VaTaN

► "Mahzenden Göklere" ◄

Erbakan eleştirisine çok sert cevap!


“Bu kişilerin temel derdi güçtür. Güç fetişizmiyle maluldürler. Güç neredeyse oraya meyleder, güç sahipleri adına düşman icâd edip onun paçalarına yapışırlar…”
Hasanali Yıldırım Diye Birinin Hezeyanı

Ahmet N. Güvener’in yazısı

Yetenekleriyle ihtirasları arasında muvazene (denge) bulunmayan insanların önünde üç yol vardır. Ya o tutkulardan vaz geçerler, ki arzu edilen budur. Ya türlü dümenlerle üç kağıtlara girişirler. Ya da alemin gözünde maskara olurlar. Bunlardan çoktur etrafınızda. Üç kağıtla soytarılık arasında gidip gelirler. Üç kağıtlarının tuttuğu yerlerde post serer, numaraları yâhut nefeslerinin bir işe yetmeyeceği anlaşılınca yeni yurtlar, yeni köşeler tutarlar. Eski yurtlarında arkalarından, “Aman boş ver, soytarının tekiydi. Anladığı bir halt da yoktu.” denildiğine aldırmadan çeker giderler.

Bu türlerin bir noktadan sonra ihtiraslarını yetenekleriyle karşılayamamaktan kaynaklanan marazî bir bulaşıklığa düştükleri de sık rastlanan bir durumdur. Ağızlarında belledikleri üç beş laf, ellerinde eski başarısız günlerden kalma bir iki numara bulaşacak, kara çalacak birilerini arar dururlar. Maksat nam yürüsün, ad bilinsin, şan edinilsin. Allahım, böylelerinin şerrinden ve bulaşıklığından cümle ehl-i İslâmı koru! Amin!

Ama Türkçemizin o güzel sözü ne der bilirsiniz: çamura taş atma, üstüne sıçrar. Peki ya çamur size, siz ona taş atmadan sıçrarsa ne yaparsınız. Çukur derinse, ki yazıya konu olan Hasan Ali Yıldırım’ı düşünecek olursak çukur epey derine benziyor, o çukura basarsınız taşı. Doldurur geçersiniz. Dolmayacak çukur yoktur, yeter ki sizde gayret olsun.

Hasan Ali Yıldırım kimdir, diyeceksiniz. Eski ve başarısız bir müteşair (şaircik), satmayan kitaplar yazarı ve Renkli nam dergide kaptığı köşeden Erbakan’a ağız dolusu çemkirmiş bir ayrıntı şahsiyet. Bu ayrıntı şahsiyet Renkli adlı dergide Erbakan’ı şarlatanlıkla suçlamış ve 22 Temmuz’da defterinin dürüldüğünü söylemiş. Ben bu adamın adını hayatımda bir kez duydum. O da bir kitapçıda. Kitapçı arkadaşlardan birisi bir gün, elinde tuhaf kapaklı bir kitap uzattı. “Hayırdır” dedim. Gülerek “Hediyem olsun” dedi. Sebebini sordum. Durup dururken bana kitap hediye etmesine şaşırmıştım. Anlattı. Meğerse bu müteşairin kitabını basmışlar, fakat elde kalmış. Türk okuru ne mutlu ki, yazarın sahtesiyle “kolpa”sını ayırt edecek durumda. Budur. Hasan Ali Yıldırım adını bütün duyuşum budur. Kimdir bu herif-i nâ-şerif diye baktım ve gördüm ki şiirimsiler de karalarmış, gözüne kestirdiği kimselere bulaşmak dışında. Bakın bu müteşairin muhteşem şiirleri nasıl şeyler:

Ben seni elinde orakla buğday biçerken,

Dirgenle çele kaldırırken,

Öküzü sabana koşarken gördüm.

Güçlüydün.

Güzeldin.

Muhteşem değil mi? Buradan hepinizin kendinizi şu mısraların coşkusuna kaptırdığınızı görüyor gibiyim. Vay be! Türk şiiri, bırakın Türk şiirini, dünya şiiri böyle bir şairin varlığından haberdar olsa, dünya edebiyatının seyri değişir. O ne metafor öyle. Ya kelime zenginliği… Hadi ordan! Bunları şiir diye yarı köylü benzerlerine pazarlayabilirsin. İstediğin çay ocağında veya kahvede şairim diye sürtebilirsin. Ortalamanın iktidarında yer bulmayı bu kadar arzuluyorsan, git istediğin yerde sür sefânı. Ama kırk yılını bir mücadeleye vermiş bir lidere bulaşma, çemkirme.

Ne demiştim “Eski İslamcılardaki Erbakan Nefretinin Kökenleri” başlıklı yazılarımda: Bu kişilerin temel derdi güçtür. Güç fetişizmiyle maluldürler. Güç neredeyse oraya meyleder, güç sahipleri adına düşman icâd edip onun paçalarına yapışırlar. Şu yukarıdaki şiirimside de görülen nedir: Köylü bir geçmiş ve güç tapıncı. Bu şaircik de işte bu güç fetişizmine bulaşmış köylülerden biri. Aklı sıra konum kapacak, yer elde edecek. Efendileri buna aferinler çakacak, belediyelerde 2-3 program yaptırıp cülusiye verecek.

Hasanali Efendi, AKP’ye laf etti diye Erbakan’a hakaretler ediyor. Devlet Bahçeli AKP’yi hainlikle ve Barzanicilikle suçladı. Eğer bir gram erkekliğin varsa Devlet Bahçeli’ye şarlatan desene bakayım. Deniz Baykal üstü örtük bir biçimde AKP’yi hırsızlıkla suçladı. Baykal ve CHP yöneticilerine hakaretler yağdırsana. Kolayına geliyor değil mi Erbakan’a hakaret etmek? Ey müteşair, yazsana bakayım “Devlet Bahçeli ve Baykal şarlatandır” diye. Eğer omuzların üzerindeki o kafayı baş niyetine taşıyorsan ve azıcık olsun haysiyyetin varsa 27 Nisan muhtırasını verenlere çıkıp şarlatan de bakayım. Diyemez Hasanali Efendi, onlara hiç bir şey diyemez. O zannediyor ki onun gücü, 40 yılı Anadolu yollarında, cezaevlerinde ve adliye koridorlarında geçmiş Erbakan’a yeter. Göreceğiz yeter mi, yetmez mi?

Bu müteşair zannediyor ki “Kurt kocayınca, köpeklerin maskarası olur” Az okumuş güç tutkunlarının şiarı budur. Az okuyup çok satan böyleleri “Acaba nerde bir koca kurt bulsak da saldırsak” diye bakınırlar. Evet, dedikoducu köylü karılar gibi o köşeden çemkirip durman, kurdu kocamış görmenden ise hele bir daha bak. O koca kurdu maskara etmek her köpeğin harcı değildir. Bunu da bir iyi belle!

Bak ey müteşair, bak ey satmayan kitaplar sahibi, bak ey belediye filozofu! Sen hafif gelirsin evladım. Sen savuş şuradan da, senin ağa babaların gelsin! Hadi canım, hadi, hadi!

www.boyuthaber.com  Ahmet N. Güvener

Reklamlar

Ağustos 2, 2007 - Posted by | Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Siyaset, Siyasetçiler, Son Dakika, Tartışma, Türkçe, Turkiye, Yazarlar

1 Yorum »

  1. teşekkürler

    Yorum tarafından Ahmet N. Güvener | Ağustos 5, 2007 | Cevapla


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: