VaTaN

► "Mahzenden Göklere" ◄

Nefsim, Nefsim


Nefsim, Nefsim

İnsanın fiziksel varlığıdır nefsi. Görülen, hissedilen, yaşayan parçası, bu dünyaya nisbetle kendisi. İhtiyaçlar, arzular, hırslar hep ondan kaynaklanır. Denilebilir ki, bütün tasavvuf, “Nefsini tanıyan Rabb’ini de tanımış olur” ilkesi üzerine kurulmuştur, nefsin tezkiyesini amaçlar.

Emmâredir nefis, emreder. İsmetli bir nebinin dili ile, “kötülüğü emreder” o halde hiç kimse “nefisini temize çıkaramaz”.
innen-nefse leemmâretun bis-sûi
12:53. Şüphesiz ki nefs kötülüğü emreder

Levvâmedir nefis, kınayıcıdır. Çoğu zaman kendini göremez de, benzerlerinin davranışını kınar. Kimi zaman da, yaptıklarına pişman olur, kendini kınar.
velâ uqsimu bin-nefsil-levvâme
75:2. Kasem olsun kendini çokça ayıplayan nefse

Mülhemedir nefis, ona ilham edilir, iyilik ve kötülük, fucûr ve takvâ. Şems suresinin başındaki uzun bir dizi kasem, sözü bu ilhama getirir.
venefsin vemâ sevvâhâ, feelhemehâ fucûrehâ vetaqvâhâ
91:7. Nefse ve onu şekillendirene,
91:8. Ona iyilik ve kötülük ilham edene

Zekiyyedir nefis, ya da öyle olmalıdır. Bütün bu kasemler şu en önemli haberi iletmek içindir:
qad eflaha men zekkâhâ
91:9. Onu temizleyen kurtuldu

Temizlenen nefis doygunluğa erişir, mutmainne olur. Fecr suresinin sonundaki mutluluğa ulaşır.
yâ eyyetuhen-nefsul-mutmainne
89:27. Ey mutmainne (doymuş) nefis

irci’î ilâ rabbiki râdiyeten mardiyye
89:28. O senden, sen de O’ndan hoşnut olarak Rabbine dön.

Elmalılı’nın nefis konusundaki yorumu:

75:2. “Hayır, kendini kınayıp duran nefse de yemin ederim.” Bu da aynı mânâda, “nefs-i levvâme” (kendini kınayan)’nin gerçekleşeceğine yemindir. Nefs-i levvâme, “kınayan nefis” demektir. Bu da ya başkasını çok çok kınayan nefis veya yaptığı günahların fenalığını anlayıp da kendini kınayan, pişman olan nefis demek olabilir. Daha çok bu ikinci mânâ yaygın ve bilinmektedir.

Onun için nefisler nefs-i emmâre (insana kötülük yapmasını emreden nefis), nefs-i levvâme, nefs-i mutmainne (iyilikle kötülüğü ayırt eden, temizlenerek kişiyi Allah’a yaklaştıran nefis), nefs-i mülheme (ilham edilmiş nefis), nefs-i zekiyye (temizlenmiş nefis), nefs-i râdiye (razı olmuş nefis) ve nefs-i merdıyye (kendisinden razı olunmuş nefis) diye yedi mertebeye kadar sayılır ki, her biri terbiye ve nefsi kırma ile tarikat yolunda bir mertebedir.

Yani kıyamet günü muhakkak olacak ve ona inanmak istemeyen kötü nefisler o gün kendisini çok kınayacak, dünyada yaptıkları gafletlere, günahlara çok pişman olacaklar, hatta her nefis kendini kınayacak, dünyada işlediği kusura pişman olacak, “daha iyi niye çalışmadım, daha güzel işler niçin yapmadım” diye pişmanlık duyacaktır. Bu surette “kendini kınayan nefs”e yemin, o gün gerçekleşecek olan kınamasındaki acılığın önemine ve büyüklüğüne dikkat çekmek için demek olur.

“Allah’ım! Senden, Sana kavuşacağına inanan, Senin kazana razı olan ve Senin lutfettiğine kanaat eden bir nefs-i mutmainne istiyorum”

Reklamlar

Ağustos 2, 2007 - Posted by | Ümmet, Dini yazılar, Genel, Haberler, islam, Türkçe, Turkiye, Yazilar, İnsan

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: