VaTaN

► "Mahzenden Göklere" ◄

Eski Milli Görüşçü’den ‘yeni sol’ tarifi


“Vatandaş ne istiyor? Ekmeğinin büyümesini, inançlarını, kimliğini serbestçe ifade etmek ve yaşamak istiyor. Vatandaş, AKP dışındaki partilerin seçilmesini…”

Saadet Partisi, Milli Görüş, Müslümanlık ve sol, Kürt meselesi, Doğu Konferansları, Rize, psikiyatri… Onunla ilgili birçok kelime ardı ardına sıralanabilir. Türk siyasetinin aykırı, ama düşünmekten geri durmayan aktörlerinden biri Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu. En son Ertuğrul Günay ile ‘Yeni Siyaset Girişimi’ adıyla yeni bir siyasi açılımın içinde yer aldı. Günay’ın kendisine göre ‘sürpriz’ şekilde AK Parti’ye gitmesiyle canı epeyce sıkılan Bekaroğlu’na göre, 22 Temmuz seçimlerinde AK Parti daha fazla oy alabilirdi. En güzel tarifi ise herkesin ‘yeni sol’ dediği siyasi beklentiler ve sol muhalefet için yapıyor: “22 Temmuz, solun yeniden inşasını zorunlu kılıyor. Ama nasıl? Bu milletin diniyle, imanıyla çatışmayacak, tam tersine çakışacak bir solu bekliyor Türkiye.”

-Seçimde halk ne demek istedi?

Bütün kamuoyu yoklamalarında yüzde 30’lar civarında giden bir hükümet vardı. 27 Nisan süreci; yani 367 kararı, Meclis’e girilmemesi, e-muhtıra, sağda birliğin çökmesi bunu (AK Parti’nin yükselişini) tetikledi. Seçmenin 1950’den beri süren refleksi bu. Ankara’da birileri bizi adam yerine koymuyor, bizden olan birini cumhurbaşkanı yapmıyor, diye algıladı. Karşısındaki partilerin yetersizliği de var.

-Neden yetersiz kaldı karşısındaki partiler?

Vatandaş ne istiyor? Ekmeğinin büyümesini, inançlarını, kimliğini serbestçe ifade etmek ve yaşamak istiyor. Vatandaş, AK Parti dışındaki partilerin seçilmesini bu saydıklarımıza engel olarak gördü. Hiçbiri bir umut vermedi vatandaşa. AKP’nin rakiplerinin gündemi neydi? Kavga, sertlik, gürültü. Elimizdeki varolan şeyleri de geri alacaklar, CHP-MHP hükümeti kurulacak diye algıladı vatandaş. Bir de ekonomide iyi şeyler oluyor, henüz bize yansımadı, yansıyacak beklentisine oy kullandı.

-Peki muhalefet, özellikle de sol muhalefet, nerede hata yaptı?

Bu seçim, AK Parti’nin nasıl bir parti olduğunu tescil eden bir seçim. 2002-2007 arasında AK Parti her şeydi ve hiçbir şeydi. Sosyal demokrattı, sağcıydı, İslamcıydı, muhafazakâr demokrattı, milliyetçiydi. Amorf bir yapıdaydı yani. Ama 22 Temmuz seçimlerinde AK Parti’nin aldığı bu sonuç, seçime giderken aday gösterme sürecinde yaşananlar ve yapılan bazı tasfiyeler, dışarıdan katılımlar, seçim sonrası Erdoğan’ın konuşmaları vs. Reyi kitleler verdi, ama seçime en çok sevinenler Türkiye’nin tuzu kuruları oldu.

-Büyük sermaye, uluslararası sermaye mi?

Evet. Bunun anlamı şu: Erdoğan ve partisi Türkiye’nin yeni sağ partisidir ve iktidardır. Tescil edilmiştir. Ama enteresan olan şu; demokrasilerde siyasetin kanatları olur. İktidarın muhalefeti olur. Şimdi bakıyorsunuz, üç tane milliyetçi parti; MHP, CHP, DTP. CHP kesinlikle bir sol parti değil. Tersine aşırı milliyetçi.

-CHP niye sol değil?

CHP ne ekonomik, ne de sosyal politikaları açısından sol değil. Defalarca, AK Parti’nin yaptığı gibi ekonomik politikaları uygulayacağını söylemiştir. Kemal Derviş’i onlar almadı mı? Sonra, ekonomi politikalarına, milliyetçi-devletçi çıkışlarına, özgürlüklere karşı oluşlarına bakın. Böyle sol parti olmaz ki. Ama bunlar tam tersi. O yüzden Meclis’te üç milliyetçi parti var diyorum. Öteki küçük gruplar da sol değil. Onlar da CHP’nin zaaflarını taşıdıklarını bu seçim sürecinde gösterdiler. (Baskın Oran, Ufuk Uras, DSP vs.)

-Türkiye bu sol boşluğu nasıl giderecek?

Bir defa Türkiye’deki solun, Avrupa’dan gelen tercüme solculuğu bırakması lazım. Avrupa solu, kilise ile hesaplaşmıştır; ama, bizim dinimiz İslam’ın kiliseyle ilgisi yoktur ki. Bizde özgürlükçü, eşitlikçi, bambaşka bir din var. Solun en büyük derdi, dinle barışması. Şu halkın inançlarıyla barışması gerekiyor öncelikle. Böyle bir sol olacaksa olacak, yoksa olmayacak. Bu seçimle bir başka boşluk daha oluştu bence.

-Nedir bu boşluk?

AKP bu son şekliyle, öteden beri (30 yıldır) var olan İslamcı siyaset alanını boşalttı. Artık Erdoğan’ın gömleğini değiştirdiğine hepimiz inandık. Bu alanı boşalttı Erdoğan. Saadet Partisi de bu alanı asla dolduramayacağını göstermiştir.

-Yani iki boşluk oluştu: Sol ve İslamcılık…

Evet öyle. Biri sol, diğeri İslamcı siyaset. Bölgemizde (Irak’taki işgal, İran’ın tehdit edilmesi) emperyalizme karşı direnişin İslamî duyarlılıklar üzerinden kuruluyor olması, Türkiye gibi bir ülkede böyle bir siyasetin gerekliliğini açık şekilde gösteriyor. Batı’ya, emperyalizme mesafeli durmak, İslam coğrafyasına yönelmek gibi İslamcılığın, İslamî duyarlılıklara uzanan temel siyaset konuları vardı. O konulardan çekildi AK Parti. Nitekim, mütedeyyin kesimlerin en önemli konularını seçim programına bile almadı. Başörtüsü meselesi, İHL’ler, din eğitimi, Kur’an kursları gibi. İslami duyarlılıklar alanında kimse AK Parti’den bir şey beklemiyor artık. Bence önümüzdeki dönemde şöyle bir tablo çıkacak; milliyetçiler belli, etnik siyaset yapanlar var, bir de sol ile İslamcı siyasetin olması lazım.

-Bu tabloda CHP yeni sola dönüşebilir mi?

Hayır, çok zor. Zaten Mustafa Sarıgül’ün etrafında toplananlar da aslında neo-liberal politikaları benimseyen, IMF gelsin anlaşırız diyen politikacılar. Rötuşlarla ‘sanki sol gibi’ yapıyorlar.

-Sarıgül ya da Hikmet Abi formülü yeni bir şey mi?

Belki de siyaset mühendisleri üstünde düşünüyordur. AK Parti’nin simetrisinde bir parti, geldiğinde çok fazla sorun oluşturmayacak diye. Sermaye açısından sorun oluşturmayacak, CHP’yi devralacak bir parti. Bu, ‘sanki sol’ olur. Gerçek anlamda bir sol siyasetin karşılığı olduğunu düşünüyorum.

-Neden? Nerede bu sol?

Var çünkü. O sebepten dolayı Ertuğrul Günay’a sitemlerimi bildiriyorum.

-Niye?

Ertuğrul Günay, o cephede sahici bir siyasetçiydi. Bir karşılığı vardı. Adaletçi, eşitlikçi, sosyal devleti savunan; ama milletin inançları ile problemi olmayan ve o geleneğin içinden gelen bir figürdü. Bu dönemde çok önemli bir iş yapabilirdi. Ama o yıllardır eleştirdiği bir sağ siyasetin, sermaye siyasetinin yeni versiyonuna eyvallah çekip gitti.

-Sol ve din meselesi bir açmaz mı? Niye sol dinle barışamıyor? Ecevit’in söylediği gibi inançlara saygılı laiklik, biraz daha halkçılık vs. Çok mu zor bu açılımları yapmak?

Sol ne zaman halka yanaşmıştır, o vakit en yüksek oyları almıştır. 1970’lerin Ecevit’ i bunun en güzel örneği. Türk siyasetinin iki önemli problemi var. Birincisi sol, 19. yüzyıl pozitivizmini aşamıyor. Tercüme bir sol. Türkiye’de bu coğrafyada kurulmuş sol yok. Solun evrensel karşılığı şu; adalet, eşitlik, özgürlük. Ama bu manada kurulmamış sol. Avrupa solu aydınlanmayla birlikte Kilise’ye karşı verilen mücadeleyi simgeliyor. Türkiye solu orada kalmış sanki. O modernliği 19. yüzyılda dondurmuş, tercüme etmiş, Anadolu’ya getirmiş. Oysa ne dünya solu 19. yüzyıl pozitivizminde duruyor, ne de Avrupa’daki pozitivizmi Anadolu’ya taşıyarak bir karşılık bulabiliyorsunuz. Yani Türkiye’de solun bu pozitivizmi aşması gerekiyor.

-Dinle solun kan uyuşmazlığının sebebi pozitivizm düşüncesi yani?

Evet, oradan kaynaklanıyor. Bir de sol henüz devlet seçkinleriyle göbek bağını kesebilmiş değil. Biraz kaşıdığınızda solda kim varsa, Kemalizm’in devletçi yanına, modernleştirici devlet kanadına düşüyor. Bu halk eksiktir, zayıftır, geridir. Adam edilmesi gerekiyor. Türk modernleşmesi budur, buraya kayıyor sol. Onun için halk bunu reddediyor. Dinle, halkın inançlarıyla problemi olmayan, tam tersine bu inançlardan yararlanabilen bir sol anlayış yok. Din ne diyor? Eşitlik, adalet diyor. Komşusu açken tok yatan bizden değildir, diyor. Zenginliği belli zümrelerin uhdesi altına itmeyin diyor. Kapitalizme karşı çıkıyor. Solun temel derdi, kapitalizme karşı çıkmak değil mi yani?

-Bahsettiğiniz yeni solun kendini tanımlama süreci başladı mı peki?

Bunlar tartışılıyor şimdi. 22 Temmuz’un en büyük getirisi belki de bu. Herkes bunu söylüyor. Mustafa Sarıgül, Rize’de imamlardan özür dilerim diyor. Artvin belediye başkanı CHP’li, Baykal irtica vs dedi, partimizi bu duruma getirdi. Memlekette irtica sorunu yoktur diyor.

-İyi ama Baykal ve CHP’si de her şeye rağmen yüzde 20 oy aldı…

Tamam var öyle bir kesim.

-Baykal’a oy veren kitlenin soldaki yeri ne?

Öyle bir CHP olarak kalacak. Devletçiği, tepeden inmeci modernleşmeyi savunan bir partide olabilir. Yüzde 10 filan. En fazla 20 oldu. Yüzde 8’e kadar düştü bir ara. Cumhuriyet mitinglerini bir inceleyelim. O mitingleri çok yakından gözlemledim.

-Nedir kanaatiniz?

Geçim derdi olmayan, toplumun orta kesiminin bir araya geldiği birliktelikti. Tuzu kurular değil belki ama, sorunu da olmayan kitlelerin birlikteliğiydi. Daha çok kadın, emekli vs. oradaydı. Toplumun bütünüyle dışında değil; ama Anadolu insanının çektiği sıkıntıları birebir yaşayan bir kesim değildi. Aleviler vardı, hem de büyük kitleyle.

-Sol bir hareket değildi yani?

Hiç ilgisi yoktu. Sol sloganlar vs. atılıyordu. Ama platformlarda konuşanlar devletçi, tepeden inmeciliği savunan insanlardı. Bazıları da milletvekili seçildi zaten.

-Türk siyasetinde sağ, halkla çabuk bütünleşiyor. Sol bütün toplum mühendisliklerine ve projelere rağmen neden bir halk hareketi haline gelemiyor?

Şundan dolayı gelemiyor. Sol ya da bunu savunanlar, halkı birebir değiştirmek, devrim yapmak, inançlarla mücadeleyi savunuyorlar. Sağsa öyle yapmıyor, evrimi savunuyor. Refahı artır, muhafazakâr değerlerle pek uğraşma.

-Sağ çatışmacı değil yani?

Evet çatışmacı değil.

-Solun elini ne tutuyor öyleyse, bıraksın bu çatışmacılığı?

Türkiye solu ile ilgili özel bir yan var. O da bence, Türk solunun bu halkın inançlarıyla kavgalı olmasıdır. Özel bir kavgadır üstelik bu. Şu anda solu temsil ettiğini söylenenler dinle kavgalıdır. Şimdi AK Parti yeni sağ, sermaye sınıflarının çıkarlarını önceliyor. Neo-liberal politikalar uyguluyor. Finans sistemini, borsayı önemsiyor. Bunların altyapısını oluşturuyor. Bankalar, özelleştirmeler vs. Amaçları istihdam falan diyebilirler, ama netice itibariyle Türk ekonomisini dünya sermayesine uygun hale getirmeye çalışıyorlar. Ha bunun yanında kömür dağıtıyor, sosyal politikalar kuruyor.

-İyi işte paylaşmıyor mu? Bu bile önemli değil mi?

Paylaşıyor ama bu sadaka politikası. Bir sol politika değil. Sadakayla adalet temin edilmez. Müslüman isen zorunlu olarak malından zekat diye bir müessese var. Dolayısıyla sadakayla olmaz. AK Parti de icat etmedi bunu. Daha çok kâr diye uygulanan ekonomik sistemin dökülenleri olacak. Bunu dünya öngörmüş, fonları oluşturulmuş; bunlar dağıtılıyor. Ama bu ülkede üretilen pastayı daha adaletli bir şekilde dağıtmayı talep edecek sola ihtiyaç var.

-Sağ ve sol kavramsal olarak birbirine giriyor biraz galiba?

Bir kafa karışıklığı var. Eski ‘milli görüşçü’ kardeşlerimiz yastığa kafalarını koyduklarında nasıl ikna oluyor bilmiyorum, ama vahşi kapitalizmin malzemeleriyle üretiliyor bu sağ politikalar. Bunlar yarın çıkacak. Bu seçim, 27 Nisan dalgasıyla örtüldü. Gelecek seçimde ne yapacaklar bilmiyorum.

-Neydi çıkış yolu… Öneriniz?

Burada solun kurulacağı yer, tam da AK Parti’yi sağ yapan sebeplerin arasındaki argümanlardan üretilmesiydi. Vatandaş ne istiyor? Güvenlik istiyor, ekmeğinin büyümesini, özgürlük istiyor. Bunu sağlamanın tek yolunun özelleştirmeler olmadığına, bütün hukuku dünya sermayesinin istediği gibi düzenlemek olmadığına dair bir ses çıkacak. Ve bu coğrafyanın diniyle, imanıyla, inançlarıyla çatışmayacak; aksine çakışacak bir sol lazımdı. Müslümanlığın neo-liberal argümanlarla değil, daha çok bunlarla örtüştüğüne inanıyorum bu yüzden.

-Solun umut vaat eden aktörleri kimler?

Ben göremiyorum. O yüzden Ertuğrul Günay’ın AK Parti’ye gitmesine yanıyorum. AK Parti tabanının morali düzelmiştir. Ama bu anlamda ciddi figürdü, önemliydi.

-AK Parti içinde yapar belki?

Yok mümkün değil.

-Ya Baykal?

Ununu elemiş, 1940’lardaki fikirleri savunan bir adam. Kürt düşmanlığı yapan bir sol olur mu?

-Mustafa Sarıgül?

Birebir tanımıyorum. Arabesk bir sol. AK Parti’nin simetrisi bir sol yapmaya çalışıyor.

-Ufuk Uras ve bağımsız sol adaylar?

Sosyalist solun potansiyeli var ama oturup düşünmesi lazım. Konuştuğumuz sorunları halledecekse, halkın inançlarıyla kavga etmeyecekse bir şey çıkabilir. Uzak duruyorlar. Baskın Oran, üniversite öğrencileri başörtülü olabilir ama memurlar olamaz, diyor. Niye? Böyle ıskontoyla mı özgürlük gelecek? Bundan bir şey çıkmaz?

-İster Meclis içinde olsun ister dışında, solla ilgili umutlu değilsiniz yani?

Umutlu değilim, arayış, tazyik var. Zorlama olacak. CHP’nin bu seçimde aldığı yenilgi ciddi sorgulamaya sebep verdi/verecek. Bakın solda kim varsa, bir tek irtica dediler, diyorlar. Sol dinle barışmayı bu seçimle öğrenecek.

-Yeni sol Müslüman sol mu?

Biz bu tabiri hiçbir zaman kullanmadık. Bu isimlendirmeyi reddediyorum. Sol bir siyasi düşünce. Ama Müslümanlık bir inanç. Karıştırmamak lazım. Ama inançlı, dinle Müslümanlıkla problemi olmayan bir sol bekliyor Türkiye.

AK PARTİ KÜRT HALKININ KREDİSİNİ İYİ TAHLİL ETMELİ

-DTP ben solum dedi. Sol mu ve CHP’nin alternatifi mi?

Geçmişinde böyle bir şey olabilir ama bugün DTP etnik milliyetçilik yapan ve bir terör örgütünün gölgesindeki parti görünümündedir. Onu bir defa değiştirmeleri lazım.

-Seçimin sol kadar Kürt meselesiyle ilgili de anlamı var. Eleştirilen AK Parti, Doğu ve Güneydoğu’dan yüzde 70’lere varan oy aldı.

AK Parti’nin Doğu ve Güneydoğu’da büyük oylar alması bu seçimin en sevindirici tarafıdır. Neden? Çünkü Türkiye neredeyse bölünmeye gidiyordu. Refah Partisi’nin gerilemesinden sonra Güneydoğu seçmeni tek partiye rey veriyordu. Bir Türkiye partisine rey vermiyordu, tehlikeli şekilde bölünmeye götürüyordu bu işi. AK Parti çok büyük destek aldı. Bunun analizini iyi yapmak lazım. Bu Türkiye’nin bölünmesini önleyecek çok önemli bir sonuç. Daha az kavgacı görünmesi, istikrar, Kürt kimliğini tolere etmeleri ve hâlâ İslamî bir duyarlılık görüntüsü vermesi etken oldu. Açılmış en önemli kredi belki de. Bütün siyasiler bunu iyi okumalı. Kürtlerin ve farklı kimliklerin oyunu alabilen Türkiye partilerine ihtiyaç olmalı.
aksiyon

Reklamlar

Ağustos 14, 2007 - Posted by | Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Siyaset, Siyasetçiler, Son Dakika, Türkçe, Turkiye

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: