VaTaN

► "Mahzenden Göklere" ◄

Abdülhamid’in ağzından Ermeni meselesi

Abdülhamid’in ağzından çok çarpıcı Ermeni röportajı ve hükümette çalışan Ermenilerin isimleri…

1893’te ABD Büyükelçisi Terrell’i kabul eden Sultan Abdülhamid, Saray’daki Ermeniler ve Ermeni meselesiyle ilgili düşüncelerini aktarmış. 1897’de yayımlanan görüşme, hariçteki ‘kışkırtmayı’ yansıtıyor.

1893-1896 arasında ABD Büyükelçisi olarak İstanbul’da görev yapan Alexander Watkins Terrell’e (1827-1912) ait bu yazı, Terrell’in İstanbul’da bulunduğu sırada Sultan II. Abdülhamid’le yaptığı bir görüşmeyi yansıtıyor. Eşiyle birlikte Yıldız Sarayı’na kabul edilen Büyükelçi Terrell, o dönemde sınırlı sayıda yabancıya nasip olan bu olayın tüm ayrıntılarını Century Magazine isimli dergiye (aylık) yazmış. Sultan’a yönelttiği sorulara aldığı cevapların yanı sıra İstanbul, Yıldız Sarayı ve Sultan’a ait izlenimlerine de yer veriyor Terrell. 6 sayfalık metin, derginin Kasım 1897 sayısında yayımlanmış. Bahse konu dergi, ABD Kongre Kütüphanesi’nde kamuya açılmış. Terrell, yazısının büyük bölümünü o günlerde Batı’da tartışılan Osmanlı Ermenilerine ayırmış. II. Abdülhamid ile Osmanlı devletinin meseleye yaklaşımını bizzat Sultan’ın ifadeleriyle aktarmış. Görüşme 1890’larda gerçekleştiği için, Ermeni meselesinin Avrupa ve ABD’de nasıl algılandığını, dönemin diaspora Ermenileri ile onları destekleyen Hıristiyan misyonerlerin tutumlarını yansıtıyor. Yani 1915’e uzanan sürecin sinyalleri değerlendiriliyor. Hem de Sultan Abdülhamid’in verdiği Okumaya devam et

Reklamlar

Ekim 19, 2009 Posted by | Armenia, Diziler, Ermeni Meselesi, Genel, Haber, Roportaj, tarih | , , | 5 Yorum

Minarelerde ‘Var ol İnönü’lü zamanlar

Ramazan gecelerini aydınlatan mahyalar, laik Cumhuriyet’in ilk yıllarında ‘Var ol İnönü’, ‘Para Biriktir’ ifadeleriyle parlıyordu! İşte o zamanlar:

Ramazan’ın Türkiye’ye ait geleneklerinden biridir mahyalar.

Ramazan coşkusunun bir göstergesi olarak, sadece Türkiye’deki camilerin minareleri arasında yüzyıllardır yaşayan bu gelenek, Cumhuriyet’in yıllarında şimdiki örneklerden çok farklı amaçlar için kullanılmış.
Okumaya devam et

Eylül 4, 2009 Posted by | camiler, Fotoğraf, Güncel, Haber, Haberler, islam, Ramazan, Resimler, tarih | , , , | 1 Yorum

Kürtlerin ezberini bozacak yazı

“Malazgirt’te, Alparslan’ın ordusunda Kürtler ne arıyordu? ” Zaman yazarı Mustafa Armağan bugünkü köşe yazısında bu sorunun cevabını bakın nasıl verdi.

KÜRTLER TÜRKLERLE DOSTTUR
Türk’ün Türk’ten başka dostu vardır. Malazgirt’ten bu yana Kürtler Türklerle dosttur.” Yazar Yaşar Kemal, Ocak 2007’de yapılan Türkiye Barışını Arıyor” toplantısında böyle konuşmuştu.

DTP’Lİ BAŞKAN KONUŞTURULMADI
Geçtiğimiz 26 Ağustos’ta Malazgirt’te yapılan ve davetli olduğum halde uçak kaçırma rekoruma bir yenisini ekleyerek gidemediğim törende, basına yansıyan haberlere bakılırsa, Belediye Başka Okumaya devam et

Ağustos 30, 2009 Posted by | Diğer, Güncel, Genel, Haberler, Kürt Açılımı, Kürt Sorunu, tarih, Türkçe | , , , , , , , , | Yorum bırakın

İbretlik bir hayat hikayesi ZENCİ MUSA — Video

´Eşref beyin emir eri Zenci Musa,İsa Peygambere omuzlarını ödünç verir´ diyordu Mehmet Akif onun için. O ölene kadar Osmanlı idealleri için savaşan Sudanlı bir kahramandı.

Zenci Musa her yerde savaştı, veremden öldü

Sudan´dan gönüllü olarak Libya´ya gelen Zenci Musa, Kuşcubaşı Eşref´e baba gibi bağlandı. Ölene kadar Osmanlı idealleri için savaştı.

Sudan´lı gönüllüler arasında meşhur bir isim vardı. İki metreyi aşan dev cüssesiyle bu siyahi müslüman, Akif´in şiirinde yer alan Zenci Musa´ydı. Eşref Bey´e bir baba gibi bağlanan Zen Okumaya devam et

Ağustos 28, 2009 Posted by | belgesel, Biyografi, Diğer, Genel, Osmanlı, tarih, Türkçe, Video | , , , | 2 Yorum

Bugünkü gazete manşetleri

Bugünkü gazete manşetleri

Okumaya devam et

Ocak 12, 2009 Posted by | America, Amerika, Armenia, Arşiv, Avrupa, Boykot, Dünya, Dünyadan Tepkiler, Derin Devlet, Direniş Örgütleri, Dosya, Ergenekon, Ermeni Soykırımı, Etkinlikler, Europe, Eğitim, Eğlence, Felsefe, Filistin, Film, Fotoğraf, Fotoğraf Arşivi, Gazete, Gazete Manşetleri, Gençlik, Genel, General, Haberler, Hayata dair..., Hristiyanlar, Hukuk, IHH, Internet, Irak, Iran, Iraq, islam, israel, Istatistic, istihbarat, itiraf, Köse Yazilari, Köşe yazısı, Kültür, Kemalizm, Kudüs Davamız, Makale, Masonlar, Medya, Medyatik, Memurlar, Mescid-i Aksa, Misyonerler, MiT, Moda, News, Ortadoğu, Otomobil, Palestina, Pc, Pkk, Russian, Savaş, Sağlık, Seçim, Sendika, Silah, Siyaset, Siyasetçiler, Siyonizm, Son Dakika, Suikast, tarih, TBMM, Teknoloji, Terör, Terror, Turkey, Turkiye, Vatan Hainleri, World, Yahudiler, Yahudilik, Yaşam, Yök, Zionism, İnsan, İsrail | Yorum bırakın

Atatürk’ün çektirdiği ve TRT’de yayınlanmayan – Yasaklı – belgesel Köşk’ün sitesinde

Cumhurbaşkanı Gül, Köşk’te bir ilke daha imza attı. Gül, Atatürk’ün çektirdiği ve TRT’de yayınlanmayan belegesel Köşk’ün internet sitesine koydurdu..

Atatürk’ün isteği üzerine Rus yapımcılar tarafından çekilen ancak 1969 yılında TRT’de gösterildiği sırada dönemin TRT Genel Müdürü Adnan Öztrak tarafından gece baskınıyla yayından yarım kesilerek apar topar kaldırılan “Türkiye’nin Kalbi Ankara” belgeseli Çankaya Köşkü’nün internet sitesinde yayınlanmaya başlandı.

Cumhurbaşkanlığı’nın yenilenen http://www.cankaya.gov.tr adresli internet sitesinde Atatürk Özel bölümü içinde videolar başlığı altında 1934 tarihli Sovyetler Birliği yapımı “Türkiye’nin Kalbi Ankara” belgeseli de yer aldı.

FİLMİ BU LİNKTEN İZLEYEBİLİRSİNİZ

LİNK 2

ATATÜRK’ÜN İSTEĞİYLE ÇEKİLMİŞTİ

Yıllardır hiçbir yerde gösterilmeyerek yasaklı kalan belgeselin çekimi Atatürk’ün özel isteğiyle oldu. Atatürk’ün Cumhuriyet’in 10. kuruluş yıldönümü dolayısıyla bir belgesel çekilmesini istemesi üzerine Sovyetler Birliği’ne teklif götürüldü ve genç yönetmen Sergey Yutkoviç Türkiye’ye gelerek belgeselin çekimlerine başladı. Okumaya devam et

Ağustos 25, 2008 Posted by | belgesel, Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Son Dakika, tarih, Türkçe, Turkiye, Video | , , , , , | 2 Yorum

Hicaz demiryolları 100 yaşında

Hicaz demiryollarının 100. kuruluş yıl dönümü etkinliklerle kutlanıyor. Bir haftalık kutlama programının açılışı Şam’daki Hicaz Demiryolları istasyon binasında yapıldı.

Açılışa Suriye Başbakanı Muhammed Naci Itri, Ulaştırma Bakanı Yarub Süleyman Bedir, Turizm Bakanı Sadullah Aga Elkala, Arap Birliği Demiryolları Birliği Başkanı Murhif Sabuni ve Hicaz Demiryolları Genel Müdürü Mahmud Sakbani katıldı.

Açılışta bir konuşma yapan Suriye Başbakanı Muhammet Naci Itri, Hicaz Demiryolu’nun 20. yüzyılın başından itibaren Arap ülkeleri arasındaki iletişimi güçlendirdiğini belirterek, bölgedeki şartların değişmesine rağmen Hicaz Demiryolu’nun daha aktif hale getirilmesi gerektiğini vurguladı.

Itri, Hicaz Demiryolu’nun bölgedeki ülkeler tarafından ekonomik, sosyal, kültürel ve turizm yönünden desteklenmesinin herkese faydalı sonuçlar getireceğine dikkat çekti. Okumaya devam et

Ağustos 25, 2008 Posted by | Arşiv, Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, tarih, Türkçe, Turkiye | , | Yorum bırakın

Gündemi yakala

Ağustos 17, 2007 Posted by | 18+, Abd, Africa, Afrika, Ahlak, Aile, Al Jazeera, amatör çekim, America, Amerika, Animasyon, Anket, Araba, Arabic, Arapça, Araştırma, Armenia, Arşiv, Askeriye, Asrı saadet, Astronomi, Avrupa, Ayet, Çanakkale, Çeçenistan, Çizgi Film, Çocuk, Önder, Önemli Günler, Önemli Kişiler, Örgütler, Öğrenci, Üç aylar, Ümmet, Üniversiteler, Basın Açıklamaları, Başörtüsü, Bağlantılarımız, Belediyeler, belgesel, Belkiler, Bilgi, Bilgisayar, Bilim, Bilişim, Biyografi, Blog, Blogroll, BM, Boykot, Burs, Cep Telefonu, Chechen, China, Christianty, Cms, Comedy, Data processing, Dünya, Dünyadan Tepkiler, Deneme, Deneyler, Deprem, Dergi, Derin Devlet, Dernekler, Dersler, Design, Deutsche, Dini yazılar, Dinlemeye Değer Mp3ler, Direniş Örgütleri, Diyanet, Diziler, Diğer, Dosya, Download, Dua, Duyurular, Edebiyat, Ekonomi, Enerji, England, English, Ermeni Soykırımı, Etkinlikler, Europe, Evrim, ezgi, Eğitim, Eğlence, Felsefe, Filistin, Film, Fon müziği, Fotoğraf, Fotoğraf Arşivi, Fragman, French, fUTBOL, Fıkra, Gazete, Güncel, Gündem, Güvenlik (Security), Güzel Sözler, Gençlik, Genel, General, Genocide, Gerekli Programlar, Gezi, Gizli Çekim, Grafik, Haberler, Hack, Hadis, Hastalıklar, Hatim, Hayata dair..., Hayvanlar, Hikaye, History, Hristiyanlar, Hukuk, ibadet, IHH, ilahi, ilginç, ilim, Images, India, Internet, Irak, Iran, Iraq, islam, israel, Istatistic, istihbarat, itiraf, Japan, Kadın, Kamera Arkası, Kampanya, Kandil, Karakutu, Karikatür, Köse Yazilari, Köşe yazısı, Kültür, Kemalizm, Kilise, Kim Kimdir?, Kimlik, kisa film, Kitap, Kitaplar, Kişisel gelişim, Klip, Komik, Komik Resimler, Konferans, Konser, Korku, KPSS, Kudüs Davamız, Kuran - Quran, Laiklik, Lisans eğitimi, Makale, Marka, Masaüstü, Masonlar, Müzik, Medya, Medyatik, Memurlar, Mescid-i Aksa, Mesnevi, Metalurji, Middle East, Misyonerler, MiT, Mobil (Cep / PDA), Moda, Movie, Mp3, Multimedia, Music, Namaz, Nasheed, Ne Nedir?, News, Nuclear Energy, Ofis Programları, OKS, Ortadoğu, Osmanlı, OSYM, Otomobil, Oyun, Palestina, Pc, Pkk, Program, Programlar, Psikolog, Psikoloji, radyo, Reklamlar, Religion, Resimler, Romantik, Roportaj, Russian, Sahsî, sanat, Savaş, Sağlık, Science, Seçim, Sendika, Ses Kasetleri, Silah, Sinema, Siyaset, Siyasetçiler, Siyonizm, SoHBeT, Son Dakika, Soru / Cevap, Spanish, Spor, Sport, Stand up, Suikast, Syria, Tanıtım, tarih, Tartışma, Tatil, Türkçe, Türkçe Program, Türküler, Türkce Klipler, TBMM, Tebessüm, Teknoloji, Teknoloji kitaplığı, Telefon, Televizyon, Terör, Terror, Tesettür, Tiyatro, Travel, Turizm, Turkey, Turkiye, TV, Tv Programları, Tv Show, UK, Usa, Video, Wallpaper, War, Web, Web Master Kaynakları, Web Tasarım, Wordpress, World, Yahudiler, Yahudilik, Yardım, Yardımlaşma, Yazarlar, Yazilar, Yaşam, Yök, Yemek Tarifi, Yorumsuz, Zeka oyunları, Zionism, Şarkı sözleri, şiir, İmam Hatip Liseleri, İnanç, İndir, İnsan, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, İnternet Araçları, İrtica, İsrail, İş adamları | 6 Yorum

İşte Sırp katliamının içyüzü

Sırpların Boşnakları sadece katlettiği biliniyor yıllardır ama perde arkası, bulunan toplu mezarlarda yapılan kazılar gözler önüne seriyor. Bosna’da İCMP’nin yaptığı kazılara…

Bu röportajı okurken Avrupa’nın ikiyüzlülüğüne tanıklık edeceksiniz. Sırpların Boşnakları sadece katlettiği biliniyor yıllardır ama perde arkası, bulunan toplu mezarlarda yapılan kazılar gözler önüne seriyor.

Bosna’daki Cenaze Törenlerine katılan İHH İletişim Müdürü Ümit Sönmez, orada yaşanan süreci Dünya Bülteni’ne anlattı.

Sırp katliamının İCMP tarafından nasıl ortaya çıkartıldığına tanıklık eden Ümit Sönmez, “İCMP yetkilileri, sırp vahşetini anlatırken duyduklarımıza inanamadık. Srebrenitsa katliamı sırasında öldürdükleri insanların cesetlerin 13 parçaya bölmüşler ve 50 km arayla 13 farklı yerlere gömmüşler.

Cesetler tanınmasın diye üzerinden dozerler ve iş makineleri ile geçmişler. Bu da yetmemiş gibi, ayrıca ilerde bunları çıkaracak olanların gözlerini korkutmak için de, cenazelerin ceplerine patlamaya hazır bombalar ve mayınlar yerleştirerek bubi tuzağı kurmuşlar.” Okumaya devam et

Ağustos 11, 2007 Posted by | Araştırma, Arşiv, Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Roportaj, Savaş, Son Dakika, tarih, Türkçe | 3 Yorum

İlk atom bombası nasıl patladı – Video

ABD’nin İkinci Dünya Savaşı sonunda Almanya, İtalya ve Japonya’nın kurduğu Mihver Devletlerinin Müttefikler tarafından ebediyen ezilmesi için hazırladığı…

ABD’nin İkinci Dünya Savaşı sonunda Almanya, İtalya ve Japonya’nın kurduğu Mihver Devletlerinin Müttefikler tarafından ebediyen ezilmesi için hazırladığı Manhattan Atom Bombası Projesinin deney alanının adı da ilginç seçilmişti: Atomların ayrışması olan fizyon ve birleşmesi olan füzyonu çağrıştıran isimle “Trinity (Teslis)” deney alanı. “Baba, Oğul ve Kutsal Ruh” üçlemesinin adını taşıyan dünyanını ilk atom bombası deney alanı, New Mexico eyaletinin güneyinde İspanyolca adı “Jornada del Muerto-Ölü Adamın Seferi” isimli çölde 16 Temmuz 1945’te yapıldı.

Sabah saat 05:29’da şafak vakti ilk atom bombası patlatıldı ve bunu büyük heyecanla bekleyen 40 bilim adamının gözü önünde muhteşem indifa mantarı göğü hapsetti. Dairesel beton bariyer setleriyle çevrili bombanın konulduğu “masa”, yerden 33 metre yüksekteydi. Hiroşima’da da yere değmeden havada patlatıldı.

DÜNYALAR HARAP OLDU Okumaya devam et

Ağustos 7, 2007 Posted by | Abd, Amerika, Araştırma, Bilim, Diğer, Genel, Haberler, Nuclear Energy, Savaş, tarih, Türkçe, Usa | 2 Yorum

CHP gençliğinin Çanakkale rezaleti!

CHP, gençliği için Çanakkale şehitlerine gezi düzenlenler. Kızlı erkekli bin kadar gencin doldurduğu bir gemide alkol su gibi tüketilir. Sonrası ne mi olur? işte tarihe geçen rezalet!

CHP gençliğinin Çanakkale rezaleti!

Zaman gazetesi yazarı MUSTAFA ARMAĞAN’ın aktardığı insanın kanını donduran bilgiler…

CHP gençliğinin Çanakkale şehitleri rezaleti

Demokrat Parti’nin rüzgârı bile yetmişti CHP’nin irticacı kesilmesine. 23 Nisan 1948’de Topkapı Sarayı Müzesi açılır. 25 Mayıs’ta CHP grubu bir “İslam İlahiyat Fakültesi” kurulmasını kararlaştırır. (”İlahiyat Fakültesi” değil.) 27 Eylül 1948’de Preveze zaferinin 410. yıldönümü ilk defa törenlerle kutlanır.
1 Kasım’da okullara seçmeli din dersi uygulaması getirilir. 14 Ocak 1949’da başbakanlığa ilk ve muhtemelen son defa bir ilahiyat profesörü, Şemsettin Günaltay getirilir. 1 Mart 1950’de Türk büyüklerine ait türbelerin açılmasını mümkün kılan 5566 sayılı kanun kabul edilir vs.

Ne demek istiyorum? CHP işine geldiği zaman dinciliği kimselere bırakmaz, işine gelmediği zaman da laikliğin kalesi olarak boyar gövdesini. Nitekim Gazi Mustafa Kemal 8 Nisan 1923’de ortaya attığı 9 Umde’nin ikincisinde kurulacak Halk Fırkası’nın sırtına ‘Hilafeti koruma görevini’ yüklemiyor muydu? Korudu mu?

Bugün halkın Çanakkale’ye akınını görüp de dudak bükenlerin iktidar ellerindeyken şehitliklere bir tek çivi çaktıklarına şahit olunmuş mudur? Düşünün, Çanakkale anıtı için adım atılması bile Adnan Menderes hükümeti sayesinde mümkün olabilmiştir.

Çanakkale, Tek Parti döneminde belki de bir tek Mustafa Kemal’in “Anafartalar kahramanlığı” sayesinde tamamen unutulmaktan yakayı kurtarmış, yıllar boyu cılız resmi toplantılarla baştan savılmıştır. Tek Parti devrinde res Okumaya devam et

Ağustos 5, 2007 Posted by | Araştırma, Çanakkale, Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Siyaset, Son Dakika, tarih, Türkçe, Turkiye | 1 Yorum

900 yıllık cami, ahıra dönüştü

Ilısı Barajı göl suları altında kalacak olan Batman’ın antik kenti Hasankeyf’te 900 yıllık tarihi Şahap Camii halk tarafından yıllardır ahır olarak kullanılıyor.

Arif ARSLAN’ın haberi

Hasankeyf İlçesi’ndeki kazılardan sorumlu Prof.Dr. Selam Uluçam, kale dibindeki 900 yıllık Şahap Camii’nin ahıra dönüşmesinden yakındı. 5 kültürün üst üste olduğu Hasankeyf’te tarihi yapıtlara zarar verildiğini söyleyen Uluçam, şöyle dedi:

“Hasankeyf’in bulunduğu şehrin altını da araştırmak gerek. Eğer kalan kültürün tümünün ortaya çıkarılması isteniyorsa, Hasankeyf taşınmalıdır. Kalenin dibindeki yaklaşık 900 yıllık cami, ahıra dönüştürülmüş. Bu önemli, yıllardır a Okumaya devam et

Ağustos 2, 2007 Posted by | Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, sanat, tarih, Türkçe, Turkiye | Yorum bırakın

T.C kurulus döneminden rezillikler >>’İslam dini, Hz.Muhammed’in icadı’ ?

1931’de T.T.T. Cemiyeti Tarafından yazılan ve 1941 yılına kadar liselerde okutulan Tarih kitaplarında, İslam ve Hz. Muhammed’le ilgili inanılmaz ifadeler yer alıyor.

1931’de T.T.T. Cemiyeti Tarafından yazılan ve 1941 yılına kadar liselerde okutulan Tarih kitaplarında, İslam dini ve peygamberi Hz. Muhammed’le ilgili hakarete varan ifadeler kullanılıyor. Kitapların 2. cildi’nde “İslam Tarihi” başlığı ile verilen bölümde Hz. Muhammed’den “Muhammed” diye söz ediliyor ve “İslam dinini kendisinin icat ettiği, 12 yıl boyunca ancak 150 kadar kişiye İslam’ı kabul ettirdiği” öne sürülüyor. Okumaya devam et

Ağustos 2, 2007 Posted by | Arşiv, Diğer, Eğitim, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, islam, Son Dakika, tarih, Tartışma, Türkçe, Turkiye | 6 Yorum

Kanuni ve Sinan’ın İstanbul sırrı ne?

“O sultanın adı Süleyman olur da âb-ı hayatın ardına düşmez mi? Biraz araştırır; çalı çırpının altını karıştırır ve yer altına saklanmak isteyen bu suyun gövdesinin bir kısmına…”

Kanuni ve Sinan İstanbul’u susuzluktan nasıl kurtarmıştı?

Bir seher vakti dolaşmak diledi Sultan’ın gönlü. Kâğıthane’ye gidip safa eyleyelim, deyü ferman buyurdu. Burada ıssız kırları gezerken yolu yemyeşil bir vadiye düştü. Yerler çimenle kaplıdır ama garip; bir vadi olmasına rağmen ortada akarsu namına bir iz görünmemektedir. Garip iş, diye söylenir Sultan, halbuki suyun yatağı var amma kendisi sırra kadem basmıştır. Aklına hemen bir yerlerde gizlenen ve varlığını kaybettiren “âb-ı hayat” gelir.

O sultanın adı Süleyman olur da âb-ı hayatın ardına düşmez mi? Biraz araştırır; çalı çırpının altını karıştırır ve yer altına saklanmak isteyen bu suyun gövdesinin bir kısmına orada rastlar. Tıpkı sevgilisine kavuşmuş bir âşık gibi bakar ona. Mimar Sinan’ın kendi deyişiyle, “saadetlü pâdişâh-ı âlem-penâhın bu âb-ı musaffâya hibâb-âsâ nazarı” düşer.

Hemen emirler yağdırır etrafına. ‘Bu ‘kaçkın’ suyu İstanbul’a isterim” der ve ekler: “Dünyanın susamışlarını suya kandırmak, kana kana su içmelerini temin etmek işi tez elden yapılsın.” Sonra yeni bir hayrın kapısını çaldığının vicdanî huzuru içinde atını sarayına doğru sürer. Gereken yapılacaktır nasıl olsa.

Sarayına dönmekte olan Sultan Süleyman bu defa devlet adamlarını toplar etrafına. Neyi emir buyurur bilir misiniz? İstanbul’un vaktiyle nasıl geli Okumaya devam et

Ağustos 1, 2007 Posted by | Araştırma, Arşiv, Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, tarih, Türkçe, Turkiye | Yorum bırakın

Seçimlerde yaşanan ilginç hadiseler

Sertleşen üslupları, ilginç polemikleri tarih kaydetti. İşte seçim sürecinin unutulmazları arasına giren olaylar ve seçime damgasını vuran sözler:Türkiye oldukça sert geçen bir seçim dönemine şahitlik etti. Liderler, birbirlerine karşı ağır suçlamalar yöneltirken, hafızalardaki tazeliğini uzun yıllar koruyacak gelişmeler elde kaldı. MHP lideri Bahçeli’nin Erzurum mitinginde kürsüden fırlattığı ‘urgan’ belki de bu seçimin en önemli hadisesi. Başbakan Erdoğan’ın ‘Apo’nun idamıyla’ ilgili suçlamalarına kızan Bahçeli, korumasına Samanpazarı’ndan aldırdığı ipi, “Oğluna gemi alacak paran var, ip mi bulamıyorsun? Al sana ip, al da as.” diyerek attı. Erdoğan, “İktidardayken isteseydin millet sana ip alırdı. O zaman niye asmadın?” şeklinde karşılık verirken; CHP ve DP de Bahçeli’nin tavrını eleştirdi. Bahçeli ise, “Suçlamalar karşısında mesaj verdim.” dedi. MHP lideri ayrıca, tek başına iktidara gelmeleri halinde idamı yeniden getirecekleri, Apo için referanduma gidecekleri sözünü verdi. Mazot fiyatları, bu seçimin öne çıkan vaadi olurken, espri konusu da yapıldı. Genç Parti’ye ait bu vaadi kullanan CHP ve MHP, mazotun fiyatını 1 YTL’ye düşüreceğini açıkladı. Bunun ekonomik dengeler açısından ne kadar gerçekçi olup olmadığı tartışılırken Başbakan Erdoğan’dan Antalya mitinginde ilginç cevap geldi. Erdoğan, CHP lideri Baykal’ın 70’li yıllarda enerji bakanı olduğu dönemde mazotun karneyle verildiğini hatırlattı ve bu karnelerden birini halka gösterdi. Başbakan ayrıca, bir vatandaşın kendisine verdiği 1946 yılına ait ekmek karnesini de kullandı.

70 yaş polemiği: Liderlerin yaşı, ilginç polemiklerden biriydi. Ekmek karnesi tartışması alevlenince Erdoğan, 70 yaşındaki Baykal’ın o günleri iyi bildiğini söyledi. Baykal, “Daha 70 olmadım. Olsam ne fark eder, sen olmayacak mısın?” karşılığını verdi. Erdoğan’ın Baykal’ın mitinglerden ziyade televizyon programlarını tercih etmesini eleştirmesi siyasi literatüre yeni bir kavramı daha soktu. Başbakan’ın ‘ehlikeyf’ benzetmesine CHP lideri bir hayli alındı. “Ne ehlikeyfi, meyhaneye bile gitmem” dedi.

Rodos’a yüz, Hakkari’ye yürü: Liderler, iddialarını iddialı sözlerle süslerken hemen karşı hamleler geldi. Baykal, seçimi kazanamaması durumunda Rodos’a kadar yüzeceğini, Ağar ise Edirne’den Hakkari’ye yürüyeceğini söyledi. Her iki lidere Başbakan’dan cevap gecikmedi. Gergin ortamı biraz olsun yumuşatan esprilerdi bunlar: “Baykal yüzmeye, Ağar yürümeye şimdiden başlasın. Ancak varırlar.”

Özal gibi çekilme resti çekti: En ciddi bombayı Erdoğan patla Okumaya devam et

Temmuz 21, 2007 Posted by | Arşiv, Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Seçim, Siyaset, Siyasetçiler, tarih, Türkçe, Turkiye | 1 Yorum

Atatürk: ‘Ben namussuz muyum?’

“23 Nisan 1920’de Ankara’da ilk Meclis açılmış, Kurtuluş Savaşı’nın başlaması yolunda önemli bir adım atılmıştı. Mustafa Kemal Paşa, o dönemin şartları gereği hem…”

Ünal TANIK’ın yazısı

23 Nisan 1920’de Ankara’da ilk Meclis açılmış, Kurtuluş Savaşı’nın başlaması yolunda önemli bir adım atılmıştı.

Mustafa Kemal Paşa, o dönemin şartları gereği hem Meclis, hem hükümet başkanlığı görevini yürütüyor, aynı zamanda da Başkumandan olarak bütün yetkileri elinde toplamıştı. İcra Vekilleri Heyeti (Bakanlar Kurulu) ve reisinin, gizli oy ve mutlak çoğunlukla Meclis’te seçilmesi yolundaki kanunun kabul edilmesi ile bakanlar 10 Temmuz 1922’de teker teker istifalarını sundular.

Ertesi gün, Müdafa-i Hukuk grubu idare heyeti, Mustafa Kemal Paşa başkanlığında toplanıp konuyu ele aldı. Uzun tartışmalar oldu. Yeni hükümeti Nafia Vekaleti’nden (Bayındırlık Bakanlığı) istifa eden Rauf Orbay’ın kurmayı yolunda fikir birliği oluştu.

O zamana kadar, muhaliflerle Mustafa Kemal taraftarları arasında hep arabuluculuk yapması ile tanınan Rauf Orbay, bütün milletvekillerinin gönlünü kazanmıştı. Bir taraftan muhalifler, bir taraftan da Mustafa Kemal Paşa’nın yakın arkadaşları Rauf Bey’den bu görevi kabul etmesini istiyordu.

Rauf Bey ise arkadaşlar arasından başka birinin bulunup görevin ona verilmesi gerektiğini söylüyordu.

Bakanların istifa etmesinin üzerinden üç gün geçtikten sonra, Mustafa Kemal Paşa, Rauf Bey’i Meclis’teki odasına davet etti. “Rauf Bey kardeşim” diye söze başladı:

“Niçin istinkaf ediyorsun (çekimser duruyorsun, kabul etmiyorsun) ki, Meclis senin üzerinde duruyor. Başka birini seçmek istemiyor. Anarşi olacak. Kabul etmeyişinin sebebi ne?”

“Söyleyeyim Paşam” diye söze başlayan Rauf Bey, “Cehennem Değirmeni” isimli siyasi hatıralarında şöyle anlatıyor: Okumaya devam et

Temmuz 19, 2007 Posted by | Araştırma, Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Son Dakika, tarih, Türkçe, Turkiye | Yorum bırakın

Neden Hz.Ali değil de Hz.Ebubekir?

Okurun sorusu ilginç: “Neden ilk Hz. Ali değil de Hz. Ebubekir halife tayin edilmiş? Ancak ilahiyatçcı Prof. Süleyman Ateş’in bu soruya verdiği yanıt sorudan daha ilginç:

Prof. Süleyman Ateş‘in bugünkü köşesi

Neden önce Hz. Ali değil de Hz. Ebubekir Halîfe oldu?

Hocam, bize biraz Hz. Muhammed sonrası dönemi anlatmanız mümkün mü? Meselâ neden ilk Hz. Ali değil de Hz. Ebubekir halife tayin edilmiş? Açıkçası Hz. Muhammed sonrasını çok merak ediyorum, ama size tam bir soru yöneltebilecek kadar birikimim yok. Çağla Çayır

CEVAP: Evladım, bu konu seni neden ilgilendiriyor? 1400 yıl önce vuku bulan siyasi bir olayı bu güne taşımak ne fayda sağlar? Tarihin seyrini mi değiştireceksiniz? Bunu kaşıyanlar, sadece bölünmeye hizmet etmiş olurlar. Şunu iyi bilin ki İslâm’da saltanat yoktur. Bir kere Hz. Ebubekir tayin edilmedi, seçildi. Hz. Peygamber’den sonra niçin Ali halife olacakmış? Peygamber saltanat mı kurdu ki amcasının genç oğlu ve damadı Ali halife olsun? Eğer Hz. Ali Peygamber’in damadı ise Ebubekir ve Ömer de onun en yakın arkadaşı ve kayınpederleridir. Ebubekir’in de, Ömer’in de kızı Peygamberimizle evli idiler. Osman ise ardı ardına Peygamberimizin iki kızı ile evlendiği için kendisine Zinnureyn (iki Nur sahibi) sıfatı verilmiştir. Hz. Ali onlara göre daha gençti. Allah önce Peygamber’in mağara arkadaşı Ebubekir’i halife yapmakla İslâm’da saltanat olmadığını gösterdi. Eğer Ali halife olsaydı hiç kuşkusuz teokratik bir saltanat kurulacaktı. Her şey Allah’ın takdirine bağlıdır. Allah öyle nasib etmiş. Dört halifenin dördü de Peygamber’in çok yakın arkadaşı idi. Bunların Peygamberimizin ardından yönetici olmalarını Allah takdir buyurmuştur. Yaşlarına ve tecrübelerine göre önce Ebubekir, ardından Ömer, ardından Osman, ardından da Ali Halife seçilmekle bu İlâhî takdir yerini bulmuş ve halk yönetiminin temelini ve ilkelerini koymuş olan Hz. Muhammed’in d Okumaya devam et

Temmuz 1, 2007 Posted by | Ümmet, Diğer, Dosya, Genel, Haberler, islam, SoHBeT, tarih, Türkçe, Yazilar | 39 Yorum

istanbul’un Fethi Fatih Sultan Mehmet – Film

İstanbul’un Fethi, 29 Mayıs 1453‘te(Jülyen takvimine göre, Gregoryen takvimi göre 7 Haziran 1453), şehri günlerdir kuşatan Osmanlı ordusunun, şimdi İstanbul olarak bilinen, o zamanki adıyla Konstantinopolis şehrini Sultan II. Mehmed Han‘ın komutanlığında fethetmesidir. Bu fetihten sonra Osmanlı Devleti İmparatorluk olmuş, henüz 21 yaşında olan Sultan II. Mehmed, fatih unvanını da alarak Fatih Sultan Mehmed olarak anılmaya başlanmıştır. Tarihteki en önemli devletlerden olan Doğu Roma İmparatorluğu böylelikle sona ermiştir.

Okumaya devam et

Haziran 30, 2007 Posted by | Diğer, Film, Genel, islam, Multimedia, Osmanlı, tarih, Türkçe, Turkiye, Video | 1 Yorum

BELGESELLER / Dört Büyük Halife – Video

BELGESELLER/Dört Büyük Halife Hz. Ebu BEkir (ra)

Dinle/ İzle

BELGESELLER/Dört Büyük Halife Hz. Osman (ra)

Dinle/ İzle

BELGESELLER/Dört Büyük Halife Hz. Ömer (ra)

Dinle/ İzle


DÖRT HALİFE DÖNEMİ VE ALTINÇAĞ

Hz. Muhammed (sav)’in vefatından sonra yaşanan “Dört Halife Dönemi”, İslam dininin Arap Yarımadasının sınırlarını aşarak yaygınlaştığı bir dönemdir. Parlak zaferlerin kazanıldığı ve Müslümanların huzur ve refah içinde bir hayat sürdürdükleri bu dönem, Peygamberimiz (sav)’in müjdelediği Altınçağ’ın geçmişteki güzel bir örneğidir.

Bu dönemde İslam Devleti’nin sınırları batıda Trablusgarp, doğuda Horasan ve kuzeyde Kafkasya’ya kadar genişletilmiş; böylece Arap Yarımadası dışına taşan İslamiyet, Asya ve Afrika’daki çeşitli milletlerce benimsenmiştir. Kurulacak olan yeni İslam devletlerinin siyasi ve hukuki temelleri de bu dönemde atılmıştır. Sırasıyla halife olan Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali, Peygamber Efendimiz (sav)’in yolunu izlemiş, Kuran ahlakının hakim olduğu adil düzeni daha geniş bir coğrafyaya yayarak devam ettirmişlerdir. Bu nedenle Dört Halife Dönemi, “Doğru Yolda Giden Olgun Halifeler Dönemi” anlamına gelen “Hulefa-i Raşidin Dönemi” olarak adlandırılır. Halifeler seçimle başa getirildikleri için aynı dönem ‘Cumhuriyet Devri’ şeklinde de tanımlanır.

ALTINÇAĞ’DA YAŞANACAKLAR

Dört Halife Dönemi’ndeki Altınçağ benzeri ort Okumaya devam et

Haziran 30, 2007 Posted by | Araştırma, Ümmet, belgesel, Diğer, Genel, israel, Multimedia, tarih, Türkçe, Video | Yorum bırakın

Çanakkale Şehitlerine

Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.

Şu Boğaz Harbi nedir ? Var mı ki dünyada eşi ?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,
Ne hayâsızca tahaşşüt ki ufuklar kapalı!
Nerde -gösterdiği vahşetle “bu, bir Avrupalı”
Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!
Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi… Mahşer mi, hakikat mahşer,
Yedi iklimi cihanın duruyor karşında;
Ostralya’yla beraber bakıyorsun Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler, rengârenk. Okumaya devam et

Haziran 5, 2007 Posted by | Arşiv, Diğer, Genel, tarih, Türkçe, Turkiye, şiir | Yorum bırakın

Tarih Sayfaları > Her Şey Vatan İçin

Çelebi unvanı, Oğuz lehçesinin hâkim olduğu ülkelerde bilim ve erdem sahibi kişilere verilirdi. Gerçekten de I. Mehmet davranışlarıyla ve yaptıklarıyla bu unvanı tam manasıyla taşımıştır. O bilginlere saygı gösteren, vatanı için cihattan cihada koşan bir kahramanın, Yıldırım Beyazıt’ın oğluydu ve o ona yakışan bir evlat olduğunu hayatı boyunca gösterdi.

Ankara Savaşı’ndan sonra, uzun yıllar dünyada hükmü geçecek olan aslan bir müddet sahipsiz kaldı, onu yönetecek olanlar da birbirleriyle mücadeleye girdi. Bunlar Yıldırım Beyazıt’ın oğullarıydı (İsa Çelebi, Musa Çelebi, Süleyman Çelebi, Mehmet Çelebi). Hepsi de erdem sahibiydi ancak devleti yönetmek sadece birine nasip olacaktı. Kardeşlerin hepsi de devletin geleceğini düşünüyordu ve bunun için birbirlerini bile devlet uğruna feda ettiler. Ne büyük bir sevgi ki devleti kardeşlerine tercih ettiler. Fakat şimdiki kendini bilmezler bunu bir katliam gibi yorumluyor ve ceddinin kemiklerini sızlatıyor.

Taht mücadelesinin sonunda Mehmet Çelebi sahipsiz kalan aslanın sahibi oldu ve ülkede ilk olarak iç huzuru sağlamaya çalıştı.

Karamanoğulları ve Aydınoğulları beylikleri Osmanlı ve Germiyan topraklarına saldırmışlardı. Osmanlının otoritesini göstermesi için Karamanoğlu Okumaya devam et

Haziran 5, 2007 Posted by | Arşiv, Diğer, Genel, tarih, Türkçe, Turkiye | Yorum bırakın

►► “İskipli Atıf Hoca”.. “Kelebekler Sonsuza Uçar” video

İskilipli Atıf Hoca:
Devrimlerin yapıldığı zamanlarda, şapka kanunu çıkmadan önce yazıp piyasaya sürdüğü kitap yüzünden idam edilen büyük alim. İstiklal Mahkemelerinde yapılan zulümler… ve Kel Ali.

1:
2: Okumaya devam et

Haziran 5, 2007 Posted by | Arşiv, Diğer, Film, Genel, islam, Kitap, Medyatik, Movie, Multimedia, Tanıtım, tarih, Türkçe, Turkiye, Video, Yorumsuz | 1 Yorum

Fatih gerçekten zehirlenmiş miydi?

Geçtiğimiz hafta Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü Prof. Dr. İlber Ortaylı zehirlenme iddialarının doğru olabileceğini savunmuştu. Tarihçi Mustafa Armağan kaynaklara bir göz attı:

Mustafa Armağan‘ın haberi

29 Mayıs yaklaştı mı, teyakkuzdayımdır. ‘Fatih içki içer miydi?’ yahut ‘İstanbul’un fethinde tüfek kullanılmış mıydı?’ yollu ciddi tartışmaları siz de hatırlayacaksınız.

Bu yıl da beklentim boşa çıkmadı ve Fatih’in zehirlenerek öldüğü iddiası gazetemizdeki yerini aldı.

Haberde, Türkiye’de tarih denilince akla geliveren birkaç isimden biri olan İlber Ortaylı’nın, Bükreş’teki bir bilimsel toplantıda “Evet, Fatih Sultan Mehmet, yönü belli olmayan bir sefere çıkarken zehirlenerek öldürülmüştür. Tarihî veriler bu seferin İtalya üzerine olduğunu gösteriyor ve İtalyanlar o dönemde zehir konusunda çok uzmanlaşmış bir milletti. Fatih Sultan Mehmet’in hastalığı vardı; ama o hastalıktan ölmedi, zehirlenerek öldü.” dediği kaydediliyordu (Zaman, 31 Mayıs 2007)

Haber üzerine kendisiyle telefonda görüştüğüm Osmanlı tarihçiliğinin yaşayan en büyük otoritesi Halil İnalcık Hoca, elimizde kesin deliller olmadığı için zehirlenme tezinin ancak bir ihtimal olarak ileri sürülebileceğini; ancak yok da sayılamayacağını belirtti. Böylesine bilgi boşluklarıyla dolu bir konuda kesin bir hükme varmanın doğru olmadığını, tarihçinin bütün ihtimalleri hesaba katması ve her zaman bir ihtiyat payı bırakması gerektiğini vurguladı. Okumaya devam et

Haziran 3, 2007 Posted by | Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Osmanlı, Son Dakika, Suikast, tarih, Türkçe, Turkiye | Yorum bırakın

Şeyh Şamil Kimdir?

resimleri

İmam Şamil 1797 yılında Dağıstan’ın Gimri köyünde dünyaya geldi. Babası bölgenin yerli halklarından Avar Türklerine mensup Dengau Muhammed’dir. 15 yaşında iken at binerek kılıç kuşandı. 20 yaşına geldiğinde iki metreyi aşan boyu ile atlama, ateş etme, güreş, koşu, kılıç gibi spor dallarında üstün yetenek sahibi olmuştu.

Öğrenimine bilgin Said Harekani’nin yanında başladı. Daha sonra kayınpederi olan Nakşibendi Şeyhi Cemaleddin Gazi Kumuki’nin öğrencisi oldu. Kendinden önce İmamet makamında bulunan Gazi Muhammed ve Hamzat Beg’in müşavirliğini yaptı. Son derece sade ve kanaatkar bir hayatı vardı.

İmam Şamil, muhtelif zamanlarda beş defa evlenmiş ve bu izdivaçların bazıları dini ve siyasi sebeplerle olmuştu. Şamil’in Fatimat, Cevheret, Zahidet, Emine ve Şovanat ismindeki zevcelerinden Ahmed Cemaleddin, Muhammed Gazi, Muhammed Sa Okumaya devam et

Haziran 3, 2007 Posted by | Çeçenistan, Önemli Kişiler, Diğer, Güncel, Genel, Kim Kimdir?, Klip, tarih, Türkçe, Video | 1 Yorum

“Başörtüsü yasağı” tarihçesi

1950’lerde daha net bir ifade kazandığı görülen öze dönüşün ülkemizde gözle görünen en önemli sonucu 1960’larla birlikte kadınlardaki örtünme eğiliminin giderek artış göstermesidir. 1960 yılından itibaren üniversitelerde görülmeye başlanan başörtülü öğrencilerin sayılarının giderek artması buna paralel bir gelişmedir.
Bu sayısal artışın diğer bir nedeni ise özellikle 1950’den sonra uygulanan ekonomik politikalara bağlı olarak kırsal kesimdeki insanların yoğun olarak kentlere göç etmeleri ve okuma yazma bilen kadın oranının hızla artmasıdır- bu artan oran içinde başörtülü kadınların da hesaba katılması gerektiği açıktır. Başörtülü öğrencilerin yükseköğretim kurumlarında görülmeye başlandığı bu yıllardan itibaren başörtüsü yasakları da gündeme gelmeye başlamıştır.
12 Eylül öncesi yasaklar
İnönü dönemi, dini alana yönelik sınırlamalarla ve dindarlara yöneltilen akıl almaz baskılarla hafızalara kazınmıştır. Milli Şef’in döneminde idarenin ve hükümetin faaliyetlerine karşı en ufak bir tenkit yapılamıyordu. Göstermelik seçimleri, basın ve yayın organları üzerindeki sıkı denetimi, din, dil ve eğitim gibi alanlarda halka rağmenci ve dayatmacı icraatlarıyla bu yönetim, 1950’ye doğru halkta giderek somutlaşan bir muhalefeti kaçınılmaz kılmıştı.
Türk toplumu da geleneksel düzenin köklü ve kapalı bağlılığından, serbest hareket eden ve devlet idaresine katılan modern topluma geçiş dönemine girmiştir. Şehirleşmenin artması, ulaşım kolaylıkları, okur-yazar oranındaki artış bu geçişi hızlandıran unsurlar olmuştur.
CHP’deki değişim sinyalleri
İç politikanın değişen şartları ve dengesi, halkın gösterdiği belirgin tepki 1945 yılına doğru CHP’nin dini konulardaki tutumunu yeniden gözden geçirmesini zorunlu kılmıştır. Bunların sonucunda 1945 yılında iktidar partisi içinde ilk kez dini problemler etrafında bir tartışma yaşanmıştır. Sonuç olarak Halk Partisi Divanı, dini taleplerin yerine getirilmesinin Cumhuriyetin “vicdan hürriyeti ve laiklik prensiplerinin” zedelenmemesi şartıyla mümkün olabileceğine karar vermiştir. Bunu takiben, 1947 Temmuzu’nda “Özel Din Öğrenimi Ana Hatları” kabul edilmiş ve bir bildiriyle halka duyurulmuştur. Böylece Demokrat Parti iktidarına giden yolda tek parti yönetimi göreli de olsa halkın dini duyarlılığına karşı yumuşama sinyalleri vermiştir. Bu yumuşamada ülkede yükselen dini canlanmaya karşı siyasal bir oportünizmin etkisi vardır.
DP’nin fonksiyonu
7 Ocak 1946’da Demokrat Parti’nin kurulmasıyla Türkiye yeni bir döneme girmiştir. DP 1950 yılında tek partili dönemin icraatlarına yönelttiği popülist sorgulama sonucu geniş kapsamlı bir koalisyonun(2) desteğini kazanarak ezici bir çoğunlukla meclise girdi.
Demokrat Parti 1950 seçimlerindeki başarısını büyük ölçüde dinsel duyarlılıkları örselenmiş kitlelerin nabzını iyi tutmuş olmaya borçluydu. Denilebilir ki, DP belli bir esneklikle yaklaştığı Müslüman kitleyi belli k Okumaya devam et

Haziran 3, 2007 Posted by | Araştırma, Arşiv, Başörtüsü, Diğer, Dosya, Güncel, Genel, tarih, Türkçe, Turkiye, Yaşam | 16 Yorum

İşte Adolf Hitler’in ilginç oy pusulası

Hitler’in 1938’de yaptığı seçimde kulla-nılan oy pusulası ortaya çıktı. Seçmen pusulanın şeklinden nasıl oy kullanması gerektiğini anlamış olmalı ki sonuç yüzde 99.73 evet çıkmış.

NAZİ diktatörü Adolf Hitler’in 10 Nisan 1938’de yaptığı seçimde kullanılan oy pusulası oldukça ilgi çekici. Oy pusulasında ‘Avusturya’nın Alman İmparatorluğu ile tekrar birleşmesini ve liderimiz Adolf Hitler’in partisine oy vermeyi kabul ediyor musun?’ diye soruluyor.

Oy pusulasında ‘Evet’ yuvarlağı ortada ve büyükçe, ‘Hayır’ yuvarlağı ise kenarda ve daha küçükçe yer alıyor.

Seçmen ise bu oy pusulasının şeklinden nasıl oy kullanması gerektiğini anlamış olmalı ki bu seçimin sonucunda yüzde 99.73’lik bir oranla ‘Evet’ oyu çıkmış. Okumaya devam et

Haziran 2, 2007 Posted by | Araştırma, Diğer, Güncel, Genel, Haberler, Siyaset, tarih, Türkçe | Yorum bırakın

PASSION (yahudiler’in VE ROMALILARIN isa’YA ZULMÜ)

Haziran 2, 2007 Posted by | Araştırma, belgesel, Diğer, Filistin, Genel, israel, Siyonizm, tarih, Türkçe, Video, Yahudiler, İsrail | Yorum bırakın