VaTaN

► "Mahzenden Göklere" ◄

Paşa’nın ve 28 Şubat’ın gerçek yüzü


Ergenekon delil klasörlerinde yer alan bir belge, 28 Şubat’ın nasıl hazırlandığını ve nelerin yapıldğını bütün yönleriyle gözler önüne serdi. İşte 28 Şubat’ın perde arkasından notlar…

Dönemin Harekat Dairesi Başkanı Korgeneral Çetin Doğan’a ait olduğu iddİa edilen konuşmalarda ordudaki kadrolaşmadan darbeye zemin hazırlanmasına kadar birçok ayrıntı geniş bir şekilde yer alıyor.

Türkiye aydınlık yarınlara yürüdükçe, geride kalan karanlıklar da bir bir aydınlanıyor. Tarihe post modern darbe olarak geçen 28 Şubat süreci de bunlardan bir tanesi.

BELGELER HASAN ATAMAN YILDIRIM’DAN ÇIKTI

Ergenekon 3. davası ek klasörleri, bu süreçte yaşananları bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Sanık Emekli subay Hasan Ataman Yıldırım’dan çıktığı iddia edilen bir belgede, 28 Şubat döneminin Genelkurmay Hareket Dairesi Başkanı Korgeneral Çetin Doğan ve Tuğgeneral Volkan Kaplama’nın katıldığı gizli bir toplantıda konuşulanlar anlatılıyor. 28 Şubat sürecinde darbe ihtimalinin azalmasından oldukça rahatsız olan Çetin Doğan neler yapılması gerektiği talimatını veriyor.

DOĞAN ”DİN ZARARLI” DİYOR

Dönemin Genelkurmay Harekat Dairesi Başkanı Korgeneral Çetin Doğan’ın din ve diyanet hakkında söyledikleri insanın tüylerini ürpertiyor.

”DİNİ DUYGULARI ZAYIFLATIN” EMRİ

Doğan, zararlı olduğuna inandığı o dini ve milli duyguların zayıflatılması için yapılması gerekenleri de sıralıyor.

EŞİNİZİ KIZINIZI DA KULLANIN!

Komutan işi daha da ileri götürerek ailelerini bile kullanmaları talimatı veriyor.

Çetin Doğan, orduda kadrolaşma için de özellikle tayin dairesinin ele geçirilmesini istiyor.

Klasörlere giren bir başka toplantıda Volkan Kaplama da, terörle mücadele bizim işimiz değil mesajı veriyor

haber5

Reklamlar

Ağustos 29, 2009 - Posted by | Diğer, Ergenekon, Güncel, Genel, Haberler, Siyaset, Son Dakika, Türkçe, Turkiye | ,

1 Yorum »

  1. 28 ŞUBAT’TA İRTİCA BAHANE..
    CUNTACILARA KARŞI OLMAK TÜRK ORDUSUNU SEVMEKTİR

    28 Şubat’ın sırları
    Üstten bakışlarla ve basite indirgeyerek söyleniyor yazılıyor…
    Ne olmuş 28 Şubat sürecinde?
    Necmettin Erbakan’ın Başbakanlığında kurulan 54. Hükümet’le ‘irticai faaliyetler’ tırmanışa geçmiş…
    Laiklik konusunda duyarlı kuruluşlar ve de basın-yayın dünyamız bu durumun üzerine
    gitmiş… Duyarlılığı sivriltilen Milli Güvenlik Kurulu da ‘muhtıra’ niteliğinde ‘irtica ile mücadele eylem planını’ yürürlüğe koymuş…
    Hükümet baskılara dayanamamış ve dağılmış… Yerine
    laiklik konusunda duyarlı bir hükümet gelmiş ve Türkiye kurtulmuş.
    Öyle mi?
    Hayır öyle değil!..
    Gerçek sahnede görünenden çok, çok, çok farklıdır.
    ‘İrticai tırmanış’ sürecin sebebi değil uydurulmuş bahanesidir.
    Gerçekte olan 54. Hükümet’in milli ve mahalli temelli bir siyaset uygulamasıdır.
    ‘Milli Kaynak Paketi’nin başarılı uygulamasıyla dıştan borç ve hibe olmadan da Türkiye’nin yönetilebileceği ispat edilmiştir.
    Paketin içindeki havuz sistemi ise ‘devletin parasını devlete satarak’ havadan çok kâr eden bankacılık sistemini çok üzmüştür. D-8’ler denilen İslam dünyasına açılım ise birçoklarını daha da üzmüştür.
    Çok, çok üzülenler 54. Hükümet’i düşürmeye karar vermişler ve irtica tiyatrosunu, Sincan’daki Filistin oyunu temelinde sahnelemişlerdir.
    Bu arada ortalığın irtica ile kaynaması, oyunu sahneleyenlerin düşünmediği bir başka gelişmeyi getirmiştir.
    İşte işin asıl sırrı da buradadır:
    O dönemde, ordu içinde kümelenmiş bir cunta vardır. İslam’a düşman, baasçı sosyalist birtakım subayların oluşturduğu bu cunta 28 Şubat sürecine kadar güçsüzdür. Kendilerine hep kuşku ile bakılır.
    Ordunun yaygın ortamında laiklik duyarlılığı egemendir ama dinsizlikten de hoşlanılmaz.
    28 Şubat’ın karanlık ortamı bu cuntaya güç kazandırır… Darbe için gün sayılmaya başlanır.
    Darbe kanlı olacak ve kalıcı bir askeri diktatörlük kurulacaktır.
    İşte, 28 Şubat müdahalesi bir taşla iki kuş vurmuş; hem 54. Hükümet ortadan kaldırılmış hem de darbeci cuntanın bahanesi yok edilmiştir.
    28 Şubat sürecinde Türkiye cuntanın darbesinden kurtulmuşsa da ikinci büyük sadmenin kalıcı etkileri sürüp gitmektedir.
    Sözgelimi dini duyarlılıktan güç alıp, milli siyaset yürüten önemli bir kadro bölünmüş ve bir kısmı laikçilerin şerrinden batıya sığınma yolunu seçmişlerdir.
    Halk birikimlerini yatırıma yönlendiren bir takım iktisadi oluşumlar ‘yeşil sermaye’ safsatasıyla çökertilmiştir.
    Ülkemiz Global kapitalizmin oyunlarının kolayca oynandığı bir alan durumuna düşürülmüştür. Bu arada belirtmeliyiz ki, olaylara sıg mantıkla bakanlar sandığı gibi 9. Cumhurbaşkanı 28 Şubat sürecinin destekleyicisi değil; darbeci cuntanın oyunlarını bozup büyük felaketten kurtarıcı olmuştur.
    Belirtmeliyiz ki o darbeci cuntanın kalıntılarından kurtulmak ordumuzun gücüne güç katacak ve millet-ordu kaynaşmasını daha da yükseklere çıkaracaktır.
    Diyorum ki; cuntacılara, müdahalecilere karşı olmak aynı zamanda Türk ordusunu sevmek demektir.

    Yorum tarafından Namık Kemal Zeybek | Ağustos 10, 2011 | Cevapla


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: