VaTaN

► "Mahzenden Göklere" ◄

Almanya’dan 1. sınıf devlet nişanı alan Aydın Doğan’a Türkiye’de vergi kaçakçılığı cezası

Başlık uzun olduğu kadar aslında konumuz da oldukça uzun. Eskiden siyah beyaz televizyonun ve renksiz gazetelerden izlediğim 12 Eylül sonrası haberlerden aklımda kalan tek bir izlenim var: “Türkiye’de kaçak olanlar Avrupa ülkelerinde saklanıyorlar”.

Bugün neyin gerçek olup olmadığını henüz bilmiyoruz. Ama bildiğimiz bir gerçek var ki Aydın Doğan’a Almanya’nın bakışı Türkiye’den oldukça farklı. O ülkede birinci sınıf devlet nişanı verilen Aydın Doğan Türkiye’de daha eskisi bitmeden yeni bir vergi kaçakçılığı cezası ile karşı karşıya kalmıştır. Okumaya devam et

Reklamlar

Eylül 9, 2009 Posted by | Dünya, Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Köse Yazilari, Köşe yazısı, Son Dakika, Türkçe, Turkiye, Yazarlar | , , , , | 4 Yorum

İftarda Yahya Kemal yalnızlığı

Güneşin son ışıkları Boğaz’da kaybolmaya başladı, hafif serinlikle birlikte akşamın gölgesi iyice belirginleşmeye başladı. Bir zamanlar Nurbaba Tekke’sinin bulunduğu sokağı da geçince hala ayakta kalan ahşap binaların arasından geçerek Kısıklı’yı aşmış olacağım.

Yahya Kemalin bu tekkede Yakup Kadri’nin davetiyle gelip yaşadığı macerayı her geçtiğimde hatırlarım. Kilolu bedeniyle diz çökmekten sıkılan şairin iftardan sonra herkesin Okumaya devam et

Eylül 5, 2009 Posted by | camiler, Diyanet, Diğer, Güncel, Genel, Haber, Haberler, ibadet, Türkçe, Yazarlar | , , , , , , , | Yorum bırakın

Yusuf Kaplan ve İsmail Kılıçarslan’ı saygıyla anmalıyız

Size uzun bir hikaye anlatacağım. Bu benim hikayem. Bu sizin hikayeniz. Ve bu, sizin eseriniz. Anlayan istediğini anlasın. İlgisizmiş gibi gözüken konular bir fotoğrafı netleme çabasıdır. Anlatım kusurlarımız şimdiden affedilsin…

* Okumaya devam et

Eylül 3, 2009 Posted by | Diğer, Gazete, Genel, Haberler, Köse Yazilari, Türkçe, Yazarlar, Yazilar | , , , | Yorum bırakın

Yenişafak’ta SKANDAL köşe yazısı

Yenişafak yazarı Mehmet Gündem, bugün “Skandal” ismini verdiği köşe yazısında, Elazığ’da teğmenin tüyler ürperten cezası sonucu şehit olan askerlerin hesabını Genekurmay Başkanı Başbuğ’a sordu.

17 Ağustos 2009 pazartesi günü öğleden sonra acı bir haber düştü ajanslara. “Elazığ’da el bombası kazası: Dört şehit”

Devamı bir paragraflık, rutin bir durum gibi… “Elazığ’ın Karakoçan İlçesi Koçyiğitler Piyade Taburu’nda vatani görevini yapan bir as Okumaya devam et

Ağustos 30, 2009 Posted by | Askeriye, Gazete, Skandal, Yazarlar, Yazilar | , | Yorum bırakın

Çilesini çekmediğimiz şey bizim değildir!..

İnsan makine alır, kendisi için çalıştırır, araba alır gideceği yere ulaşmak için; Allah da kullarını yaratmış, kendisine itaat etsin diye… Bir insan sahip olduğu şeyden ne isterse, efendisi kölesinden nasıl bir itaat beklerse, Allah da kulundan bunu bekler.

Kâinattaki her şey Allah’a itaat eder. Toprak zerre zerre Allah’ın emrinde. Yıldızlar ve gezegenler Allah’ın emrinde ki, o çok büyük şeyler, hızla hareket ettikleri hâlde çarpışmıyor! Gökte yıldızlara, toprakta köklere, suda balıklara, vücudumuzda hücrelere hükmeden Allah’tır. Her şey Allah’ın emrindedir!

Elhamdülillah, Allah bizi insan yaratmış, İslamiyet’le şereflendirmiş. Okumaya devam et

Ağustos 30, 2009 Posted by | Diğer, Güncel, Genel, islam, Köse Yazilari, Köşe yazısı, Ramazan, Türkçe, Yazarlar, Yazilar | , | Yorum bırakın

Camiye giden insan sayısı artıyor mu?

Bugünlerde Ahmet Hakan’la birlikte Umre’ye gitmeye hazırlanan Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök camiye giden sayısını merak etmiş ve il il araştırmış.

Ertuğrul Özkök Hürriyet’teki köşesinde bugün “Camiye giden insan sayısı artıyor mu” sorusunun cevabını yazdı. Bu soruyu merak eden Özkök, üzerine bir de araştırma istemiş. İşte ortaya çıkan sonuç..

Okumaya devam et

Ağustos 29, 2009 Posted by | Diyanet, Diğer, Gazete, Güncel, Genel, Haberler, islam, Türkçe, Yazarlar | , , , | 1 Yorum

Hakan Albayrak yine affetmedi

Yeni Şafak Gazetesi’nin genç ve sivridilli yazarı Hakan Albayrak, mayın yasası sırasındaki tepkisiyle herkesin dikkatini çekmişti. Şimdi ise AK Parti’yi bakın ne ile suçladı..

Başbuğ’a katılamazsınız!

Ulus-devlet ve üniter-devlet yapısının nerede başlayıp nerede bittiğini, bunlara neyin zarar verip neyin zarar vermeyeceğini Genelkurmay Başkanı mi tayin edecek?

Kültürel farklılıkların siyasi temsil aracı olup olmaması, Genelkurmay Başkanı’nın karar vereceği bir husus mudur? Okumaya devam et

Ağustos 29, 2009 Posted by | Diğer, Güncel, Genel, Haberler, Siyaset, Son Dakika, Türkçe, Yazarlar, Yazilar | | Yorum bırakın

Askerin namaz çağrısı batıya yapılsa

Genelkurmay’ın Doğu ve Güneydoğu’daki askerlere yönelik ‘Bayram namazına gidin’ çağrısını ele alan Ahmet Taşgetiren bu çağrıyı tartışmaya açtı.

İşte Taşgetiren’in yazısı:

Küçük büyük şeyler

Genelkurmay, Doğu-Güneydoğu’daki askerlere ‘Bayram namazına gidin’ çağrısı yapmış. Benzer bir tavsiye, tüm subaylara gönderilse, halk Cuma’da haki renkli giysilerle yanyana durabildiğini gözlese, Türkiye’de, toplumsal iklim çok değişecektir.

Küçük şeyleri çözemediğimiz için büyük sıkıntılar yaşıyoruz.

Cumhurbaşkanı Gül’ün oğlu Mehmet Emre Gül, iki yıl kadar önce okuduğu TED Koleji’nde müdire Melike Toklucu’ya “Sizden bir ricam olabilir mi?” diye başlayarak şunları söylemiş:

“Acaba, bana okulda ibadetimi yerine getirebileceğim bir yer tahsis edebilir misiniz?”

Müdire Melike Hanım’ın cevabı şu olmuş: Okumaya devam et

Ağustos 20, 2008 Posted by | Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Son Dakika, Türkçe, Turkiye, Yazarlar, Yazilar | 1 Yorum

Gündemi yakala

Ağustos 17, 2007 Posted by | 18+, Abd, Africa, Afrika, Ahlak, Aile, Al Jazeera, amatör çekim, America, Amerika, Animasyon, Anket, Araba, Arabic, Arapça, Araştırma, Armenia, Arşiv, Askeriye, Asrı saadet, Astronomi, Avrupa, Ayet, Çanakkale, Çeçenistan, Çizgi Film, Çocuk, Önder, Önemli Günler, Önemli Kişiler, Örgütler, Öğrenci, Üç aylar, Ümmet, Üniversiteler, Basın Açıklamaları, Başörtüsü, Bağlantılarımız, Belediyeler, belgesel, Belkiler, Bilgi, Bilgisayar, Bilim, Bilişim, Biyografi, Blog, Blogroll, BM, Boykot, Burs, Cep Telefonu, Chechen, China, Christianty, Cms, Comedy, Data processing, Dünya, Dünyadan Tepkiler, Deneme, Deneyler, Deprem, Dergi, Derin Devlet, Dernekler, Dersler, Design, Deutsche, Dini yazılar, Dinlemeye Değer Mp3ler, Direniş Örgütleri, Diyanet, Diziler, Diğer, Dosya, Download, Dua, Duyurular, Edebiyat, Ekonomi, Enerji, England, English, Ermeni Soykırımı, Etkinlikler, Europe, Evrim, ezgi, Eğitim, Eğlence, Felsefe, Filistin, Film, Fon müziği, Fotoğraf, Fotoğraf Arşivi, Fragman, French, fUTBOL, Fıkra, Gazete, Güncel, Gündem, Güvenlik (Security), Güzel Sözler, Gençlik, Genel, General, Genocide, Gerekli Programlar, Gezi, Gizli Çekim, Grafik, Haberler, Hack, Hadis, Hastalıklar, Hatim, Hayata dair..., Hayvanlar, Hikaye, History, Hristiyanlar, Hukuk, ibadet, IHH, ilahi, ilginç, ilim, Images, India, Internet, Irak, Iran, Iraq, islam, israel, Istatistic, istihbarat, itiraf, Japan, Kadın, Kamera Arkası, Kampanya, Kandil, Karakutu, Karikatür, Köse Yazilari, Köşe yazısı, Kültür, Kemalizm, Kilise, Kim Kimdir?, Kimlik, kisa film, Kitap, Kitaplar, Kişisel gelişim, Klip, Komik, Komik Resimler, Konferans, Konser, Korku, KPSS, Kudüs Davamız, Kuran - Quran, Laiklik, Lisans eğitimi, Makale, Marka, Masaüstü, Masonlar, Müzik, Medya, Medyatik, Memurlar, Mescid-i Aksa, Mesnevi, Metalurji, Middle East, Misyonerler, MiT, Mobil (Cep / PDA), Moda, Movie, Mp3, Multimedia, Music, Namaz, Nasheed, Ne Nedir?, News, Nuclear Energy, Ofis Programları, OKS, Ortadoğu, Osmanlı, OSYM, Otomobil, Oyun, Palestina, Pc, Pkk, Program, Programlar, Psikolog, Psikoloji, radyo, Reklamlar, Religion, Resimler, Romantik, Roportaj, Russian, Sahsî, sanat, Savaş, Sağlık, Science, Seçim, Sendika, Ses Kasetleri, Silah, Sinema, Siyaset, Siyasetçiler, Siyonizm, SoHBeT, Son Dakika, Soru / Cevap, Spanish, Spor, Sport, Stand up, Suikast, Syria, Tanıtım, tarih, Tartışma, Tatil, Türkçe, Türkçe Program, Türküler, Türkce Klipler, TBMM, Tebessüm, Teknoloji, Teknoloji kitaplığı, Telefon, Televizyon, Terör, Terror, Tesettür, Tiyatro, Travel, Turizm, Turkey, Turkiye, TV, Tv Programları, Tv Show, UK, Usa, Video, Wallpaper, War, Web, Web Master Kaynakları, Web Tasarım, Wordpress, World, Yahudiler, Yahudilik, Yardım, Yardımlaşma, Yazarlar, Yazilar, Yaşam, Yök, Yemek Tarifi, Yorumsuz, Zeka oyunları, Zionism, Şarkı sözleri, şiir, İmam Hatip Liseleri, İnanç, İndir, İnsan, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, İnternet Araçları, İrtica, İsrail, İş adamları | 6 Yorum

Çölaşan’ın görevine son verildi

Uzun yıllardır Hürriyet gazetesinde köşe yazarlığı yapan Emin Çölaşan’ın gazetedeki görevine son verildiği öğrenildi.

ANKA’nın edindiği bilgiye göre yaklaşık 20 yıldır Hürriyet gazetesinde köşe yazarlığı yapan Çölaşan’ın gazetedeki yazarlık görevine son verildiği bildirildi. Çölaşan, tatilde bulunması gerekçesiyle yazılarına ara vermişti.

Çölaşan’ın, geçen ilkbahar aylarında Cumhurbaşkanı seçim süreciyle ilgili yazıları nedeniyle Gazete yönetimiyle anlaşmazlık yaşadığı birkaç k Okumaya devam et

Ağustos 14, 2007 Posted by | Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Siyaset, Son Dakika, Tartışma, Türkçe, Turkiye, Yazarlar | 1 Yorum

‘Bidon Kafa’ya sert cevap: Dangalak

“Hür iradesini sandığa yansıtan halkın yüzde 47’sine “bidon kafa” diyebilen “büyük yazar”a benim de “dangalak” dememde herhalde bir sakınca yoktur!”

Hadi Özışık’ın yazısı

Dangalak!

Hür iradesini sandığa yansıtan halkın yüzde 47’sine “bidon kafa” diyebilen “büyük yazar”a benim de “dangalak” dememde herhalde bir sakınca yoktur!

İyi bilirdim o “dangalak”ı eskiden…

Saygı da duyardım…

Zekasına hayrandım çünkü…

Ne zaman ki biraz palazlandı, kıçı başı oynamaya başladı. TMSF’nin evinde küfürü marifet saydı. Üstelik bunu yaparken, dokunulmazlık zırhına büründü. Uyarıldı defalarca, işsiz kaldığı günler hatırlatıldı. Olmadı, o küfür etmeye devam etti.

Hala ediyor!

Hem de halka…

“Bidon kafa!”

Halkın “yarım ekmek arası köfteye Okumaya devam et

Ağustos 14, 2007 Posted by | Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Seçim, Siyaset, Son Dakika, Türkçe, Turkiye, Yazarlar | 6 Yorum

Emin Çölaşan, “Vay, vay, vay!…”

Çölaşan gizledi, biz adını açıklıyoruz

Çölaşan gizledi, biz adını açıklıyoruz

Emin Çölaşan bugün Müslümanlar adına işleyen bir terbiyesizliği göz önüne serdi ama bir terör örgütünü ‘İslamcı kesim’ olarak niteleyip adlarını gizlemeyi tercih etti.

 

Emin Çölaşan, “Vay, vay, vay!…” başlıklı bugünkü köşe yazısında İstanbul’da yayınlanan sözüm ona “İslamcı bir dergide” yer alan  bir terbiyesizliği gözler önüne serdi.

Çölaşan’ın yazısı şu ifadelerle başlıyordu:

“Elimde İstanbul’da haftalık yayınlanan bir İslamcı dergi var. Seçim sonrasındaki iki ayrı kapağını burada görüyorsunuz. İlkinde Anıtkabir’e kilit vurulmuş ve altı ok, Atatürk’ün mezarından ceset halinde çıkarılıyor.

Bir sonraki kapakta ise altı ok şöyle tanımlanıyor: (Aslında Cumhuriyet rejimine küfrediliyor!)” diyen Emin Çölaşan, dergide yer alan tüm hakaretleri olduğu gibi köşesine taşıdı.

Biz Haber7.com olarak bu denli rezil bir ya Okumaya devam et

Ağustos 14, 2007 Posted by | Diğer, Gazete, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Köse Yazilari, Son Dakika, Türkçe, Turkiye, Yazarlar | 9 Yorum

Nazım Hikmet ve Bediüzzaman’ın mezarları..

“Atatürk düşmanı Nazım Hikmet’in mezarını Türkiye’ye taşımak için yıllardan beri büyük gayret sarf edenler, niçin İstiklâl Mahkemeleri mağdurlarının…”

Mehmet Şevket Eygi’nin yazısı

Bediüzzaman’ın, Seyyid Rıza’nın, Âtıf Efendi’nin Kabirleri

YASSIADA Mahkemesi âdil bir mahkeme değildi. Başbakan Adnan Menderes’in, iki bakanının idam edilmeleri cinayet; cumhurbaşkanının, iktidar partisi mensuplarının ağır cezalara çarptırılmaları zulümdü. Aradan uzun yıllar geçtikten sonra, İmralı adasında bir çukura gömülmüş olan Menderes’in cesedi çıkartıldı ve büyük törenle İstanbul’da Topkapı’da yapılmış olan türbeye gömüldü.

İstiklâl Mahkemeleri de âdil mahkemeler değildi. Karakuşî kararlarla binlerce din alimi, tarikat şeyhi, aydın, gazeteci, aşiret reisi, yazar idam edilmiştir.

İskilipli Atıf Efendi bunlardan biridir.

Aradan bu kadar zaman geçtikten sonra, bu kişilerin mezarları açılmalı, cesetleri yakınlarına verilmeli ve onlar üzerinde yazılı taş bulunan kabirlere konulmalıdır.

Bunu yapmak bir insanlık borcudur.

Bu gibi konularda zamanaşımı geçerli değildir. Okumaya devam et

Ağustos 10, 2007 Posted by | Araştırma, Arşiv, Diğer, Gazete, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Son Dakika, Türkçe, Turkiye, Yazarlar | 2 Yorum

Washington rejimi bir diktatörlüktür

ABD’li Müslümanlar seçimlerde genellikle Demokratik Parti’li adayları desteklerdi. 2000 yılında bu gelenek bozuldu.

Yeni Şafak’ı eskiden beri takip eden okuyucularımız hatırlayacaktır; 1995-96 yıllarında gazetemizin arka sayfasında American Muslims For Jerusalem (Kudüs Davası’na Sahip Çıkan Amerikalı Müslümanlar) diye bir sivil inisiyatif grubunun faaliyetlerinden sıkça bahsederdik.

Bu grup, bütün Müslümanları, uluslararası hukuka aykırı olarak Batı Şeria’da kurulan bir Yahudi yerleşim biriminde şube açtığı için Burger King’i boykot etmeye çağırmıştı.

Kampanya çok başarılı oldu. Okumaya devam et

Ağustos 7, 2007 Posted by | Abd, Amerika, Dünya, Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Siyaset, Son Dakika, Türkçe, Turkiye, Yazarlar | Yorum bırakın

Bombalar

Aklıma hep o eski fıkra geliyor.
Adam tren makasçısı olmak için sınava girmiş.
Sormuşlar:
– Karşılıklı iki tren aynı hatta hızla birbirine doğru gidiyor…
Ne yaparsın?

– Makası değiştiririm.
– Makas kilitlenmişse ne yaparsın?
– Manivelayla kilidi açmaya çalışırım.
– Kilit açılmıyorsa?
– Bizim hanımı çağırırım.
– Niye?
– Kazayı o da seyretsin diye.

Sanırım “hanımı” çağırma vakti yaklaşıyor.

Kazanın geldiğini görüyoruz ama ne makası değiştirebiliyoruz, ne kilidi açabiliyoruz.

Bir büyük şehirde bombanın p Okumaya devam et

Ağustos 2, 2007 Posted by | Diğer, Genel, Haberler, Köse Yazilari, Köşe yazısı, Türkçe, Turkiye, Yazarlar, Yazilar | Yorum bırakın

Kemalizm “tabu” ya da “dogma” mıdır?

Malum; son günlerin en sıcak tartışma konusu AKP’den milletvekili seçilen hukukçu milletvekili Prof. Dr. Zafer Üskül’ün açıklamaları…

Prof. Üskül özetle; “Anayasa ideolojilerden uzak, tüm kesimlere eşit mesafede, yani renksiz olmalı. Kemalizm de bir ideoloji olduğuna göre bu ideoloji anayasadan ayıklanmalı.”

Evet, özetle –mealen- bu görüşü dile getiriyor Sayın Üskül.

Bir anda tepkiler gecikmiyor.. Zira genelde “Kemalist” özelde AKP karşıtları, mal bulmuş mağribi gibi atlıyorlar olaya ve bunun “devletin temeline dinamit” koyma anlamına geldiğini dillendiriyorlar çok geçmeden. İşin ilginci Üskül’e bu eleştirileri yapanların tamamına yakınının dinlere de “dogma” yani “değiştirilemez” ilkesi taşıdığı için acımasız eleştirileri yapanların olması.

Aynı çevreler bu kez de “Atatürkçülüğü ve Kemalizm’i” adeta bir “dogma” gibi algılamış olacaklar ki, dokunulmasına, tartışılmasına bile tahammül edemiyorlar. Zafer Üskül’e gösterilen tepkilerden “Kemalizm bir dogma ya da tabu mudur?” sorusu ister istemez ortaya çıkıyor. Zira, kendilerini “çağdaş” “ilerici” olarak da tanımlayan bu çevrelerin, 80 yıl önce ortaya konmuş ilke ve inkılapları eleştiriyi kabullenememeleri nasıl izah edilebilir.

Türkiye bunu da tartışmalı, gerekirse değiştirmeli, gerekirse de, eğer halkın refahına, düşünce özgürlüğüne “ayak bağlılığı” yapıyorsa bundan kurtulmanın yolları aranmalıdır. Hiçbir ideoloji din ve düşünce, insanlığın mutluluğu önünde engel teşkil etmemeli. Eğer zamanını tamamladığı ve özgürlükleri tıkadığı halde, ya da bazı insanlara baskı, bazı kesimlere de iktidar aracı olarak kullanılıyorsa, te Okumaya devam et

Ağustos 2, 2007 Posted by | Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Son Dakika, Tartışma, Türkçe, Turkiye, Yazarlar, Yazilar | Yorum bırakın

Eygi’den İslâm temsilcilerine tavsiye

“Birincisi: Lütfen şişmanlamayın. Rastgele, kendi halinde insanlar olsanız fazla bir şey demeyeceğim ama sizler temsilci durumundasınız veya kendinizi öyle görüyorsunuz…”

Mehmet Şevket Eygi’nin yazısı

İslâm Temsilcilerine Oniki Tavsiye

Temsilci Müslümanlara, haddimi aşarak bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum:

Birincisi: Lütfen şişmanlamayın. Rastgele, kendi halinde insanlar olsanız fazla bir şey demeyeceğim ama sizler temsilci durumundasınız veya kendinizi öyle görüyorsunuz, aşırı miktarda tıkınarak semiz, tombul olmaya hakkınız yoktur. İslâm dini az yemeyi, yemek için değil yaşamak için yemeyi, dengeli beslenmeyi emr ediyor. Peygamber ve İslâm büyükleri öyle yapmışlar, (Yapısı şişman olanlar için bir dediğim yoktur…)

İkincisi: Henüz bilmiyorsanız acilen okuma yazma öğreniniz. Bu milletin, bu ülkenin, bu devletin 1000 yıldan fazla bir müddet kullanmış olduğu yazıyı, onunla meydana getirilmiş kitapları okuyamıyorsanız, sizin için bu cahillik çok ayıp olmaz mı?

Üçüncüsü: Lütfen kitaba, kültüre, sanata çok ama çok değer veriniz, Evinizin, büronuzun en görünür yerinde kütüphane dolaplarınız, binlerce kitabınız olsun. Her gün en az bir saat faydalı, değerli, kalıcı kitaplar okuyunuz.

Dördüncüsü: Evinizin salonu son derece güzel tefriş (dekore) edilmiş olmalıdır. Tavanlarda ahşap oymalı, nakışlı tavan göbekleri… Son derece zarif ve sanatlı avizeler… Duvarlarda hüsn-i hatlar, yerlerde kök boyalı el dokuması halılar… Zarif mobilyalar, bir köşede Osmanlı işi bir sedir. Kenarda tunçtan bir Süleymaniye mangalı… Masif büfe ve vitrinlerde opalin, çini, porselen, cam eşya… Nefis orijinal yağlı boya resimler, gravürler…

Beşincisi: Marka fetişizmine sapmamak şartıyla zarif ve sade giyininiz. Saçma sapan alaca bulaca, rengarenk kılıklara girmeyiniz. Bir toplulukta sadeliğiniz ve şıklığınız ile hemen dikkat çekiniz. Bunun için büyük paralar harcamak gerekmez.

Altıncısı: Kucaklayıcı olunuz; tarikatçı, cemaatçi, partici, klikçi olmayınız. Siz Türkiye’yi ve Müslümanlığı temsil ediyorsunuz. Öncelikle bütüncü olunuz.

Yedincisi: İyi insan, iyi vatandaş olunuz. Olamıyorsanız İslâm temsilciliğinden istifa ediniz.

Sekizincisi: Kesinlikle yalakalık, meddahlık, dalkavukluk, pohpohçuluk, yağcılık yapmayınız. Bağlı olduğunuz şeyhi bile övmeyiniz. Zaten o zat gerçek bir şeyh ise övgülerinize ihtiyacı yoktur ve övülmeyi istemez. Okumaya devam et

Ağustos 2, 2007 Posted by | Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, islam, Son Dakika, Türkçe, Turkiye, Yazarlar | Yorum bırakın

Erbakan eleştirisine çok sert cevap!

“Bu kişilerin temel derdi güçtür. Güç fetişizmiyle maluldürler. Güç neredeyse oraya meyleder, güç sahipleri adına düşman icâd edip onun paçalarına yapışırlar…”
Hasanali Yıldırım Diye Birinin Hezeyanı

Ahmet N. Güvener’in yazısı

Yetenekleriyle ihtirasları arasında muvazene (denge) bulunmayan insanların önünde üç yol vardır. Ya o tutkulardan vaz geçerler, ki arzu edilen budur. Ya türlü dümenlerle üç kağıtlara girişirler. Ya da alemin gözünde maskara olurlar. Bunlardan çoktur etrafınızda. Üç kağıtla soytarılık arasında gidip gelirler. Üç kağıtlarının tuttuğu yerlerde post serer, numaraları yâhut nefeslerinin bir işe yetmeyeceği anlaşılınca yeni yurtlar, yeni köşeler tutarlar. Eski yurtlarında arkalarından, “Aman boş ver, soytarının tekiydi. Anladığı bir halt da yoktu.” denildiğine aldırmadan çeker giderler.

Bu türlerin bir noktadan sonra ihtiraslarını yetenekleriyle karşılayamamaktan kaynaklanan marazî bir bulaşıklığa düştükleri de sık rastlanan bir durumdur. Ağızlarında belledikleri üç beş laf, ellerinde eski başarısız günlerden kalma bir iki numara bulaşacak, kara çalacak birilerini arar dururlar. Maksat nam yürüsün, ad bilinsin, şan edinilsin. Allahım, böylelerinin şerrinden ve bulaşıklığından cümle ehl-i İslâmı koru! Amin!

Ama Türkçemizin o güzel sözü ne der bilirsiniz: çamura taş atma, üstüne sıçrar. Peki ya çamur size, siz ona taş atmadan sıçrarsa ne yaparsınız. Çukur derinse, ki yazıya konu olan Hasan Ali Yıldırım’ı düşünecek olursak çukur epey derine benziyor, o çukura basarsınız taşı. Doldurur geçersiniz. Dolmayacak çukur yoktur, yeter ki sizde gayret olsun.

Hasan Ali Yıldırım kimdir, diyeceksiniz. Eski ve başarısız bir müteşair (şaircik), satmayan kitaplar yazarı ve Renkli nam dergide kaptığı köşeden Erbakan’a ağız dolusu çemkirmiş bir ayrıntı şahsiyet. Bu ayrıntı şahsiyet Renkli adlı dergide Erbakan’ı şarlatanlıkla suçlamış ve 22 Temmuz’da defterinin dürüldüğünü söylemiş. Ben bu adamın adını hayatımda bir kez duydum. O da bir kitapçıda. Kitapçı arkadaşlardan birisi bir gün, elinde tuhaf kapaklı bir kitap uzattı. “Hayırdır” dedim. Gülerek “Hediyem olsun” dedi. Sebebini sordum. Durup dururken bana kitap hediye etmesine şaşırmıştım. Anlattı. Meğerse bu müteşairin kitabını basmışlar, fakat elde kalmış. Türk okuru ne mutlu ki, yazarın sahtesiyle “kolpa”sını ayırt edecek durumda. Budur. Hasan Ali Yıldırım adını bütün duyuşum budur. Kimdir bu herif-i nâ-şerif diye baktım ve gördüm ki şiirimsiler de karalarmış, gözüne kestirdiği kimselere bulaşmak dışında. Bakın bu müteşairin muhteşe Okumaya devam et

Ağustos 2, 2007 Posted by | Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Siyaset, Siyasetçiler, Son Dakika, Tartışma, Türkçe, Turkiye, Yazarlar | 1 Yorum

The Secret’in önerilerine cevaplar!

Muhammed Bozdağ, bilimsel olguları İslami bakışla yorumlayan eserleriyle çok satan yazarlar arasında. Bozdağ, satış çılğınlığı doğuran The Secret’i safsata olarak nitelendirdi

The Secret'in önerilerine cevaplar!

Dr. Muhammed Bozdağ‘ın eleştiri yazısı

Modern safsata: Secret ya da çekim yasası

Bir süredir çok satanlar gurubundan bir kitap üzerine sorulara muhatap oluyorum. Okuyucularımız ve dostlarımız sıklıkla, bu kitaplar hakkında ne düşündüğümü soruyorlar. Bu tür sorulara tek tek cevap vermekten yoruldum, kitabı almak zorunda kaldım ve ilgilenen herkese topluca cevap vermek istiyorum:

Hükmümü baştan söyleyeyim: Secret ya da çekim yasası yaklaşımının izlediği macera, insanları ok gibi dinden imandan çıkarmanın, uyuşturmanın, delilik ölçeğinde bir hayalciliğe sürüklemenin ne denli kolaylaştığının göstergesi oldu. Herkes dilediği kurguyu yapabilir, üretebilir, ama yazarlık sorumluluk gerektirir. Bizlere düşen de doğruyu yanlıştan ayırabilmek ve hayatı yeni tanıyan kardeşlerimize doğru örnekler göstermek olmalıdır.

Kişisel gelişimle ilgili şu hususları dikkate almalıyız:

Bedava ve bedelsiz başarı yoktur. Her zafer azimli ve çoğu zaman yorucu çabalar gerektirir. Ahlaksız gelişim gerçek gelişim değildir. İnsan tanrı değildir ve yaratamaz. Düşüncenin hayalin filan yaratma kudreti yoktur. Ne olursa olsun bir kader planı içerisinde yaşıyoruz ve çalışan herkes bir başarıya ulaşabilirse de herkes dilediği her şeye bu dünyada ulaşamayacaktır. İnsanın huzuru servette, makamda değil, üstün kişilikte, temiz bir kalpte, çalışkanlıkta, Yaradanla dostlukla ahırete hazırlanmakta ve yardımlaşmakta saklıdır.

Üzerimde sorumluluk olduğunu anlıyorum ve malum kitaptan bazı önermeleri alıntılayarak aşağıda ele alarak cevaplıyorum:

Önerme: “İstediğiniz her şeyi elde edebilir, her şey olabilirsiniz.” “Seçtiğiniz şey ne olursa olsun ona sahip olabilirsiniz, hedefin büyüklüğü hiç önemli değil.” S.1

Cevap: Buna inanmak için akılsız olmak gerekir. Bu ülkede bir kişi cumhurbaşkanı olabilir. Herkes holding zengini olamaz. Zenginliğin de, makamların da bir sınırı vardır. Kimisi alacak, kimisi satacak, kimisi öğretecek kimisi öğrenecek, kimisi seçecek, kimisi seçilecek. İnsanlar bin bir türden rolün bulunduğu bulunmak zorunda olduğu bir sistem dahilinde çabalarına göre ve Ruhsal Zeka’da aktardığım bir kader planı çerçevesinde rol alır ve rollerini icra ederler. Herkesin her istediğinin dünyada olması imkânsızdır. Böyle bir sınırsızlık ancak maddi sabitliğin kaldırıldığı, mad Okumaya devam et

Ağustos 2, 2007 Posted by | Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Kitap, Kitaplar, Son Dakika, Türkçe, Turkiye, Yazarlar | 2 Yorum

Öcü amca el kadar bebeyi korkuttu

“Dayanamayacağım! Bu kızın saflığı beni çıldırtıyor. Sonunda itiraf edeceğim, çarem yok” diyen Abdurrahman Dilipak, ‘el kadar bebe’ye bakın nasıl ‘bööö’ dedi ve ne kötülük etti!

Öcü amca el kadar bebeyi korkuttu

Abdurrahman Dilipak‘ın köşe yazısı

Ah şu aptal sarışın şey!

Dayanamayacağım! Bu kızın saflığı beni çıldırtıyor. Sonunda itiraf edeceğim, başka çarem yok.. Biz baltalarımızı toprağa gömmedik. Pardon, kör testereleri paslandırmak için toprağa gömdük ve bir gün onları çıkartıp hepinizi kıtır kıtır keseceğiz..
İtiraf ediyorum, sizin için takrir-i sükûn yasaları çıkaracağız, “gık”ınız çıkmasın diye..

Sizi özel mahkemelerde yargılayacağız. Savcısı olmayacak, avukat tutmanıza izin vermeyeceğiz, temyiz de olmayacak. Yargıçlarımız sizin için karar verirken yasaya bakmayacaklar, verdikleri karar yasa olacak.. Ohh!

Hele bir iktidarı tam olarak ele geçirelim görürsünüz. Seçim derseniz, açık oy gizli tasnif.. Adayları biz belirleyeceğiz, tek parti olacak.

Kuvvetler ayrılığı da neymiş, hepsinin köküne kibrit suyu.. Tek parti yeter.. Partimizin il ve ilçe başkanı, aynı zamanda belediye başkanı vali ya da kaymakam… Zaten niye hem belediye başkanı, hem de kaymakam, vali var ki! Birleştiririz gider. Gerekirse garnizon komutanı, parti başkanı, vali, belediye başkanı, Cuma imamı hepsi aynı kişi olur.. Tasarruf sağlanır, işlerde hız kazanılır..

Çarşaf giyme mecburiyeti getiririz.. Okullarda herkes yeşil önlük giyer, erkek öğrencilere sarık sarma mecburiyeti getiririz.. Afrika’dan, Arabistan’dan, Çin’den gemilerle sarık ithal ederiz artık.. Kıyafet devrimi yaparız anlayacağınız..

Miladi takvimi, Gregoryen takvimi ve Latince’yi yas Okumaya devam et

Ağustos 1, 2007 Posted by | Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Medyatik, Son Dakika, Tartışma, Türkçe, Turkiye, Yazarlar | Yorum bırakın

‘Ya AKP kapatılır, ya da Türkiye biter!’

AKP’nin seçi başarısı her kesimden farklı görüş sahiplerini korkuttu. Her birinin korku sebebi farklı. Ancak, AKP’li olmayan herkes korkularını duyuruyor. İşte bir örnek:

Arslan Bulut’un yazısı

Ya AKP kapatılır, ya da Türkiye biter!

AKP’nin seçim bildirgesinde yeni bir Anayasa yapılacağı vaadi var. Aynı vaat MHP’nin bildirgesinde de bulunuyor.
AKP’nin Anayasa hukukçusu Zafer Üskül, nasıl bir Anayasa hazırlayacaklarının ilk işaretlerini verdi. Üskül, Anayasanın başlangıç kısmında ve maddelerinde Kemalizm ideolojisinin yansımaları olan “Atatürk milliyetçiliği” ve “Atatürk ilke ve inkılapları” gibi kavramların kaldırılması gerektiğini söyledi.
Böylece AKP’nin merkez parti olması iddiası daha ilk günden çöktü. Çünkü Türkiye’de siyasetin merkezi, Anayasa’nın başlangıç ilkeleri ve dolayısıyla devletin temel nitelikleridir.
Devletin temel nitelikleri ise bir siyasi partiye indirgenecek ideolojik düşüncelerin yansıması değil, hukuk sisteminin özüdür. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, işgal altındaki bir ülkenin savaş meclisi tarafından kurulmuştur. Kuruluş ilkeleri milletin başkomutanının adı ile özdeşleşmiştir ve bunlar ideoloji değil hukuk normlarıdır.
Bu ilkeleri değiştirmeye kalkışan siyasi parti hakkında hemen kapatma davası açılması gerekir.
Okumaya devam et

Temmuz 28, 2007 Posted by | Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Siyaset, Siyasetçiler, Son Dakika, Türkçe, Turkiye, Yazarlar | Yorum bırakın

‘MHP’nin oyları CHP’ye kapak olsun’

“Ben bir nevi memnunum bu sonuçlar yüzünden. Köşe yazılarımda da defalarca takdir etmeye çalıştığım gibi fanatik laikçi dindarların histerisinden rahatsızdım ve…”

Perihan Mağden’in yazısı

MHP’nin kazandığı oy oranı CHP’ye kapak olsun

Ben bir nevi memnunum bu sonuçlar yüzünden. Köşe yazılarımda da defalarca takdir etmeye çalıştığım gibi fanatik laikçi dindarların histerisinden rahatsızdım ve o dönemde medyalamamız öyle bir pompaladı ki o hissiyatlanma krizlerinde kendimi çok yalnız hissettiğim zamanlar oldu.
Netice itibariyle en kötü demokrasi bile askeri tercihlerin idaresinden iyidir.
e-muhtıralanmamız üzerine bütün o miting kal
Okumaya devam et

Temmuz 23, 2007 Posted by | Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Seçim, Siyaset, Son Dakika, Türkçe, Turkiye, Yazarlar | Yorum bırakın

Ahmet Hakan’dan kaybedenlere…

Seçim sonucunu değerlendiren köşe yazarları ilginç yaklaşımlar sergiliyor. Ahmet Hakan da ‘Kaybedenler için öneriler’ başlıklı yazısında bakın neler öneriyor:Ahmet Hakan’ın yazısı

Kaybedenler için öneriler

BİR Derhal bir adet “Türkiye’de ölmeden önce yapılması gereken 101 şey” adlı kitabı edinip uygulamaya geçin…

İKİ Seçime katılanların seçme yeteneklerini küçümseyerek Bekir Coşkun’un “Göbeğini Kaşıyan Adam” makalesini tekrar tekrar okuyarak yüreğinizi soğutabilirsiniz.

ÜÇ Ebru Gündeş’in seslendirdiği bir Sezen Aksu şarkısı olan “Kaybedenler”e takılıp, özellikle “Memnun değilim aldığım haberlerinden” dizesini yüksek sesle haykırın, bir parça rahatlamanız garantidir.

DÖRT “Fight Clup” benzeri bir “Kaybedenler Kulübü” kurup başkanlığa aday olabilirsiniz. Böylece durumunuza uygun bir başkanlığı da kazanmış olursunuz.

BEŞ Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar” adlı eserini yeniden ele almanın tam zamanı… Hem kaybetmeye şık bir anlam katmış olursunuz, hem de edebi değeri hayli yüksek bir roman okumuş olursunuz.

ALTI Oliver Stone’un “U-Turn” adlı filmind Okumaya devam et

Temmuz 23, 2007 Posted by | Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Seçim, Siyaset, Son Dakika, Türkçe, Turkiye, Yazarlar | Yorum bırakın

0,55 Liralık margarini alamadı

Milli Gazete Yazarı Mehmet Şevket Eygi’nin bugün köşesine taşıdığı yazı oldukça ilginç bir olayı içeriyor. İşte o yazı…
0,55 Liralık Margarini Alamadı

MEHMET ŞEVKET EYGİ – MİLLİ GAZETE

PERŞEMBE saat 16.00’da Eminönü Belediyesi’nin Kültür salonunda bir nikaha davetliyim. Hava sıcak mı sıcak. Taksiye binip gitsem, mesafe kısa olduğu için şoför mırın kırın edebilir. Mecburen Kadırga Meydanı’na kadar yürüyerek gittim. Nikahı Eminönü Belediye Başkanı Nevzat Er Beyefendi kıydı. Misafirlere pasta, yanında tuzlu küçük çörekler, krik krak ve meşrubat ikram edildi. Çöp sepetine baktım, bazıları yaş pastaları yemişler, tuzluları çöpe atmışlar, canım sıkıldı.

Nikahtan sonra Belediye Kültür Sarayı’nın yakınındaki BİM’e gittim, birkaç parça nevale aldım. Leyla Zana’nın üzerine basa basa Kürdistan dediği bizim Güneydoğu’dan geldiği, kıyafetinden (Beyaz başörtü vs) anlaşılan genç bir kadın, yanında küçük kızı ile alışverişe gelmişti. Çocuk anne şunu al, bunu al deyip duruyordu. Kadın “Yavrum param yok…” cevabını veriyordu. Bir ara yanıma yaklaştı, “Şunlar kaç para?” diye sordu, işaret ettikleri küçük margarin paketleriydi. Baştakini elimle gösterip 85 kuruş dedim, “Kuruş ne demek?” cevabını verdi. Bir liranın altında bir para dedim. Daha sonra 55 kuruşluk bir margarin paketini işaret ederek, “Bu, liranın yarısı kadar” diyerek fiyatını anlatmaya çalıştım. Kadıncağız okuma yazma bilmiyordu. Kuruştan falan anladığı da yoktu…

Üç parça yiyecek aldım kasaya gittim. Baktım ki, fakir kadın, sepetine koyduğu 55 kuruşluk margarini orada bırakmış. Herhalde parası çıkışmadı zavallının.

Çok üzüldüm. Bu kadar yoksul olduğunu bilseydim, ona bir torba erzak alıverirdim.

Biraz önceki nikahta kremalı pastanın yanındaki kuru pastaları yemeyip çöpe atanlar… O pastalar, anne şunu da bunu da al diye sızlanan küçük çocuğu kim bilir ne kadar mutlu ederdi. Okumaya devam et

Temmuz 22, 2007 Posted by | Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Türkçe, Turkiye, Yazarlar, Yazilar | Yorum bırakın

‘İslamcılığı Müslümanlar sömürdü’

“İslamcılık bitti” diyen Ali Bulaç vazgeçti ve yeni İslamsız İslamcılık dönemi yaşandığına karar verdi. Ali Bulaç’a göre bitmeyecek olan İslamcılığı en çok sömürenler de Müslümanlar!

Yıllar önce “İslamcılık bitti” tezini öne süren Ali Bulaç’a göre şimdi “İslamsız İslamcılık süreci” yaşanıyor. Ali Bulaç’a göre ‘İslamcılar, İslamcılığı sömürdü’.

Ali Bulaç, “Dünyada ve Türkiye’de İslamcılığı en çok sömüren Müslümanlardır. İslamcılık ve İslam’ı kullanıp bürokratik, siyasî ve ekonomik avantayı ve statüyü ele geçirdikten sonra bu sefer hızla İslam’dan ve İslamcılıktan uzaklaşmaya başlıyor” dedi.

Haftalık Renkli dergisinin son sayısında Ali Gümüş’ün sorularını yanıtlayan Ali Bulaç’ın başından beri sert eleştirdiği ve karşı duruş sergilediği Ak Parti’yi, başarısız bir parti olarak nitelendirmesinin yanı sıra İslamcılığın son halkası olarak tanımlaması dikkat çekti…

Ali Bulaç Ali Gümüş’ün bazı sorularını şu şekilde yanıtladı:

>  Çeşitli aydınlar tarafından özellikle İslamî kesimde yaşanan çözülme ile AK Parti iktidarı arasında paralellik kuruluyor… 
> Ben Türkiye’deki İslamcı hareketleri kronolojik olarak üç döneme ayırıyorum. AK Parti üçüncü dönem İslamcıların tecrübesi olarak karşımıza çıkıyor. Birinci kesim İslamcılar 1856-1924 arasında yer aldılar. Onlar Osmanlı Devleti’ni kurtarmak istiyorlardı. Dar’ul-İslam’ı kurtarmak istiyorlardı. Osmanlı Devleti diye bir İslam devleti vardı. Onu Batı karşısında muhafaza etmek istiyorlardı. Kur Okumaya devam et

Temmuz 9, 2007 Posted by | Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, islam, Türkçe, Yazarlar | Yorum bırakın

‘Din yok, milliyet var’

Ulusalcı ve ulusalcılık kavramını ilk defa kullanan Ruşen Barkur, 1926 yılında yazdığı “Din Yok, Milliyet Var” adlı makalesinde ilk kez ulusalcılık ifadesini kullandı.

İSLAM ARSLAN’IN ÖZEL HABERİ


Kutsal kitapları “Ulusalcılık”

Ulusalcıların akıl hocası Ruşen Barkur’un görüşleri son derece ilginç:

Ulusalcı ve ulusalcılık kavramını ilk defa kullanan Ruşen Barkur, 1926 yılında yazdığı “Din Yok, Milliyet Var” adlı makalesinde ilk kez ulusalcılık ifadesini kullandı. Kitaptaki en önemli ifade, “Bizim kutsal kitabımız, bilgiyi esirgeyen, varlığı taşıyan, mutluluğu kucaklayan, Türklüğü yükselten ve bütün Türkleri birleştiren ulusalcılığımızdır.” şeklinde…

Danıştay saldırısı sonrası doruk noktaya çıkan tartışmaların odak noktası “Ulusalcı” ve “Ulusalcılık” kavramlarının kökeni 1926 tarihli bir makaleye dayanıyor. Son dönemde en fazla tartışılan kavramlardan biri olan Ulusalcılık’ın kökeni “Din”i reddediyor. Ulusalcılığın en önemli teorisyeni Ruşen Barkur; 1926 tarihli “Din yok, milliyet var” adlı makalesinde “Ulusalcılığı” “Kutsal kitabımız” diye niteliyor. Okumaya devam et

Temmuz 2, 2007 Posted by | Diğer, Güncel, Genel, Haberler, Son Dakika, Türkçe, Turkiye, Yazarlar, Yazilar | Yorum bırakın

Türban, Vakit, Vatan Millet Sakarya!

Çeteler ağının elemanları tek tek enselenirken Danıştay saldırısının bahanesinin ‘başörtüsü hassasiyeti’ olduğunu hatırlayan kaldı mı? Yazar Perihan Mağden hatırladı ve yazdı:

Perihan Mağden‘in köşe yazısı

İstanbul Ümraniye’de bir gecekonduya 13 Haziran’da yapılan baskında 28 el bombası, TNT kalıpları ve fünyeler bulunmuştu.

Patlayıcı maddelerin emekli Astsubay Oktay Yıldırım’a ait olduğu belirlenmişti. Oktay Yıldırım’ın, Danıştay Saldırısı’nda adı geçen emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin ile arkadaş olduğu ortaya çıkmıştı. Muzaffer Tekin tutuklanmıştı. Patlayıcıların, Cumhuriyet gazetesine atılanlarla aynı olduğu ortaya çıkmıştı.

Muzaffer Tekin sorgusunda, baskında ele geçirilen dokümanların başında yer alan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ni emekli Binbaşı Fikret Emek’ten aldığını söyledi. Bunun üzerine Fikret Emek ile bağlantılı Ankara ve Eskişehir’deki 3 eve önceki gece eş zamanlı baskın düzenlendi. Fikret Emek’in annesine ait olan Eskişehir’deki evde çok sayıda patlayıcı madde ve silah ile karşılaşıldı. Aynı evde yakalanan emekli Bin Okumaya devam et

Haziran 30, 2007 Posted by | Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Son Dakika, Türkçe, Turkiye, Yazarlar | Yorum bırakın