VaTaN

► "Mahzenden Göklere" ◄

Arınç, Erbakan’la Baykal’ı bir tuttu


TBMM Başkanı Bülent Arınç, eski başbakanlardan Necmettin Erbakan ile CHP lideri Deniz Baykal’ın seçim meydanlarında kullandıkları dini kavramlara sert çıktı.

Aziz Gül’ün haberi

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Bülent Arınç, Milli Görüş Lideri Necmettin Erbakan ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Deniz Baykal’ın miting meydanlarında dini kavramları kullanarak yaptığı sert eleştirilere tepki gösterdi. Arınç, “Sayın Erbakanı’ın son konuşmalarını ve içeriğini fevkalade yanlış buluyorum. Kendisiyle zaten siyasette yolumuzu ayırmamızın en önemli sebeplerinden birisi de bu düşüncelerdir. Sayın Baykal Tunceli’deki konuşmasında diyor ki, ‘Bunlara oy vermek günahtır’ diyor. ‘Cehenneme gidersin’ diyen adamla ‘Günah işlersin’ diyen adamın düşüncesi arasında fark yoktur.” dedi.

Manisa’daki seçim çalışmalarını tamamlayan TBMM Başkanı Bülent Arınç, İstanbul’a gitmeden önce Manisa’da görev yapan yerel ve ulusal basın temsilcileri ile kahvaltıda biraraya geldi. Belediye Başkanı Bülent Kar, AK Parti İl Başkanı Dursun Ali Yıldız, İlçe Başkanı Ömer Faruk Çelik’in de katıldığı kahvaltıda Arınç, Erbakan ve Baykal’ın miting meydanlarında AK Parti’ye yönelik dini söylemlerine tepki gösterdi.

AK Parti hakkında söylenenlerin doğru olmadığına dikkat çeken Arınç şöyle konuştu: ”Yanlış bulmam hem mevcut yasalardan hem de söylediklerini AK Parti açısından doğru olmadığı konusundandır. Kendisine saygı duyarız, deneyimli bir siyasetçidir, yıllarca kendisiyle birlikte siyaset yaptık, daha sonra ayrıldık ve AK Parti’yi kurduk, siyasette yolumuzu ayırdık.

Zaten siyasette yolumuzu ayırmamızın en önemli sebeplerinden birisi de bu düşüncelerdir. Biz bu düşüncelerle Türkiye’de siyaset yapılamayacağını, yapılırsa da faydalı olmayacağını bilerek AK Parti’yi kurduk. Dolayısıyla şahsına saygımız oldu, bu saygımızı da her zaman muhafaza ettik ama son konuşmaları geçmişte tanıdığımız Erbakan’ının çok daha fazla bu konularda yanlış yaptığını gösteriyor. Üzülüyorum. Bu konuşmalar haksızdır. Biz buna hiçbir zaman müstahak olmadık.

Necmettin Erbakan’ın dün bir televizyon kanalını açım Muş’taki konuşmasını dinledim. Erbakan diyor ki, ‘Bunlara oy vermek insanı cehenneme götürür, bunlar ateşte yanacaklar, bunlar domuzcu partilerdir, şucu partilerdir’. Sayın Erbakan’ın bu konuşmaları yapmaya başlayalı 15 gün oldu. Laik çevrelerin, cumhuriyetçi, aydınlanmış çevrelerin, mitinglerde bol bol konuşan çevrelerin bir tanesi, ‘Laiklik elden gidiyor. Sayın Erbakan bu nasıl konuşma’ diye bir suç duyurusunda bulunduğunu gördünüz mü? Bunu ben yapsaydım ipe çekilirdim arkadaşlar.

Bunu ben yapsaydım anında Baro başkanlarımız, sivil toplum örgütlerimiz anlı şanlı, hepsi sıraya girer, emekli subaylar başta olmak üzere Yargıtay Başsavcısı’nın önünde dilekçe kuyruğu yaparlardı ‘Bu laikliğe aykırı konuşuyor’ diye. Ama şimdi konuşan ben değilim, konuşan bir başkası ve o konuşmadan bırakın suç duyurusunda bulunmayı. AK Parti’ye darbe vurulur diye ellerini ovuşturanlar var. Sayın Baykal da Tunceli’deki konuşmasında diyor ki, ‘Bunlara oy vermek günahtır’

diyor. Arkadaşlar, günah ve sevap kavramları hukuki kavramlar değil dini kavramlardır. Bizim laik hukukumuzda, şu işi yaparsan günah işlemişsin, bunu yaparsan sevap işlemişsin diye bir ayrım olmaz. ‘Cehenneme gidersin’ diyen adamla ‘Günah işlersin’ diyen adamın düşüncesi arasında fark yoktur. Siz hangi laik kuruluşların ayağa kalkıp da ‘Sen neden günahtan sevaptan bahsediyorsun arkadaş. Ben sivil bir iş yapıyorum. İstediğim partiye oy kullanırım. Bunun günahla sevapla ne alakası var?’ diyen birisinin bir dilekçe verdiğini gördünüz mü? Ama Manisa ve İzmir baroları, 3-4 baro daha benim hakkımda yaptığım bazı konuşmalardan dolayı suç duyurusunda bulundular. Parti hakkında kapatma davası açılsın dediler. Biz bunların hepsini biliyoruz. Hepsinin bir hesabı var, hepsi bir defterde yazılı ama ben size bir çifte standart gösteriyorum. Bangır bangır ‘Cehenneme gidecek’ diye konuşan bir insan, ‘AK Partiden oy çalacak yaşasın, konuş Hoca’ diye Kanal Türk’ü bile açıyor, beri tarafta da ‘Günahtır, sevaptır diyen bir insan cumhuriyeti kurtarmak için Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy verin’
diyor.”

Aleviler istediğine oy verir

Bir kısım insanların Alevilerin üzerinden ellerini çekmesi gerektiğini dile getiren Arınç, “Onlar siyasi tercihleri ile baş başa bırakılmalıdır. Alevi isterse AK Parti’ye oy kullanır, isterse bol bol CHP’ye oy kullanır, isterse Genç Parti’ye oy kullanır ama birilerinin bunun üzerine ipotek koyması ve birileriyle adeta pazarlık görüntüsü vermesi bence doğru bir şey değildir.
Biz gerçek Müslümanlık düşüncesi içerisinde Hz. Ali’ye de Aleviliğe de yer olduğu inancındayız. Bunu bir büyük beraberlik olduğu düşüncesindeyiz.”
Dedi.

Zorunlu din derslerinin tercihe bırakılması gerektiğinin altını çizen Arınç, “Laikliğe uygun olan da budur. Ancak 1982 Anayasası’nı yapanlar, Anayasa’nın 24. maddesi ve diğerlerinde bunu seçmeli ders olarak büyüklerinin rızasına bağlayacak bir formül geliştirmişlerdir. Laiklik konusunda yeni bir anlayışı gündeme getirmeye çalışırken uğradığım hücumları herkes çok iyi biliyor. Dolayısıyla zorunlu din derslerinin ne şekilde olması konusunu başka siyasetçilerimizin de gündeme getirmesinde, onların da bu konuda bir çaba göstermesinde fayda vardır.” Diye konuştu.

Bir soru üzerine Nazım Hükmet’in mezarının Türkiye’ye getirilmeşi konusuna da değinen Bülent Arınç sözlerini şöyle sürdürdü: “Rusya seyahatimde Nazım Hikmet’in de mezarını ziyaret ettim. Çünkü Nazım Hikmek büyük bir şair. Özellikle ‘Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni’ diye başlayan şiiri çok duygusaldır. Bunu çok arzu etmiş. Şiiri okuduğunuz zaman yani duygulanmamak mümkün değil. Aslında Nazım Hikmet’in ideolojisiyle ben yıllarca mücadele ettim. Eğer bir şair, ister komünist olsun, ister faşist olsun, isterse bilmem ne olursa olsun Anadolu’da bir köy mezarlığını seçmişse ve başında bir Çınar ağacı da olursa, gelip geçenler de onun ruhuna bir Fatiha okursa, ‘Bundan başkasını da istemiyorum’ diyorsa bir insan, ulan ne güzel insansın sen. Bunu söylemek istedim. Bu çok güzel birşeydir.”

Tayip Erdoğan örnek alınmalı

Tayip Erdoğan’ın “başarısız olursam, bırakırım” sözlerinden övgyle bahseden Arınç, “Başarısızlık karşısında demokratik tavır göstererek ‘Ben partimi 2002 seçimlerinde aldığım oy oranlarının altında bir seçimle karşılaştırdım. Bu benim bir başarısızlığımdır. Bu parti bir kişiye muhtaç değildir. Ben gidiyorum’ dese, o insan siyasette örnek alınır. Bu Türkiye için şuanda geçerli değil. Keşke bu örnekleri çoğaltabilsek. Ama ben siyasette bunun bir gün yerleşeceğini düşünüyorum. Manisa’daki en büyük afiş şu; ‘Aklan Tayyip, paklan Tayyip, Deniz geliyor, saklan Tayyip’ ödüm patladı! Deniz geliyormuş Tayyip’in saklanması lazımmış ve bu bir partinin ilginç afişi. Aklanacağız paklanacağız Deniz geliyor saklanacağız.

Peki sizin bir toplumsal barış projeniz var mı, sizin bir ekonomik projeniz var mı, sizin bu ülkedeki aksak gidişe karşı öngördüğünüz birşey var mı, bunları niye bir mitingde açıklama ihtiyacı duymuyorsunuz? Niçin bunu adaylarınız gittikleri yerlerde tek tek anlatmak yerine bu tür karemale manileriyle siyaset yaptığınızı zannediyorsunuz? Bunlar geçti artık. Birde dediler ki ‘Sınırlı bir propaganda yaptık. Çünkü aday olan oy isteyendir. Partisiyle de ilişkiniz devam ettiğine göre, meclis de şu anda kapalı olduğundan meclis faaliyeti de görünmediğine göre sizin sınırlı bir propaganda yapmanız uygun olur.’ Benim yaptığım da bu.

Kayseri’de miting meydanına çıktıktan sonra Kayserililere selam vermemin bir siyasi propaganda sayılmayacağını kendim biliyorum. Ama ben şurada hapşırsam ‘siyasi konuştu’ diyecek insanlar da var. Dolayısıyla birilerine kendimizi beğendirmek zorunda değiliz. Kayseri’de çıktıktan sonra garip yorumlara bakınız, ‘Efendim olmadı bu iş, tarafsızlığını yitirdi.’

Benim tarafsızlığım meclisteki görevimle ilgili. Ben 4.5 yıl mecli başkanlığı yaparken CHP, ANAVATAN veya DP genel başkanları, ‘Bu meclis başkanı meclis göreviyle ilgili olarak tarafsızlığını kaybetmiştir’ demedi.

Bilakis, ‘Dürüst çalışıyor, herkese eşit uzaklıkta ve görevini iyi yapıyor.’
dedi. Şimdi Öğretmenevi’nin önünde bir Pewgeout’un fotoğrafını çekmişler. Bu Pewgeout aslında Milli Saraylar’a aitmiş ama Manisa seçim gezilerinde kullanılıyormuş. Manisa’da seçim çalışmalarında bir arkadaşımızın verdiği KİA jipi kullanıyorum. Bir başkası Mercedes vermek istedi bir gün kullandım onu bıraktım. Resmi araç kullanmıyorum. Resmi araçtan kasıt bu eskortluk yapan polis arabalarıysa bu benim ihtiyarımın dışındadır. Bunlar güvenlikle ilgili konulardır. Ben meclis başkanlığından ayrıldıktan sonra bu güvenlik devam edecektir. Bu bir kanuni mevzuudur. Bunlar, kendi talepleri olmasa bile korunma altına alınacak insanlar diye kanunda tarif edilmiştir. Bundan çok da memnun değilim. İstediğim zaman sokağa çıkmam ki, istediğim zaman bir arkadaşımı ziyaret etmekten mahrum olduğumu da biliyorum. Ama meclis başkanının, cumhurbaşkanının, başbakanın bir güvenlik konusu var. Bu bizim ihtiyarımızın dışındadır.”
AK Parti birinci
Son olarak kamuoyu yoklamalarına değinen Bülent Arınç sözlerini şöyle
sürdürdü: “ Genelde yoklamaların şunu gösteriyor; AK Parti, iki parti parlamento yapısında, yani Cumhuriyet Halk Partisi ile baş başa kaldığı zaman üçüncü parti olmadığı taktirde hem oyunu hem de milletvekili sayısını çok önemli ölçüde arttırarak tek başına iktidar olabiliyor. Bu takriben 370’ler, 380’ler civarında milletvekili, Cumhuriyet Halk Partisi için de 150, 160 civarında milletvekili demektir. Eğer üçüncü parti girerse ki bunu Milliyetçi Hareket Partisi olacağı anlaşılıyor anketkerde gördüğümüz kadarıyla, bazı anketler bıçak sırtı gibi gösteriyorlar 9.5, 10.5 arası o taktirde de onun 50, 60 civarında milletvekili alacağı, bağımsızların da takriben 20, 25 civarında milletvekili çıkarabileceği öngörüleri var.”

Temmuz 19, 2007 - Posted by | Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Siyaset, Siyasetçiler, Son Dakika, Türkçe, Turkiye

1 Yorum »

  1. SECİME 3 GUN KALA ULKEDE HASAR TESBİTİ!
    Tum okurlarimiza onemle duyurulur…
    CHP ve MHP’ nin secimlerde koalisyon olmayacagini iki genel baskanin soylemesine ragmen AKP nin medyasi surekli karalama icindedir. Hatta son gunlerde kendisine tek rakip olarak gorgukleri MHP ve ulkuocaklarini karalamak icin ellerinden gelen asilsiz haberleri kendi medyalari araciligi ile ortaya atmaktadirlar. Ama haklimiz bilmekte ki korkunun ecele faydasi yoktur. 23 Temmuzdan sonra kimlerin yuce divanda yargilanacaklarini hepimiz gorecegiz.

    Laik Turkiye Cumhuriyeti en geri kafali Musluman Arap ulkelerinin cizgisine planli bir sekilde ve hizla cekiliyor.(İran,Pakistan,Afganistan) Giyim kusamdan egitime, polisten yargiya, yasamin her noktasina AKP tarafindan el atilmis ve genc Turkiye Cumhuriyeti yurt icinden ve yurtdisindan kusatilmis durumda.

    Yolsuzluk, hirsizlik AKP ust (orta, alt) yonetiminin yasam tarzi ve beslenme kaynagi haline geldi ve inanilmaz boyutlara ulasti. Ozal’in mirasi secim sistemi ve Yuksek Secim Kurulu’nun sorumsuzlugu hatta usulsuzlugu sayesinde; Basbakanlik koltugunu ele geciren ve maalesef 5 yila yakin bir suredir isgal etmekte olan ‘Sayin’ RTE’nin ”gorunen” ve ”yurt-ici” serveti İstanbul Belediye Baskani oldugu gunden bu yana 355 kat artti. Ustelik, bu hesaba, ‘gorunmeyen aile dostlari’nin emanetinde veya ‘emin yerler’de duran diger varliklar dahil degil.

    Ve kisa yoldan verecegimiz ornekle, Unakitan vergi kacakciligindan siyrilmak icin ‘kendilerine ozel’ yasa cikarmakla kalmayip oglunu da servet sahibi yapti. ‘Kucuk’ Unakitan Abdullah, 6 sirketi ”uluslararasi’ baglantilariyla zengin bir is adami oldu cikti.

    ABDullah Gul bey ve Pepe bey’in aileleri ile ilgili carpici zenginlik belgeleri son gunlerde kamuoyunun goz onune serildigi icin onlari tekrarlamiyoruz. AKP iktidarina destek veren sirketlerin edindigi mal varliklarini saymaya ise yerimiz yetmez.

    5 yildir bu ulkede, tum ihalelerde yolsuzluk yapildi, en fazla para da ‘ozellestirme’ ihalelerinde dondu. Butun buyuk ihalelere ‘partiyi daha dogrusu sayin RTE’yi temsilen’ kucuk bir ortak eklenerek alinan ‘rusvet’ kendilerince guya gizlendi..Yakin gecmiste yapilan ve daha sonra ortaya cikan belgeler sonucu iptal edilen bir ihale(!) nedeniyle alinan ‘rusvet’ uzun sure iade edilemedi ve bu RTE ve yandaslari icin buyuk sikinti yaratti. Hicbir net gelir ve istihdam saglamayan ozellestirmeler sonucu binlerce kisi daha issiz kaldi.

    Egitim sistemini cokertmek, hurafeler ve safsatalar uzerine kurulu ‘din temelli’ yeni bir sistemi oturtmak icin AKP iktidari buyuk caba sarf etti, ustelik bu konuda da son derece basarili oldu. Basrol oyuncusu Huseyin Celik bey bir yandan ilkogretim okullarindaki derslere bir yolunu bulup imamlari gonderirken, mufredatta ‘Ataturk ve laiklik dusmani’ kitaplara yer verildi, kucuk cocuklarin taze beyinleri yikanmaya calisildi. Ayrica, coraplariyla goz dolduran Celik Bey, tatillerini gecirdigi Pamukova’daki ciftligin sahiplerine Milli Egitim’in (basta bilgisayar olmak uzere) tum ihalelerini verebilmek icin de ustun gayret gosterdi.

    Polis istihbarati basta olmak uzere; ‘ic guvenlik’ gucleri’ ‘Haci-Hoca’ efendilerin etkisi(hatta emri) altina girdi. “1970’li yillarin Pol-Der Pol-Bir” orgutlenmelerinden daha da vahim bir hal aldi.

    Yargi uzerinde inanilmaz oyunlar dondu, dondurulmeye de devam ediyor. Erzurum’da, AKP iktidarinin ‘Ne Mutlu Turkum’ diyemeyen ‘Turk Buyuklerinden biri(!!!’) Saglik Bakani Recep Akdag, “gelince ayaga kalkmadi ve elini sikmadi” diye, bir genci Turkiye Cumhuriyeti polisi tarafindan tutuklatti, genc Turk adaletini temsil eden(!!) bir savci ve hakimin ortak calismasi ile de cezaevine konuldu. Kimse de kalkip bu muthis Turk Buyugu’ne(!) ‘Sen buraya oy avciligi yapmak icin gelen bir siyasetcisin. Seni ve senin gibileri maalesef TBMM’ye gonderen ve maasini odeyen vatandas karsisinda sen saygili olmak zorundasin demedi, diyemedi. Bu yargida donen oyunlara en basit ama vahim bir ornektir. Yargi uzerindeki oyunlar Sayin RTE’nin İstanbul Belediye Baskanligi doneminde baslayan ve dokunulmazlik zirhi arkasina gecinceye kadar onu koruyan, kollayan hakim ve savcilarin odullendirilmesi ile basladi ve geri donusu cok zor noktalara ulasti.

    Tum dunyada Turkiye ‘gucsuz, iradesiz, geri’ bir ulke durumuna dusuruldu ve alay konusu olmasi saglandi. AKP iktidara gelinceye kadar (hic olmazsa bolgesel) platformda soz sahibi ve uluslararasi sayginligi olan TC, ABD’nin ve AB’nin kuklasi haline getirildi, iki paralik Talabani ve Barzani’nin (ve hatta onlarin yurt icindeki ‘yonetici’ uzantilarinin) tehditlerine, ipe sapa gelmez soylemlerine maruz birakildi…Simdi de AKP boluculeri meclise tasiyor..

    Daha hangi birini sayalim.. 5 yildir her gun her icraatlarini duyurmaya calisiyoruz, simdi en baslasak anlatmak gunler alacak…En iyisi size 5 yillik AKP iktidarinin ulkemize verdigi hasarin yukaridaki cok kisa dokumunu vermek…

    Uyariyoruz! Sandik Cezasi yetmez!

    22 Temmuz’dan sonra bu durumun degisecegini, ulkemizde actiklari yaralari hizla topyekun sarmaya baslayacagimizi dusunuyoruz. Ancak AKP’nin daha onceki donemlerde oldugu gibi ‘Sandikta cezalandirildilar. Bu onlara yeter’ gibi soylemlerle veya ‘zaman asimina ugrayacak kadar uzatilan ve sonucsuz kalan ‘ “gostermelik” davalarla kurtulmamasi gerektigine inaniyoruz. Cunku bu ulkeye verdikleri zarar, gosterdikleri dusmanlik ve isbirlikcilik akil sinirlarini da asmis durumda.

    En ileri en medeni (ve bizden kat kat zengin, rejim ve/veya bolunme tehlikesi ile karsi karsiya olmayan, yolsuzlugun inanilmaz boyutlarda olmadigi) ulkelerde vatandasina ve ulkesine; “AKP’nin ancak binde biri kadar zarar veren’ (tek tuk) siyasetcilerin elleri kelepceli yargiya sevk edildigine dikkat cekiyor, adam gibi yargilanip cezaevine (hem de 10 yildan az olmama kaydiyla )tikildiklarini, tum mal ve para varliklarina (elbette cocuklarinin dugununde hediye edilen takilarla alinan gemiler,villalar da dahil olmak uzere) el konuldugunu bir kez daha hatirlatiyoruz..

    Hala umudumuz var..Cunku Yuce onderimiz Ataturk’te kayitsiz sartsiz bagli olan Turk’e ve Turk’un gucune inaniyoruz..Belki bu ulkede de ‘siyasi ahlak’in olusturulabilmesi icin bir firsat olacak 22 Temmuz secimleri..Tum okurlarimizi oy vermeye, oylari ‘bolmeden, Baykal’i, Bahceli’yi severim sevmem tartismalarina kapilmadan, ‘Laik, demokratik ve bagimsiz Turkiye Cumhuriyet’i icin oy kullanmaya cagiriyoruz…Cunku unutmayalim, AKP iktidara tekrar gelirse ortada Turkiye kalmayacak…

    Saygilarimizla;
    Digimedya

    Kaynak : http://www.digimedya.com/Content/News/173927.aspx

    SECİME 3 GUN KALA ULKEDE HASAR TESBİTİ!
    Tum okurlarimiza onemle duyurulur…
    CHP ve MHP’ nin secimlerde koalisyon olmayacagini iki genel baskanin soylemesine ragmen AKP nin medyasi surekli karalama icindedir. Hatta son gunlerde kendisine tek rakip olarak gorgukleri MHP ve ulkuocaklarini karalamak icin ellerinden gelen asilsiz haberleri kendi medyalari araciligi ile ortaya atmaktadirlar. Ama haklimiz bilmekte ki korkunun ecele faydasi yoktur. 23 Temmuzdan sonra kimlerin yuce divanda yargilanacaklarini hepimiz gorecegiz.

    Laik Turkiye Cumhuriyeti en geri kafali Musluman Arap ulkelerinin cizgisine planli bir sekilde ve hizla cekiliyor.(İran,Pakistan,Afganistan) Giyim kusamdan egitime, polisten yargiya, yasamin her noktasina AKP tarafindan el atilmis ve genc Turkiye Cumhuriyeti yurt icinden ve yurtdisindan kusatilmis durumda.

    Yolsuzluk, hirsizlik AKP ust (orta, alt) yonetiminin yasam tarzi ve beslenme kaynagi haline geldi ve inanilmaz boyutlara ulasti. Ozal’in mirasi secim sistemi ve Yuksek Secim Kurulu’nun sorumsuzlugu hatta usulsuzlugu sayesinde; Basbakanlik koltugunu ele geciren ve maalesef 5 yila yakin bir suredir isgal etmekte olan ‘Sayin’ RTE’nin ”gorunen” ve ”yurt-ici” serveti İstanbul Belediye Baskani oldugu gunden bu yana 355 kat artti. Ustelik, bu hesaba, ‘gorunmeyen aile dostlari’nin emanetinde veya ‘emin yerler’de duran diger varliklar dahil degil.

    Ve kisa yoldan verecegimiz ornekle, Unakitan vergi kacakciligindan siyrilmak icin ‘kendilerine ozel’ yasa cikarmakla kalmayip oglunu da servet sahibi yapti. ‘Kucuk’ Unakitan Abdullah, 6 sirketi ”uluslararasi’ baglantilariyla zengin bir is adami oldu cikti.

    ABDullah Gul bey ve Pepe bey’in aileleri ile ilgili carpici zenginlik belgeleri son gunlerde kamuoyunun goz onune serildigi icin onlari tekrarlamiyoruz. AKP iktidarina destek veren sirketlerin edindigi mal varliklarini saymaya ise yerimiz yetmez.

    5 yildir bu ulkede, tum ihalelerde yolsuzluk yapildi, en fazla para da ‘ozellestirme’ ihalelerinde dondu. Butun buyuk ihalelere ‘partiyi daha dogrusu sayin RTE’yi temsilen’ kucuk bir ortak eklenerek alinan ‘rusvet’ kendilerince guya gizlendi..Yakin gecmiste yapilan ve daha sonra ortaya cikan belgeler sonucu iptal edilen bir ihale(!) nedeniyle alinan ‘rusvet’ uzun sure iade edilemedi ve bu RTE ve yandaslari icin buyuk sikinti yaratti. Hicbir net gelir ve istihdam saglamayan ozellestirmeler sonucu binlerce kisi daha issiz kaldi.

    Egitim sistemini cokertmek, hurafeler ve safsatalar uzerine kurulu ‘din temelli’ yeni bir sistemi oturtmak icin AKP iktidari buyuk caba sarf etti, ustelik bu konuda da son derece basarili oldu. Basrol oyuncusu Huseyin Celik bey bir yandan ilkogretim okullarindaki derslere bir yolunu bulup imamlari gonderirken, mufredatta ‘Ataturk ve laiklik dusmani’ kitaplara yer verildi, kucuk cocuklarin taze beyinleri yikanmaya calisildi. Ayrica, coraplariyla goz dolduran Celik Bey, tatillerini gecirdigi Pamukova’daki ciftligin sahiplerine Milli Egitim’in (basta bilgisayar olmak uzere) tum ihalelerini verebilmek icin de ustun gayret gosterdi.

    Polis istihbarati basta olmak uzere; ‘ic guvenlik’ gucleri’ ‘Haci-Hoca’ efendilerin etkisi(hatta emri) altina girdi. “1970’li yillarin Pol-Der Pol-Bir” orgutlenmelerinden daha da vahim bir hal aldi.

    Yargi uzerinde inanilmaz oyunlar dondu, dondurulmeye de devam ediyor. Erzurum’da, AKP iktidarinin ‘Ne Mutlu Turkum’ diyemeyen ‘Turk Buyuklerinden biri(!!!’) Saglik Bakani Recep Akdag, “gelince ayaga kalkmadi ve elini sikmadi” diye, bir genci Turkiye Cumhuriyeti polisi tarafindan tutuklatti, genc Turk adaletini temsil eden(!!) bir savci ve hakimin ortak calismasi ile de cezaevine konuldu. Kimse de kalkip bu muthis Turk Buyugu’ne(!) ‘Sen buraya oy avciligi yapmak icin gelen bir siyasetcisin. Seni ve senin gibileri maalesef TBMM’ye gonderen ve maasini odeyen vatandas karsisinda sen saygili olmak zorundasin demedi, diyemedi. Bu yargida donen oyunlara en basit ama vahim bir ornektir. Yargi uzerindeki oyunlar Sayin RTE’nin İstanbul Belediye Baskanligi doneminde baslayan ve dokunulmazlik zirhi arkasina gecinceye kadar onu koruyan, kollayan hakim ve savcilarin odullendirilmesi ile basladi ve geri donusu cok zor noktalara ulasti.

    Tum dunyada Turkiye ‘gucsuz, iradesiz, geri’ bir ulke durumuna dusuruldu ve alay konusu olmasi saglandi. AKP iktidara gelinceye kadar (hic olmazsa bolgesel) platformda soz sahibi ve uluslararasi sayginligi olan TC, ABD’nin ve AB’nin kuklasi haline getirildi, iki paralik Talabani ve Barzani’nin (ve hatta onlarin yurt icindeki ‘yonetici’ uzantilarinin) tehditlerine, ipe sapa gelmez soylemlerine maruz birakildi…Simdi de AKP boluculeri meclise tasiyor..

    Daha hangi birini sayalim.. 5 yildir her gun her icraatlarini duyurmaya calisiyoruz, simdi en baslasak anlatmak gunler alacak…En iyisi size 5 yillik AKP iktidarinin ulkemize verdigi hasarin yukaridaki cok kisa dokumunu vermek…

    Uyariyoruz! Sandik Cezasi yetmez!

    22 Temmuz’dan sonra bu durumun degisecegini, ulkemizde actiklari yaralari hizla topyekun sarmaya baslayacagimizi dusunuyoruz. Ancak AKP’nin daha onceki donemlerde oldugu gibi ‘Sandikta cezalandirildilar. Bu onlara yeter’ gibi soylemlerle veya ‘zaman asimina ugrayacak kadar uzatilan ve sonucsuz kalan ‘ “gostermelik” davalarla kurtulmamasi gerektigine inaniyoruz. Cunku bu ulkeye verdikleri zarar, gosterdikleri dusmanlik ve isbirlikcilik akil sinirlarini da asmis durumda.

    En ileri en medeni (ve bizden kat kat zengin, rejim ve/veya bolunme tehlikesi ile karsi karsiya olmayan, yolsuzlugun inanilmaz boyutlarda olmadigi) ulkelerde vatandasina ve ulkesine; “AKP’nin ancak binde biri kadar zarar veren’ (tek tuk) siyasetcilerin elleri kelepceli yargiya sevk edildigine dikkat cekiyor, adam gibi yargilanip cezaevine (hem de 10 yildan az olmama kaydiyla )tikildiklarini, tum mal ve para varliklarina (elbette cocuklarinin dugununde hediye edilen takilarla alinan gemiler,villalar da dahil olmak uzere) el konuldugunu bir kez daha hatirlatiyoruz..

    Hala umudumuz var..Cunku Yuce onderimiz Ataturk’te kayitsiz sartsiz bagli olan Turk’e ve Turk’un gucune inaniyoruz..Belki bu ulkede de ‘siyasi ahlak’in olusturulabilmesi icin bir firsat olacak 22 Temmuz secimleri..Tum okurlarimizi oy vermeye, oylari ‘bolmeden, Baykal’i, Bahceli’yi severim sevmem tartismalarina kapilmadan, ‘Laik, demokratik ve bagimsiz Turkiye Cumhuriyet’i icin oy kullanmaya cagiriyoruz…Cunku unutmayalim, AKP iktidara tekrar gelirse ortada Turkiye kalmayacak…

    Saygilarimizla;
    Digimedya

    Kaynak : http://www.digimedya.com/Content/News/173927.aspx

    ——————————————————————————–
    See what you’re getting into…before you go there. Check it out!

    Yorum tarafından kenanhazar | Temmuz 20, 2007 | Cevapla


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: