VaTaN

► "Mahzenden Göklere" ◄

Milli Görüş’teki “Genç olsun”cular


Seçimin mağlubu ilan edilen Milli Görüş ile ilgili ağzı olan konuşmaya başladı yine. Durum 3 Kasım 2002’den farksız.
Seçimin mağlubu ilan edilen Milli Görüş ile ilgili ağzı olan konuşmaya başladı yine. Durum 3 Kasım 2002’den farksız. Yine sırtından bıçaklanmış bir Saadet Partisi ve onunla ilgili sözde çıkarımcılarımız, lafa gelince bir anda siyaset analizcisi kesilen tipler.

Milli Görüş’teki “Genç olsun”cuların saçma artışı

Seçimin mağlubu ilan edilen Milli Görüş ile ilgili ağzı olan konuşmaya başladı yine. Durum 3 Kasım 2002’den farksız. Yine sırtından bıçaklanmış bir Saadet Partisi ve onunla ilgili sözde çıkarımcılarımız, lafa gelince bir anda siyaset analizcisi kesilen tipler.

Hepsi için tek bir laf yeterli aslında.

Susun!

Bekleyin.

Sinirlerinize hakim olun…

Milli Görüş; ne bir partiden ibarettir ne de seçim sonucunda ortaya çıkan rakama göre yok olacak bir dava…

“Milli Görüş bitmiştir” diyen kartel yazarlarını yada zihni denge konusunda yoksunluklar yaşayanları anlayabiliriz.

Ama “Milli Görüşçüyüm” diye lafa abanıp da saçmalayanları anlayamayız…

Öncelikle şu Saadet Partisi’nden bahsederken takındığınız “Ölü sevici” ifadelerinizden vazgeçin…

Şu küçümseyen gülüşünüzü ve alaycı konuşmanızı da terk edin…

Şu mide bulandırıcı “Aşağılık kompleksleriniz”den kurtulun…

Kelimelerinizi seçerken de özenli olun…

Bu parti 22 Temmuz akşamı mesela % 11 alsaydı genel başkanlık meselesi yine gündeme gelmeyecek miydi?

Bal gibi gelecekti. Tabi daha yumuşak ifadeler seçilecekti ve bu mesele yine konuşulacaktı.

Bizi saçma bir şekilcilik kuyusuna attı birileri.

Son 5-6 yıldır “Genç olsun”cular türedi …

Nedense her tarafta bunlar var…

Genç, karizmatik, yakışıklı… vs…

Bunu istiyor sevgili beylerimiz/bayanlarımız…

Bu, büyük bir yanılgı…

Başarının temel anahtarı da değil…

Ayrıca başaramamanın “pek çok dış etken” var…

Bu iş, genç-ihtiyar işi değil, bilinç işidir…

Şimdi size 90 yaşında İstanbul kuşatmasına katılan Eyyüb El Ensari’yi hatırlatacak değilim…

Yakın tarihten, birkaç örnek vereceğim…

Tabi Erbakan ve Kutan’dan da bahsedeceğim…

Öncelikle… Konrad Hermann Josef Adenauer…

5 Ocak 1876 Köln’de doğdu ve 19 Nisan 1967’de 92 yaşında Bonn civarındaki Rhöndorf’da öldü. Almanların en önemli siyasisi (Başbakanı) ve Şansölyelerinden biriydi.

15 Eylül 1949 seçimlerini 72 yaşında kazandı.

O, Federal Almanya’nın ilk Şansölyesi idi.

1949 ile 1963 arasında ülkeyi yönetti.

1960’lara gelindiğinde ise iyice palazlanan Almanya’ya bizim Türkleri işçi olarak çağırdı…

Hikaye bildiğiniz gibi…

2. Dünya Savaşı’nı insanlığın gördüğü en hasta adamlardan bir olan Hitler kaybetti. Almanya yıkıldı. Avrupa Batı ve Doğu olmak üzere ikiye bölündü. Demokrasi, ekonomi ve toplum anlayışları farklı iki kutup oluştu. Batı’da NATO askeri ittifakı kuruldu. Türkiye de oraya girdi. Doğu’da ise Sovyetler Birliği öncülüğünde Varşova Paktı kuruldu. Bu Batı ve Doğu arasındaki bölünmeyle Almanya da ikiye ayrıldı. Lider Konrad Adenauer, Batı Almanya’yı savaşın enkazından çıkardı, yeniden güçlü bir ekonomi ve demokrasiye dönüştürdü.

***

1862 – 1931 arasındaki hayatına destansı bir mücadele sığdıran ve milletine selam çakarak darağacına yürüyen Ömer Muhtar’ı da hatırlatırım. Kendileri tarihte şerefli bir tahta oturmuşlardır. Libya’da İtalyanlara karşı yürütülen direniş hareketinin önderidir. Yiğit bir ihtiyardır…

Muhammed Esed, 1932’de Medine’de onun şahadetini haber aldığında “Ömer el Muhtar öldü ha…Şu Sireneyka aslanı, yetmiş şu kadar yaşına rağmen halkının özgürlüğü için yılmadan sonuna kadar savaşan Ömer el Muhtar öldü demek…On uzun yıl boyunca, on uzun ve çileli yıl boyunca en modern silahlarla donatılmış mekanize birliklerle, uçaklarla, topçu bataryalarıyla takviye edilmiş düşman ordularına, kendinden en az on kat daha kalabalık İtalyan kuvvetlerine karşı halkın umutsuz direnişine bayrak olan Ömer el Muhtar…” demiştir.

Ne diyoruz?…

Tecrübe iyidir…

Tecrübenin emrindeki genç de iyidir, ama tecrübe varken emrindeki gencin öne çıkarılmasına gerek yoktur…

“Boş konuşuyorsun!” diyenleri duyar gibi oluyorum…

Mevzu değil… Bunları çok duyduk…

Bir zamanlar Korkut Özal otobüsüne doluşmaya yeltenen ve sonrasında tekrar aynı hatayı yaparak ayrılan mevcut başbakan ve arkadaşları da “genç-yaşlı edebiyatıyla” oturmuşlardı; AB ve ABD kucağına…

Erbakan lastik gibidir, eğdim büktüm zannedersiniz ama en kısa zamanda eski halini alır.

Bu ülkede 1 milyona yakın oy alan bir partiden söz ediyoruz…

Her tür taarruza rağmen ayakta kalan 1 milyonluk bir parti bu…

Yarın sarmaşık gibi tüm Türkiye’yi saracak partiden bahsediyoruz…

Kısacası, bu günler geçer…

Erbakan sonrası (Allah gecinden versin) için kafa yoranlara söylenecek hiçbir şey yok…

Ölüm konusunda bir cetvel mi var önünüzde…

Gereksiz vıdı-vıdıya papuç bırakmayın, Balgat’a kulak verin…

O, ne yapacağını iyi bilir…

AYRICA NEDENSE MİLLİ GÖRÜŞ İÇİNDE HİÇ OLMAMIŞ VE OLMAYACAK KİŞİLER BİLE GENÇ İSTİYOR… MEDYADAKİ BİR TAKIM ADAMLAR DA DAHİL… BUNUN ÜZERİNDE DE DÜŞÜNÜLMELİ…

Reklamlar

Temmuz 24, 2007 - Posted by | Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Seçim, Siyaset, Siyasetçiler, Son Dakika, Türkçe, Turkiye

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: