmuştur. Böylece 1914 yılında Filistindeki yahudilerin miktarı 80.000′i bulmuştur ki, kendilerini Osmanlı camiasından büsbütün ayrı tutup kendilerine mahsus numune çiftlikler mektepler ve hayır kurumları tesis etmşilerdir.

    Merhum Filistin cephesinde vatani vazifesini yaparken ordumuzu geriden hançerleyen vatan hainleri ile de uğraş­mış, onların hıyanetlerini tesbit ve mesullerini derhal divanı harbe verip idam ettirmiştir. Bunların içinde dünya çapında şöhreti haiz yahudi casuslan mevcuttu, Simi Simon, Suzy Lieberman vesaire ki yahudiler bunların her biri için binlerce, on binlerce altın rüşvet teklif etmişlerdir. Taki idam olunmasınlar diye. Fakat Cevat Rıfat, pek az kimseye nasip olan büyük bir vatanperverlikle önüne serilen, kendisini ve aile efradını uzun yıllar refah içinde yaşatacak serveti reddetmiş, hainler layık oldukları akibete kavuşmuşlardır.

    Ne hazindir ki askerlik hayatından çekilip sivil hayatta da kalemi ile bu vatan hainleri ile mücadeleyi kendisine şiar edinen Cevat Bey, hayatın çok kahrını çekmiş, ne işe atılmışsa yahudi ve onların maşası olan MASONLARca türlü felâketlere duçar edilmişdir.
    O bildiği yolda memleket ve millete sırf Cenabı Allah’ın rızasını istihsa için çalışmıştır.

    Fakat merhum ne kadar dürüst ve temiz haraket etse düşmanları onu adım adım takip etmekte olduklarından, bu defa 2. Cihan harbi içinde Cevat Rıfat Almanlardan milyonlarca lira para aldı diye iftiradan da çekinmemişlerdir. Zamanın idaresi bu ihbarı nazara alıp derhal merhumu tevkif ile, askeri mahkemeye sevketmiş, aylarca mevkuf kaldığı gibi aile efradı da perişan olmuştur. Vaktaki merhum Maraşal F. Çakmak işe müdahele ile, o zaman genelkurmayda askeri hakim olan Şevki Mutlugil Paşa’yı tahkikata memur etmiş ve bu faziletli hakimde derhal İstanbul’a gelip tahkikata el koymuştur. Çok hürmet ettiğim Şevki Mutlugil Paşa’nm kendi ifadesine göre, (etraftan malumat topladım. Subaylar ile konuştum. Dediler ki milyonlar aldığını bilmeyiz. Ancak burda kendisine verilen taynın bir kısmını kesip dilim yapıyor, kurutup ziyaretine gelen zevcisine veriyor. Evine gittim. Çoluk çocuğunun durumu çok perişan. Hemen tahkikatı bitirip beraat kararı verdim. Karardan bir nüshayı merhum maraşala götürdüm. Okurken gözyaşlarını tutamadı, dosyadaki kararın aslı göz yaşı ile ıslaktır. Biz kimlerle uğraşıyoruz dedi ve 2000 lira hediye gönderdi…) İşte merhum böyle idi. Fakat düşmanları onu nelerle nelere benzetmediler. Çünkü kalem ve fırça düşmanlarının elinde idi.

    O bunlardan zerre kadar yılmadı. Hayatının sonuna kadar mücadelesine devam etti. Simi Simon, Suzy Liberman’ların Filistin cephesinde, genç zabit Adnan ve arkadaşlarını yoketmelerinin, kahraman bir ordunun arkadan hançerlenmesinin intakımını almağa uğraştı.

    Devlet arşivlerinde, şüphesiz büyük tomarlar teşkil eden bu casusluk hâdiselerini bu kitapla milletinin, zabit kardeşlerimizin önüne sermek istedi. Bunda da muvaffak olmuştur.

    Ne mutlu onaki harp meydanlarında kılıcı ile, Sulhde kalemi ile milletine memleketine ve dinine şerefle, fedakar ve feragatle hizmet etmiştir. Ruhu şad ve makamının Cennet ol­masını Cenab-ı Allah’dan temenni ve niyaz eylerim. 8.11.1968 Cuma
    Avukat M. Fazlı Akkaya

    SÖZ BAŞI
    1935′te bastırdığım “Suzy Liberman” adlı eser Erkân-ı Harbiye-i Umûmiye riyâsetince tekik edilmiş ve yararlı gö­rülerek 26 mayıs 1935 tarih ve 43782 sayılı remizle subaylara tavsiye edilmiş ve bütün birliklere tevzi edilmiştir.

    Bu defa meşhur casusun hatıra defteri de ilâve edilerek tekrar milletin nazarı ibretine arz edilmiştir. Bu kitap bir müddet evvel siyonizmin propagandası mâhiyetinde olmak üzere Dünyanın her yerinde bir ânda milyonlarca nüsha olarak bastırdığı “Anna Frank’ın Hâtıra Defteri” kitabına benzemez. O yalan bu ise, gözümüzün önünde geçmiş hakikî bir facianın tâ kendisidir.

    Bu eserimizin hakikî olduğu, Erkân-ı Harbiyemizin tetkiki ve hâdiseyi gözleriyle gören silâh arkadaşlarımızın şâhadetleriyle sabit olduğu halde, ötekisinin Yahudilerin hayali mahsûlü olduğu aşağıdaki izahla sabittir:
    Birleşik Amerika’da çıkmakta olan “The Gross and the Flag” gazetesinin 18. yıl 9. sayı 18. sahifesinde ve yine Amerikada National Economic Council Bulletin’in 15 Nisan 1960 tarihli sayısında ve İsveçte Stokholm’de çıkan Pria Ord gazetelerinde Anna Frank hakkında aynen şu yazılar okunmuştur:

    “Tarihte bir çok efsâne bulunur, fakat An Frank rezaleti gibi olanı görülmemiştir. Bu efsâne tamamiyle Yahudi kafasından çıkmıştır. Bu eseri yazan Mayer Levin, bizzat An Frank ismini de bir kızın kendi yazdığı şaheserle hiç bir alâkası olmadığını bildirmiştir. Bu sebeple New-York âli mahkemesine müracaat etmiş; An Frank adlı bir kızın bu eserle alâkası olmadığım isbat etmiş ve An Frank’ın babası geçinip bu sayede film, radyo, televizyon şirketleri ve neş­riyat evlerinden muazzam para sızdıran Mösyö Frank, âli mahkeme karatiyle eseri yazan Mayer Levin’e 50.000 dolar tazminat vermiştir.

    Resmî şekilde yalanlanan uydurma ve tamamen hayalî bir propaganda eserine mukabil, yüzde yüz hakikat olan ve koca bir Türk ordusunun gözü Önünde cereyan etmiş; âdil ve âlicenap asker hâkimlerin kararlariyle kesinleşmiş hakiki bir faciayı olduğu gibi ve bütün çıplakığıyle halk efkârına, medenî milletlere, tarihe ve hak seven bütün insanlığa hediye etmeği şerefli bir insanlık vazifesi bildim. http://tr.wikipedia.org/wiki/Yaşar_Kutluay
    Kurmay Albay Abdülvahit Erdoğan Bey’e (KARA VAHİT)
    1970 yılında Simavi’lere ait Günaydın Gazetesi’nin arabasıyla Cuma namazından çıktığı bir sırada Sirkeci Tren İstasyonu önünde trafik kazasında merhum edilen Emekli Kurmay Albay ve İstanbul Emniyet Müdürü Abdülvahit Erdoğan Bey ki 1960 yılındaki ihtilalde “Tepebaşı 111” numaradaki MASON mahfillerinin genel merkezini basmış üç yiğit Türk SUBAYIndan biridir (Diğerleri NUMAN ESİN ve Muzaffer Özdağ (Prof. Dr). Buradan çıkardıkları iki Reo dolusu evrak birçok sırrın ortaya çıkmasına halen devam etmektedir…
    “BÜYÜK TÜRKİYE STRATEJİSİ” KİTABININ YAZARI
    (E)KURMAY ALBAY ABDÜLVAHİT ERDOĞAN(KARA VAHİT):
    “Çok iyi hatırlıyorum Amerikan Kolejinde dört kızımızı kandırarak Hıristiyan yaptıkları gerekçesiyle rahmetli Atatürk İzmir Amerikan Kolejini derhal kapattırmıştı. Nur içinde yatsın Atam! İşte bugünde başımızda aynı kabadayı hükümetleri ve devlet adamlarını görmek istiyoruz” (Büyük Türkiye Stratejisi, Milliyetçi Toplumcu Doktrin- MİTAD- s.36) http://tr.wikipedia.org/wiki/Abdülvahit_Erdoğan

    Yorum tarafından Yaşar Kutluay | Ocak 26, 2013 | Cevapla


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: