VaTaN

► "Mahzenden Göklere" ◄

Yusuf Kaplan ve İsmail Kılıçarslan’ı saygıyla anmalıyız

Size uzun bir hikaye anlatacağım. Bu benim hikayem. Bu sizin hikayeniz. Ve bu, sizin eseriniz. Anlayan istediğini anlasın. İlgisizmiş gibi gözüken konular bir fotoğrafı netleme çabasıdır. Anlatım kusurlarımız şimdiden affedilsin…

* Okumaya devam et

Reklamlar

Eylül 3, 2009 Posted by | Diğer, Gazete, Genel, Haberler, Köse Yazilari, Türkçe, Yazarlar, Yazilar | , , , | Yorum bırakın

Yenişafak’ta SKANDAL köşe yazısı

Yenişafak yazarı Mehmet Gündem, bugün “Skandal” ismini verdiği köşe yazısında, Elazığ’da teğmenin tüyler ürperten cezası sonucu şehit olan askerlerin hesabını Genekurmay Başkanı Başbuğ’a sordu.

17 Ağustos 2009 pazartesi günü öğleden sonra acı bir haber düştü ajanslara. “Elazığ’da el bombası kazası: Dört şehit”

Devamı bir paragraflık, rutin bir durum gibi… “Elazığ’ın Karakoçan İlçesi Koçyiğitler Piyade Taburu’nda vatani görevini yapan bir as Okumaya devam et

Ağustos 30, 2009 Posted by | Askeriye, Gazete, Skandal, Yazarlar, Yazilar | , | Yorum bırakın

Çilesini çekmediğimiz şey bizim değildir!..

İnsan makine alır, kendisi için çalıştırır, araba alır gideceği yere ulaşmak için; Allah da kullarını yaratmış, kendisine itaat etsin diye… Bir insan sahip olduğu şeyden ne isterse, efendisi kölesinden nasıl bir itaat beklerse, Allah da kulundan bunu bekler.

Kâinattaki her şey Allah’a itaat eder. Toprak zerre zerre Allah’ın emrinde. Yıldızlar ve gezegenler Allah’ın emrinde ki, o çok büyük şeyler, hızla hareket ettikleri hâlde çarpışmıyor! Gökte yıldızlara, toprakta köklere, suda balıklara, vücudumuzda hücrelere hükmeden Allah’tır. Her şey Allah’ın emrindedir!

Elhamdülillah, Allah bizi insan yaratmış, İslamiyet’le şereflendirmiş. Okumaya devam et

Ağustos 30, 2009 Posted by | Diğer, Güncel, Genel, islam, Köse Yazilari, Köşe yazısı, Ramazan, Türkçe, Yazarlar, Yazilar | , | Yorum bırakın

Hakan Albayrak yine affetmedi

Yeni Şafak Gazetesi’nin genç ve sivridilli yazarı Hakan Albayrak, mayın yasası sırasındaki tepkisiyle herkesin dikkatini çekmişti. Şimdi ise AK Parti’yi bakın ne ile suçladı..

Başbuğ’a katılamazsınız!

Ulus-devlet ve üniter-devlet yapısının nerede başlayıp nerede bittiğini, bunlara neyin zarar verip neyin zarar vermeyeceğini Genelkurmay Başkanı mi tayin edecek?

Kültürel farklılıkların siyasi temsil aracı olup olmaması, Genelkurmay Başkanı’nın karar vereceği bir husus mudur? Okumaya devam et

Ağustos 29, 2009 Posted by | Diğer, Güncel, Genel, Haberler, Siyaset, Son Dakika, Türkçe, Yazarlar, Yazilar | | Yorum bırakın

Askerin namaz çağrısı batıya yapılsa

Genelkurmay’ın Doğu ve Güneydoğu’daki askerlere yönelik ‘Bayram namazına gidin’ çağrısını ele alan Ahmet Taşgetiren bu çağrıyı tartışmaya açtı.

İşte Taşgetiren’in yazısı:

Küçük büyük şeyler

Genelkurmay, Doğu-Güneydoğu’daki askerlere ‘Bayram namazına gidin’ çağrısı yapmış. Benzer bir tavsiye, tüm subaylara gönderilse, halk Cuma’da haki renkli giysilerle yanyana durabildiğini gözlese, Türkiye’de, toplumsal iklim çok değişecektir.

Küçük şeyleri çözemediğimiz için büyük sıkıntılar yaşıyoruz.

Cumhurbaşkanı Gül’ün oğlu Mehmet Emre Gül, iki yıl kadar önce okuduğu TED Koleji’nde müdire Melike Toklucu’ya “Sizden bir ricam olabilir mi?” diye başlayarak şunları söylemiş:

“Acaba, bana okulda ibadetimi yerine getirebileceğim bir yer tahsis edebilir misiniz?”

Müdire Melike Hanım’ın cevabı şu olmuş: Okumaya devam et

Ağustos 20, 2008 Posted by | Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Son Dakika, Türkçe, Turkiye, Yazarlar, Yazilar | 1 Yorum

Gündemi yakala

Ağustos 17, 2007 Posted by | 18+, Abd, Africa, Afrika, Ahlak, Aile, Al Jazeera, amatör çekim, America, Amerika, Animasyon, Anket, Araba, Arabic, Arapça, Araştırma, Armenia, Arşiv, Askeriye, Asrı saadet, Astronomi, Avrupa, Ayet, Çanakkale, Çeçenistan, Çizgi Film, Çocuk, Önder, Önemli Günler, Önemli Kişiler, Örgütler, Öğrenci, Üç aylar, Ümmet, Üniversiteler, Basın Açıklamaları, Başörtüsü, Bağlantılarımız, Belediyeler, belgesel, Belkiler, Bilgi, Bilgisayar, Bilim, Bilişim, Biyografi, Blog, Blogroll, BM, Boykot, Burs, Cep Telefonu, Chechen, China, Christianty, Cms, Comedy, Data processing, Dünya, Dünyadan Tepkiler, Deneme, Deneyler, Deprem, Dergi, Derin Devlet, Dernekler, Dersler, Design, Deutsche, Dini yazılar, Dinlemeye Değer Mp3ler, Direniş Örgütleri, Diyanet, Diziler, Diğer, Dosya, Download, Dua, Duyurular, Edebiyat, Ekonomi, Enerji, England, English, Ermeni Soykırımı, Etkinlikler, Europe, Evrim, ezgi, Eğitim, Eğlence, Felsefe, Filistin, Film, Fon müziği, Fotoğraf, Fotoğraf Arşivi, Fragman, French, fUTBOL, Fıkra, Gazete, Güncel, Gündem, Güvenlik (Security), Güzel Sözler, Gençlik, Genel, General, Genocide, Gerekli Programlar, Gezi, Gizli Çekim, Grafik, Haberler, Hack, Hadis, Hastalıklar, Hatim, Hayata dair..., Hayvanlar, Hikaye, History, Hristiyanlar, Hukuk, ibadet, IHH, ilahi, ilginç, ilim, Images, India, Internet, Irak, Iran, Iraq, islam, israel, Istatistic, istihbarat, itiraf, Japan, Kadın, Kamera Arkası, Kampanya, Kandil, Karakutu, Karikatür, Köse Yazilari, Köşe yazısı, Kültür, Kemalizm, Kilise, Kim Kimdir?, Kimlik, kisa film, Kitap, Kitaplar, Kişisel gelişim, Klip, Komik, Komik Resimler, Konferans, Konser, Korku, KPSS, Kudüs Davamız, Kuran - Quran, Laiklik, Lisans eğitimi, Makale, Marka, Masaüstü, Masonlar, Müzik, Medya, Medyatik, Memurlar, Mescid-i Aksa, Mesnevi, Metalurji, Middle East, Misyonerler, MiT, Mobil (Cep / PDA), Moda, Movie, Mp3, Multimedia, Music, Namaz, Nasheed, Ne Nedir?, News, Nuclear Energy, Ofis Programları, OKS, Ortadoğu, Osmanlı, OSYM, Otomobil, Oyun, Palestina, Pc, Pkk, Program, Programlar, Psikolog, Psikoloji, radyo, Reklamlar, Religion, Resimler, Romantik, Roportaj, Russian, Sahsî, sanat, Savaş, Sağlık, Science, Seçim, Sendika, Ses Kasetleri, Silah, Sinema, Siyaset, Siyasetçiler, Siyonizm, SoHBeT, Son Dakika, Soru / Cevap, Spanish, Spor, Sport, Stand up, Suikast, Syria, Tanıtım, tarih, Tartışma, Tatil, Türkçe, Türkçe Program, Türküler, Türkce Klipler, TBMM, Tebessüm, Teknoloji, Teknoloji kitaplığı, Telefon, Televizyon, Terör, Terror, Tesettür, Tiyatro, Travel, Turizm, Turkey, Turkiye, TV, Tv Programları, Tv Show, UK, Usa, Video, Wallpaper, War, Web, Web Master Kaynakları, Web Tasarım, Wordpress, World, Yahudiler, Yahudilik, Yardım, Yardımlaşma, Yazarlar, Yazilar, Yaşam, Yök, Yemek Tarifi, Yorumsuz, Zeka oyunları, Zionism, Şarkı sözleri, şiir, İmam Hatip Liseleri, İnanç, İndir, İnsan, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, İnternet Araçları, İrtica, İsrail, İş adamları | 6 Yorum

Ortadoğu için çizilen kanlı senaryolar

“Öncelikle; artık Ortadoğu yok. Ortadoğu dediğiniz bölge artık dünya ve bu siyasi kavramın biçim için ifade ettiği bir anlam kalmadı. Gelişmeleri, Ortadoğu sorunu…”

İbrahim Karagül’ün yazısı

Hangi senaryo daha korkutucu!

Seçim öncesi olduğu gibi seçim sonrasında da Cumhurbaşkanı’nın kim olacağı üzerinden bir kriz denemesi yapılıyor. Türkiye kamuoyunun tercihlerinin bir hafta içinde sorgulanmaya başlanması dikkat çekici. Halk sandıkta “Abdullah Gül dedi” ile seçmen tercihini aşan klasik Türkiye gerçekleri arasındaki çatışmayı izliyoruz. “Abdullah Gül cumhurbaşkanı olmalı” diyenlerle, “kriz istemiyoruz” diyenler iki ayrı cephe gibi ellerindeki her türlü etkinlik aracını kullanarak alabildiğine bir çekişmeyi garip biçimde sürdürüyor.

Medya üzerinden verilen ince mesajlar, satır aralarına sinmiş cümlelerden çıkarılan imalar, el altından yürütülen kampanyalar.. Açıktan taraf olanların incitici, rencide edici, tüketici müdahaleleri. Aslında herkesin birbirini bildiği ama kendini gizleme ihtiyacı duyduğu bir garip çatışma hali. “Kriz istemiyoruz” söylemi üzerinden kendi önceliklerini pazarlama gibi hiç de hoş olmayan bir mahalle kavgası…

“Kriz” söyleminin bir kişiye endekslenmesi ne kadar da üzüntü verici. Ve çok garip ki, bazıları “ABD istemiyor” tezine bel bağlarken ABD adına konuşanların telaffuz ettiği isimler hakkında hiçbir yorum yapılmıyor. Son durum, seçim öncesi yaşanan krizin “taraflar”ını değiştirme çabasından başka bir şey değil. Ayrıca, çatışmayı dışarıdan içeriye taşımayı amaçlayan bir girişim görüntüsü veriyor.

Seçim öncesi darbe söylemlerine, iç çatışma senaryolarına kadar vardırılan kriz senaryolarının bir gecede sona ermesi gibi, bu tartışma da bir yerde noktalanacak. Ancak bu süre içinde yakın çevremizde, bölgemizde, dünyada neler olduğu, birkaç haftadır nasıl bir süreç geliştiği maalesef gözlerden kaçtı. Bu kavga gürültü içinde dünyamızı derinden sarsacak olayları izleme şansı bulamadık. Hiç değilse bazılarını kısa cümlelerle hatırlatayım. Okumaya devam et

Ağustos 14, 2007 Posted by | Dünya, Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Ortadoğu, Türkçe, Yazilar, İsrail | Yorum bırakın

“Abdullah Gül’ü sevmeyen ölsün”cülere…

Çankaya’ya kim çıkacak…

Başörtülü mü olsun, başörtüsüz mü?

Mide bulandırıcı bir tartışma,….

Zihnimizi kurcalayan mesele bu ya, okurlarımızdan bazıları “Gül’e neden açık destek vermiyorsunuz?” diye mesajlar atıyor..

Açıkçası şaşırdık… Okumaya devam et

Ağustos 10, 2007 Posted by | Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Siyaset, Siyasetçiler, Son Dakika, Türkçe, Turkiye, Yazilar | Yorum bırakın

Yaratan Rabbinin Adıyla Oku

Hepimiz biliriz, ilk inen ayetler ‘Alâk suresinin ilk beş ayeti, ve ilk emir de “iqra!“, yani “oku!”.

Ama ondan önce ilk vahyin indirilişinin bir adım evveline gözümüzü çevirsek…
Allah Rasulu’nün hayatında belli dönemler gündelik telâşelerden, hayat gailesinden, başka insanlardan sıyrılıp, dik ve sarp bir dağda küçücük bir mağarada tefekküre dalmakla geçiyor. Daha sonraki dönemlerde “itikâf” olarak da bir pratiğe dönüştüğünü düşündüğümüz böyle yoğun tefekkür günleri, insanın yeniden kendine gelmesi, yaşam amacını yeniden bulması açısından hiç de boşuna olmasa gerek…

Ve ilk ayetler başlıyor:
iqra bismi rabbikellezî halaq

 Önce “oku…” “Okumak”tan Allah’ın rahmetinin eserlerine bakarak yapılan bir kainat okuması da anlaşılabilir, Kur’an’ı okumak da…

Sonra “Rabbinin adıyla oku…” Rab, mürebbiye, terbiye hep aynı kökten türetilmiş kelimeler. Rububiyet kavramında bir tedrîcen kemâle ulaştırma var. Allah Teâlâ’nın bu yaratılış alemindeki herşeyi muhafaza edip, onları sahip oldukları duruma getirmesi var.

Ve sonra “Yaratan Rabbinin adıyla oku.”
Burada hilkate atıf çok mânidar.

Çünkü müşrik zihniyetin -rububiyeti ve vahdaniyeti inkâr etse de- yaratılış karşısında gidebileceği en son sınır bilinemezci olmak olsa gerek… Çünkü yaratılış insanda inkâra mecal bırakmayacak kadar açık bir mucize. Ancak geriye dönük teoriler var bu konuda.

halaqal-insâne min ‘alaq
O insanı bir alaq’tan yarattı
Okumaya devam et

Ağustos 2, 2007 Posted by | Ayet, Ümmet, Dini yazılar, Diğer, Genel, islam, Kuran - Quran, Türkçe, Yazilar | 1 Yorum

Hadislerde Fatiha

Allah ile Kulu Arasındaki Taksim

Allah Teâlâ buyurdu ki: “Ben namazı kulumla kendi aramda iki kısma böldüm, yarısı bana ait, yarısı da ona. Kuluma istediği verilmiştir.

Kul: “elhamdu lillâhi rabbil-âlemîn” deyince, Azîz ve Celîl olan Allah: “Kulum bana hamdetti” der. “er-rahmânir-rahîm” deyince, Allah: “Kulum beni övdü” der. “mâlik-i yevmid-dîn” deyince, Allah: “Kulum beni büyükledi” der.

“Yalnız sana ibadet eder, yalnız senden yardım isteriz” deyince, Allah: “Bu benimle kulum arasındadır, kuluma istediğini verdim” der. “Bizi doğru yola sevket, kendilerine ni Okumaya devam et

Ağustos 2, 2007 Posted by | Bilgi, Dini yazılar, Diğer, Genel, Hadis, islam, Namaz, Türkçe, Yazilar | Yorum bırakın

Tertemiz Gitmek Varken…

Bir bahçedesiniz, harika bir bahçe, nimetlerle süslü.
Herşey serbest, sadece bir ağaç var, yasaklanmış.
Bahçenin cömert sahibi izin vermiyor o ağaca.

2:35 vekulâ minhâ ragaden haysu şi-tumâ
oradakilerden istediğiniz gibi serbestçe yiyin
velâ taqrabâ hâzihiş-şecerete fetekûnâ minez-zâlimîn
yalnız şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz

Ama ağaç çok güzel, çekici, büyüleyici.
Her taraftan sizi çağıranlar var.
“gel, şu ağaca bir dokun”
“bir kerecik dokun, bak ne güzel bir ağaç”

Emre karşı gelip dokundunuz. Okumaya devam et

Ağustos 2, 2007 Posted by | Ümmet, Dini yazılar, Diğer, Genel, islam, Türkçe, Yazilar, İnsan | Yorum bırakın

Bombalar

Aklıma hep o eski fıkra geliyor.
Adam tren makasçısı olmak için sınava girmiş.
Sormuşlar:
– Karşılıklı iki tren aynı hatta hızla birbirine doğru gidiyor…
Ne yaparsın?

– Makası değiştiririm.
– Makas kilitlenmişse ne yaparsın?
– Manivelayla kilidi açmaya çalışırım.
– Kilit açılmıyorsa?
– Bizim hanımı çağırırım.
– Niye?
– Kazayı o da seyretsin diye.

Sanırım “hanımı” çağırma vakti yaklaşıyor.

Kazanın geldiğini görüyoruz ama ne makası değiştirebiliyoruz, ne kilidi açabiliyoruz.

Bir büyük şehirde bombanın p Okumaya devam et

Ağustos 2, 2007 Posted by | Diğer, Genel, Haberler, Köse Yazilari, Köşe yazısı, Türkçe, Turkiye, Yazarlar, Yazilar | Yorum bırakın

Nefsim, Nefsim

Nefsim, Nefsim

İnsanın fiziksel varlığıdır nefsi. Görülen, hissedilen, yaşayan parçası, bu dünyaya nisbetle kendisi. İhtiyaçlar, arzular, hırslar hep ondan kaynaklanır. Denilebilir ki, bütün tasavvuf, “Nefsini tanıyan Rabb’ini de tanımış olur” ilkesi üzerine kurulmuştur, nefsin tezkiyesini amaçlar.

Emmâredir nefis, emreder. İsmetli bir nebinin dili ile, “kötülüğü emreder” o halde hiç kimse “nefisini temize çıkaramaz”.
innen-nefse leemmâretun bis-sûi
12:53. Şüphesiz ki nefs kötülüğü emreder

Levvâmedir nefis, kınayıcıdır. Çoğu zaman kendini göremez de, benzerlerinin davranışını kınar. Kimi zaman da, yaptıklarına pişman olur, kendini kınar.
velâ uqsimu bin-nefsil-levvâme
75:2. Kasem olsun kendini çokça ayıplayan nefse

Mülhemedir nefis, ona ilham edilir, iyilik ve kötülük, fucûr ve takvâ. Şems Okumaya devam et

Ağustos 2, 2007 Posted by | Ümmet, Dini yazılar, Genel, Haberler, islam, Türkçe, Turkiye, Yazilar, İnsan | Yorum bırakın

Ramazan Ayı Fazileti ve Esrarı

Ramazan Ayinin Özellikleri

Ibadetler belirli vakitlerde yapilir .Farz olan orucun  vakti Ramazan ayidir. Ramazan ayinin dinimizde büyük bir önemi ve diger aylar arasinda seçkin bir yeri vardir . Bu sebeple oruç konusuna geçmeden önce Ramazan ayinin tasidigi özellikler hakkinda bilgi vermek yararli olacaktir .

Bu özellikler kisaca sunlardir:

1. Insanligi karanliklardan çikarip aydinliga kavusturan, Rabbimizin son mesaji Yüce kitabimiz Kur’an-i Kerim, bu ayda yeryüzüne inmeye baslamis ve böylece insanlik için yepyeni ve mutlu bir dönem baslamistir.

Bu gerçek. Kur’an-i Kerim’de söyle bildirilmistir:

Ramazan ayi ki onda Kur’an, insanlara yol gösterici ve dogruyu yanlistan ayirici belgeler olarak indirildi. ” (7)

Kur’an-i Kerim Ramazan ayinda inmeye basladigi için bu ay. bir anlamda Kur’an ayidir. Kur’an-i Kerimi Peygamberimize getiren büyük melek Cebrail, her yil Ramazan ayinda Peygamberimize gelir ve o güne kadar nazil olan Kur’an ayetlerini karsilikli olarak birbirlerine okurlardi. Peygamberimizin bu dünyadan göçtügü yilin Ramazaninda bu durum. son olarak ve iki defa gerçeklesmistir. Okumaya devam et

Ağustos 2, 2007 Posted by | Arşiv, Bilgi, Diğer, Genel, islam, Türkçe, Yazilar | 1 Yorum

Kemalizm “tabu” ya da “dogma” mıdır?

Malum; son günlerin en sıcak tartışma konusu AKP’den milletvekili seçilen hukukçu milletvekili Prof. Dr. Zafer Üskül’ün açıklamaları…

Prof. Üskül özetle; “Anayasa ideolojilerden uzak, tüm kesimlere eşit mesafede, yani renksiz olmalı. Kemalizm de bir ideoloji olduğuna göre bu ideoloji anayasadan ayıklanmalı.”

Evet, özetle –mealen- bu görüşü dile getiriyor Sayın Üskül.

Bir anda tepkiler gecikmiyor.. Zira genelde “Kemalist” özelde AKP karşıtları, mal bulmuş mağribi gibi atlıyorlar olaya ve bunun “devletin temeline dinamit” koyma anlamına geldiğini dillendiriyorlar çok geçmeden. İşin ilginci Üskül’e bu eleştirileri yapanların tamamına yakınının dinlere de “dogma” yani “değiştirilemez” ilkesi taşıdığı için acımasız eleştirileri yapanların olması.

Aynı çevreler bu kez de “Atatürkçülüğü ve Kemalizm’i” adeta bir “dogma” gibi algılamış olacaklar ki, dokunulmasına, tartışılmasına bile tahammül edemiyorlar. Zafer Üskül’e gösterilen tepkilerden “Kemalizm bir dogma ya da tabu mudur?” sorusu ister istemez ortaya çıkıyor. Zira, kendilerini “çağdaş” “ilerici” olarak da tanımlayan bu çevrelerin, 80 yıl önce ortaya konmuş ilke ve inkılapları eleştiriyi kabullenememeleri nasıl izah edilebilir.

Türkiye bunu da tartışmalı, gerekirse değiştirmeli, gerekirse de, eğer halkın refahına, düşünce özgürlüğüne “ayak bağlılığı” yapıyorsa bundan kurtulmanın yolları aranmalıdır. Hiçbir ideoloji din ve düşünce, insanlığın mutluluğu önünde engel teşkil etmemeli. Eğer zamanını tamamladığı ve özgürlükleri tıkadığı halde, ya da bazı insanlara baskı, bazı kesimlere de iktidar aracı olarak kullanılıyorsa, te Okumaya devam et

Ağustos 2, 2007 Posted by | Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Son Dakika, Tartışma, Türkçe, Turkiye, Yazarlar, Yazilar | Yorum bırakın

0,55 Liralık margarini alamadı

Milli Gazete Yazarı Mehmet Şevket Eygi’nin bugün köşesine taşıdığı yazı oldukça ilginç bir olayı içeriyor. İşte o yazı…
0,55 Liralık Margarini Alamadı

MEHMET ŞEVKET EYGİ – MİLLİ GAZETE

PERŞEMBE saat 16.00’da Eminönü Belediyesi’nin Kültür salonunda bir nikaha davetliyim. Hava sıcak mı sıcak. Taksiye binip gitsem, mesafe kısa olduğu için şoför mırın kırın edebilir. Mecburen Kadırga Meydanı’na kadar yürüyerek gittim. Nikahı Eminönü Belediye Başkanı Nevzat Er Beyefendi kıydı. Misafirlere pasta, yanında tuzlu küçük çörekler, krik krak ve meşrubat ikram edildi. Çöp sepetine baktım, bazıları yaş pastaları yemişler, tuzluları çöpe atmışlar, canım sıkıldı.

Nikahtan sonra Belediye Kültür Sarayı’nın yakınındaki BİM’e gittim, birkaç parça nevale aldım. Leyla Zana’nın üzerine basa basa Kürdistan dediği bizim Güneydoğu’dan geldiği, kıyafetinden (Beyaz başörtü vs) anlaşılan genç bir kadın, yanında küçük kızı ile alışverişe gelmişti. Çocuk anne şunu al, bunu al deyip duruyordu. Kadın “Yavrum param yok…” cevabını veriyordu. Bir ara yanıma yaklaştı, “Şunlar kaç para?” diye sordu, işaret ettikleri küçük margarin paketleriydi. Baştakini elimle gösterip 85 kuruş dedim, “Kuruş ne demek?” cevabını verdi. Bir liranın altında bir para dedim. Daha sonra 55 kuruşluk bir margarin paketini işaret ederek, “Bu, liranın yarısı kadar” diyerek fiyatını anlatmaya çalıştım. Kadıncağız okuma yazma bilmiyordu. Kuruştan falan anladığı da yoktu…

Üç parça yiyecek aldım kasaya gittim. Baktım ki, fakir kadın, sepetine koyduğu 55 kuruşluk margarini orada bırakmış. Herhalde parası çıkışmadı zavallının.

Çok üzüldüm. Bu kadar yoksul olduğunu bilseydim, ona bir torba erzak alıverirdim.

Biraz önceki nikahta kremalı pastanın yanındaki kuru pastaları yemeyip çöpe atanlar… O pastalar, anne şunu da bunu da al diye sızlanan küçük çocuğu kim bilir ne kadar mutlu ederdi. Okumaya devam et

Temmuz 22, 2007 Posted by | Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Türkçe, Turkiye, Yazarlar, Yazilar | Yorum bırakın

Yahudi gözüyle Necmettin Erbakan!

Milli Görüş Hareketi’nin başlamasıyla birlikte siyonizme karşı mücadele konusunun öne çıkması, her şeyden önce Türkiye ve dünyadaki Yahudiler arasında…

Yahudi Gözüyle Necmeddin Erbakan (I)

Milli Görüş Hareketi’nin başlamasıyla birlikte siyonizme karşı mücadele konusunun öne çıkması, her şeyden önce türkiye ve dünyadaki yahudiler arasında büyük bir kaygı ve endişe meydana getirmişti.

1969 yılından itibaren Milli Görüş lideri Necmeddin Erbakan’ı dört koldan takip eden siyonistler, Erbakan Hoca’nın attığı her adımı, yaptığı her konuşmayı kaydediyor ve bunu siyonizmin merkez karargahlarına rapor ediyordu.

Türkiye’deki yahudi toplumunun baş yazarlarından olan Rifat N. Bali’nin “The image of the jew in the rhetoric of political islam in Turkey” (Türkiye’deki Siyasal İslam’ın Dilinde Yahudi Görünümü) başlıklı yazısında, Erbakan Hoca’nın nasıl adım adım takip edildiğini ve siyonizmi rahatsız eden konuşma ve çıkışlarının nasıl rapor edildiğini açıkça görebiliyoruz.

Milli Görüş hareketinin yahudiler tarafından nasıl yakın takibe alındığını ortaya koyan bu çalışmayı bölümler halinde yayınlıyoruz.

1- Siyasal İslam’ın Doğuşu Okumaya devam et

Temmuz 19, 2007 Posted by | Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Siyaset, Siyasetçiler, Son Dakika, Türkçe, Turkiye, Yazilar | 2 Yorum

Oy vermeden önce bu yazıyı okuyun

23 Temmuz’da millet iradesi bir kez daha tecelli edecek. Sandıktan ne çıkar bilinmez ama demokrasinin bir zaferi olması herkesin dileği.. İşte seçim öncesi yüksek sesli bir yorum:

Zaman Gazetesi yazarı İbrahim Öztürk’ün 22 Temmuz öncesi köşesinde bazı hatırlatmalar yaptığı yazısı…

“Ekonomi, partilerin gündeminde yok

Seçim geldi çattı. Millet iradesi tecelli edecek. Demokrasi, çoğunluğun azınlığa tahakküm etmeden bir arada yaşama formülüdür. Şimdiki esas sorun, Türkiye’de kendilerine ‘aydınlık yüzlü’ diyen sahte Batıcıların sandıktan çıkacak sonuçlara rıza gösterip göstermeyeceği ile ilgili.
Yeni bir seçime giderken, bazı partiler, tümü çeteleşen devlete sığınmış, iktidar umudunu halka değil, başka yerlere bağlamış gibi. İktidardakinde reform yorgunluğu yok. Ama muhalefette sinirler gergin. Proje olmayınca korku tapınağı yaparak ve şehit kanları üzerinden seçim sonrası kan-ka projeleri geliştiriyorlar. Bir parti daha çok demokrasi, özgürlük, dışa açıklık diyor. Reformların ve değişimin devamından yana tavır alıyor. Diğer tümü günlerdir halkın karşısında konuşsa da aslında başka yerlere mesaj veriyorlar. Adeta ortamı dizayn etmeye hazırlanan bir makama ’emir tekrarı’ yapıyorlar. Ekonomi çoktan gündemlerinden uçup gitmiş.

Tek umut, desteksiz ve ispatsız internet yalanlarıyla imaj oluşturmak. Rahşan Ecevit ‘din de vatan da elden gidiyor’ demişti ya. Bula bula buna sığınıyorlar. 2001 krizinde 3 milyar dolarlık banka 350 milyon dolara İngiliz’e gittiğinde vatan yerinde duruyordu. Ama, şimdi baş döndüren fiyatlara sahibi bankasını satınca vatan elden gidiyor. Şimdilerde kanalını derin devletin emrine veren bir işadamımızın bankasına 2001’de el konulması son anda önlendi. Tümüne 900 milyon dolar bile verilmeyen ba Okumaya devam et

Temmuz 19, 2007 Posted by | Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Seçim, Siyaset, Siyasetçiler, Son Dakika, Türkçe, Turkiye, Yazilar | Yorum bırakın

3 Aylar ne demektir, bize ne anlatır?

3 Aylar ne demektir, bize ne anlatır?

“Üç aylar”a kavuşmanın sevincini yaşıyoruz. Malum olduğu üzere halkımız arasında Kameri aylardan Recep, Şaban ve Ramazan aylarına “üç aylar” deniyor.

İki Cihan Güneşi Sevgili Peygamber Efendimiz, saâdet meclisinde oturuyordu. Mescide bir esir grubu getirildi. O sırada Allah Resûlü (sas), bir kadının yana yakıla bir şeyler aradığını gördü. Kadın yakaladığı her çocuğu sinesine basıyor, kokluyor sonra bırakıyordu.

Sonra kendi yavrusunu buldu, bağrına bastı. Doyma bilmeden onu öpüyor, kokluyor, tekrar bağrına basıyordu. Allah Resûlü (sas) bu manzara karşısında iyice doldu. Hıçkıra hıçkıra ağlayarak parmağıyla yanındakilere bu kadını gösterdi ve: “Şu kadını görüyor musunuz?” dedi. Sahabe cevap verdi: “Evet Ya Rasulallah!” Allah Resûlü (sas) tekrar: “Bu kadın şu kucağındaki çocuğunu cehenneme atar mı?” diye sordu. Sahabe “Hayır ya Rasulallah!” karşılığını verdi. Ve işte bunun üzerine İki Cihan Serveri şu hikmet dolu sözleri söyledi: “Allah o kadından daha şefkatlidir, kullarını cehenneme atmak istemez.”

İşte böylesine başdöndürücü bir şefkat ve merhamete sahip olan Allahu Teala, sene içinde kulları için gönül dünyalarında adeta bir manevi hamle yapmaları adına bazı özel gün ve geceler yaratmıştır. Bu özel zaman dilimlerinde Cenab-ı Hakk’ın rahmet esintileri sağanak sağanak yağmaktadır. Şu günlerde bu zaman dilimlerinden “üç aylar”a kavuşmanın sevincini yaşıyoruz. Malum olduğu üzere halkımız arasında Arabi aylardan Recep, Şaban ve Ramazan aylarına “üç aylar” deniyor.

Ahiret ticaretinin yapıldığı kazançlı bir pazar durumunda olan üç aylar, yılda ancak bir defa açılır ve üç ay boyunca devam eder. İstifade edebilenlerin çok şey kazandığı bu pazarı kaçıranlar gelecek mevsimi beklemek zorundadır. Tabii ömürleri yeterse. Kimse yarına çıkmaya garanti veremediği gibi gelecek mevsime yetişmeyi de taahhüt edemez. Öyleyse yapılacak iş, bu mevsimi çok iyi değerlendirmek, bunun için de onu elimize geçen son fırsat olarak kabul etmek.

Üç aylar fırsat günleridir, çok bereketli bir kazanç mevsimidir. Böylesine bir koyup binler alabileceğimiz kazanç kuşağında kaybetmemek için bu günleri iyi değerlendirmeliyiz.

ÜÇ AYLARA HAZIR MISINIZ?

Bu günlerde müminler, birbirleri ile tebrikleşmeli, birbirlerini yemeklere çağırmalı, çocuklar sevindirilmeli, fakirlerin gönlü alınmalı, ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçları giderilmeli, anne-babanın, masum ihtiyarların duaları alın Okumaya devam et

Temmuz 16, 2007 Posted by | Ümmet, Diğer, Genel, Haberler, islam, Türkçe, Yazilar | Yorum bırakın

‘Din yok, milliyet var’

Ulusalcı ve ulusalcılık kavramını ilk defa kullanan Ruşen Barkur, 1926 yılında yazdığı “Din Yok, Milliyet Var” adlı makalesinde ilk kez ulusalcılık ifadesini kullandı.

İSLAM ARSLAN’IN ÖZEL HABERİ


Kutsal kitapları “Ulusalcılık”

Ulusalcıların akıl hocası Ruşen Barkur’un görüşleri son derece ilginç:

Ulusalcı ve ulusalcılık kavramını ilk defa kullanan Ruşen Barkur, 1926 yılında yazdığı “Din Yok, Milliyet Var” adlı makalesinde ilk kez ulusalcılık ifadesini kullandı. Kitaptaki en önemli ifade, “Bizim kutsal kitabımız, bilgiyi esirgeyen, varlığı taşıyan, mutluluğu kucaklayan, Türklüğü yükselten ve bütün Türkleri birleştiren ulusalcılığımızdır.” şeklinde…

Danıştay saldırısı sonrası doruk noktaya çıkan tartışmaların odak noktası “Ulusalcı” ve “Ulusalcılık” kavramlarının kökeni 1926 tarihli bir makaleye dayanıyor. Son dönemde en fazla tartışılan kavramlardan biri olan Ulusalcılık’ın kökeni “Din”i reddediyor. Ulusalcılığın en önemli teorisyeni Ruşen Barkur; 1926 tarihli “Din yok, milliyet var” adlı makalesinde “Ulusalcılığı” “Kutsal kitabımız” diye niteliyor. Okumaya devam et

Temmuz 2, 2007 Posted by | Diğer, Güncel, Genel, Haberler, Son Dakika, Türkçe, Turkiye, Yazarlar, Yazilar | Yorum bırakın

Neden Hz.Ali değil de Hz.Ebubekir?

Okurun sorusu ilginç: “Neden ilk Hz. Ali değil de Hz. Ebubekir halife tayin edilmiş? Ancak ilahiyatçcı Prof. Süleyman Ateş’in bu soruya verdiği yanıt sorudan daha ilginç:

Prof. Süleyman Ateş‘in bugünkü köşesi

Neden önce Hz. Ali değil de Hz. Ebubekir Halîfe oldu?

Hocam, bize biraz Hz. Muhammed sonrası dönemi anlatmanız mümkün mü? Meselâ neden ilk Hz. Ali değil de Hz. Ebubekir halife tayin edilmiş? Açıkçası Hz. Muhammed sonrasını çok merak ediyorum, ama size tam bir soru yöneltebilecek kadar birikimim yok. Çağla Çayır

CEVAP: Evladım, bu konu seni neden ilgilendiriyor? 1400 yıl önce vuku bulan siyasi bir olayı bu güne taşımak ne fayda sağlar? Tarihin seyrini mi değiştireceksiniz? Bunu kaşıyanlar, sadece bölünmeye hizmet etmiş olurlar. Şunu iyi bilin ki İslâm’da saltanat yoktur. Bir kere Hz. Ebubekir tayin edilmedi, seçildi. Hz. Peygamber’den sonra niçin Ali halife olacakmış? Peygamber saltanat mı kurdu ki amcasının genç oğlu ve damadı Ali halife olsun? Eğer Hz. Ali Peygamber’in damadı ise Ebubekir ve Ömer de onun en yakın arkadaşı ve kayınpederleridir. Ebubekir’in de, Ömer’in de kızı Peygamberimizle evli idiler. Osman ise ardı ardına Peygamberimizin iki kızı ile evlendiği için kendisine Zinnureyn (iki Nur sahibi) sıfatı verilmiştir. Hz. Ali onlara göre daha gençti. Allah önce Peygamber’in mağara arkadaşı Ebubekir’i halife yapmakla İslâm’da saltanat olmadığını gösterdi. Eğer Ali halife olsaydı hiç kuşkusuz teokratik bir saltanat kurulacaktı. Her şey Allah’ın takdirine bağlıdır. Allah öyle nasib etmiş. Dört halifenin dördü de Peygamber’in çok yakın arkadaşı idi. Bunların Peygamberimizin ardından yönetici olmalarını Allah takdir buyurmuştur. Yaşlarına ve tecrübelerine göre önce Ebubekir, ardından Ömer, ardından Osman, ardından da Ali Halife seçilmekle bu İlâhî takdir yerini bulmuş ve halk yönetiminin temelini ve ilkelerini koymuş olan Hz. Muhammed’in d Okumaya devam et

Temmuz 1, 2007 Posted by | Ümmet, Diğer, Dosya, Genel, Haberler, islam, SoHBeT, tarih, Türkçe, Yazilar | 39 Yorum

‘Derin devlet, Devletin ta kendisidir’

İki hafta içinde yaşanan gelişmeler “derin devlet” tartışmasını tekrar başlattı. Emekli askeri hakim Dr. Ümit Kardaş “derin devlet”i anlattı…

• Devleti ben kurdum diyen ordu, toplumu dizayn etmeye çalışıyor
• Gücünün devamı için şeriat, bölünme gibi tehlikelere ihtiyacı var
• Bugün, siyasi partilerdeki lider sultası da askeri vesayeti besliyor
• TSK, toplum mühendisliği için siyasilerle, STK’larla ittifaklar kuruyor
• Derin devlet, Osmanlı’dan devam ettirdiğimiz bir anlayıştır. Toplumu reşit saymaz

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, geçen hafta bir gazeteye verdiği demeçte, derin devleti kastederek “Ümraniye’ye bakın” dedi. Bu adrese yapılan baskında 27 el bombası, TNT kalıpları ve fünye bulunmuştu. Soruşturma sonucu Kuvayi Milliye Derneği kurucularından emekli astsubay Oktay Yıldırım, Mustafa Öztürk ile emekli yüzbaşı Muzaffer Tekin tutuklandı. Muzaffer Tekin ismi, Alparslan Aslan’ın Danıştay üyelerine düzenlediği silahlı saldırıya da karışmış, azmettirici olduğu ileri sürülmüştü. Ayrıca, Susurluk davasının 12 Şubat 2001’deki duruşmasında eski Özel Harekat Dairesi Başkan Vekili İbrahim Şahin, eski MİT görevlisi Korkut Eken, eski İstanbul Sheraton Oteli gazinosu ortaklarından Sami Hoştan gibi sanıkların arkasında otururken görüntülenmişti. Yine bu davanın kilit isimlerinden emekli Tuğgeneral Veli Küçük ile birçok kez telefon görüşmesi yaptığı belirlendi. 

Gözlerin yeniden derin devlete döndüğü diğer bir gelişme ise Sedat Bucak ve aşireti oldu. Ankara’da, “Kaldırım Operasyonu” çerçevesinde çok sayıda tüfek, tabanca ve sahte belgeler ele geçirildi. Aralarında Sedat Bucak’ın şoförü ve danışmanın da bulunduğu 19 kişi gözaltına alındı. Bazılarının üzerinden sahte JİTEM kimliği çıktı. Susurluk Davası nedeniyle 1 yıl 15 gün hapis cezası alan Bucak Okumaya devam et

Haziran 30, 2007 Posted by | Araştırma, Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Siyaset, Türkçe, Turkiye, Yazilar | 1 Yorum

İnternet Sosyalizasyonu Öldürüyor

Dr. Arısoy:İnsanlar aynı evin içinde ama ‘mutfakta buluşalım’ diyorlar

Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özden Arısoy, internetin yanlış kullanımının sosyalizasyonu ortadan kaldırdığını söyledi.
Doç. Dr. Arısoy, Türkiye’de aile yapılarının çözülmeye, boşanmaların artmaya, tahammül oranlarının azalmaya başladığını ifade etti.

Türkiye’nin hızlı değişim geçiren bir toplum olduğunu vurgulayan Arısoy, şöyle devam etti:
“Türk toplumu göçebelikten şehir hayatına, şehir hayatından da endüstrileşmeye çok hızlı geçmiştir. Bizim bir özelliğimiz, değişime çok çabuk uyum sağlıyoruz. Çok çabuk uyum sağlarken de bazı özelliklerimizi çok hızlı kaybediyoruz. Hızlı değişim, toplumun temel değerlerinin de hızlı bir şekilde yitirilmesini beraberinde getirdi.”

Türkiye’nin bilişim teknolojisindeki yeniliklere de çok hızlı ayak uydurduğunu, internet teknolojisinin de bunlardan biri olduğunu anlatan Arısoy, konuşmasına şöyle devam etti:

“İnternet, dejenerasyonu hem artırdı hem azalttı. İnternete girdiğiniz zaman sanal bir dünya var. Sanal ilişkiler var; yüz yüze, karşı karşıya değilsiniz. Sohbet yapıyorsunuz, karşınızdakinin içsel dünyasından yüz ve mimiklerinden hab Okumaya devam et

Haziran 29, 2007 Posted by | Araştırma, Dünya, Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Internet, Psikolog, Psikoloji, Sağlık, Türkçe, Yazilar, Yaşam | 1 Yorum

Gandi’nin nadide mektupları satışa sunuluyor

Hindistan’ın ruhani ve siyasi lideri Gandi’nin öldürülmeden 19 yıl önce kaleme aldığı mektuplar, Londra’da bir müzayedede satışa sunuluyor. Gandi, Müslümanlara müsamaha gösterilmesi çağrısında bulunuyor.

 

Hindistan hükümeti, ruhani ve siyasi önderi Mahatma Gandi’ye ait nadide mektupları satışa çıkarıyor. Gandi’nin mektupları İngiltere’nin başkenti Londra’da bir müzayedede 3 Temmuz’da satışa sunulacak.

Mahatma Gandi’nin fanatik Hindular tarafından öldürülmesinden 19 önce 11 Ocak 1948 yılında kaleme aldığı mektuplar, Gandi hayranları için büyük önem arzediyor.

Hindu kaynaklar, Gandi’nin bu mektuplarında Müslümanlara müsamaha gösterilmesi çağrısında bulunduğunu kaydetti. Mektupların 12 bin sterline satılması bekleniyor.

GANDİ FELSEFESİMahatma (büyük, yüce ruh) adını çok sonradan alan Gandhi, Hindistan’ın Britanya İmparatorluğu’ndan bağımsızlık kazanma mücadelesinin lideridir.

Hayatı boyunca şiddet ve terörizmi reddetmiştir. Bir suikast sonucu öldürülmüştür. Pasifizm akımının en önemli figürüdür. Türk Kurtuluş Savaşı’nı desteklemiş ve Atatürk’ün fikirlerinin 3. dünya ülkeleri için yol gösterici olduğunu Okumaya devam et

Haziran 29, 2007 Posted by | Dünya, Diğer, Güncel, Gündem, Genel, Haberler, Son Dakika, Türkçe, Yazilar | Yorum bırakın

Kontrgerilla

Kontrgerilla, İtalya‘daki adı Gladio, Yunanistan‘da B-8 ya da Koyun Postu, Belçika‘da SDRA-8, Hollanda‘da NATO Komutası, Batı Almanya‘da Gehlen Harekatı, Stay Behind ya da Sword, Avusturya‘da Schwert, Fransa‘da Rüzgar Gülü, İspanya‘da Anti-Terör Kurtarma Grubu (GAL), İngiltere‘de Secret British Network, Türkiye‘de Kontrgerilla olarak bilinen Soğuk savaş döneminde komünist düşüncenin iktidarları ele geçirmemesi için kurulan NATO ve CIA destekli birimler.

Tarihçesi [

Avrupa’da 2. Dünya Savaşı‘ndan sonra muhaliflerin (o dönem komünistlerin) iktidara gelmesini önlemek için kurulan “Gladio” adlı kontrgerilla örgütünün Türkiye’deki uzantısına siyasi literatürde Kontrgerilla denilmektedir

NATO‘nun Özel Harp talimnamelerine göre, üye ülkelerde kurulan NATO birimleri Türkiye’de önce Seferberlik Tedkik Kurulu adıyla örgütlenmiş sonra doğrudan Genelkurmay Başkanlığı’na bağlı Özel Harp Dairesi çatısı altında ve bunun sivil uzantısı olarak faaliyet yürütmüştür.

Danıştay’a yönelik saldırı sonrasında çıkan ilişkiler ağıyla gündeme gelen “devlet yanlısı çete” yapılanmasının, uzun süredir Türkiye’de faaliyet gösterdiği ve devleti korumak amacıyla siyasi suikasttan na Okumaya devam et

Haziran 8, 2007 Posted by | Araştırma, Örgütler, Diğer, Genel, Ne Nedir?, Türkçe, Yazilar | Yorum bırakın

Gladio nedir?

Latince‘de kılıç anlamına gelen Gladio sözcüğünü isim olarak kullanan örgüt, Amerikan ve İngiliz kontrgerilla örgütlenmesi olan Stay Behind tarafından 1952 yılında kuruldu. CIA tarafından yönetilen ve finanse edilen örgüt, 1956 yılında ABD ile işbirliği içinde, casusluk ve gerilla savaşı yapmak üzere örgütlendi. Sardunya‘da örgütün ilk eğitim kampı kuruldu ve Kuzey İtalya’da 139 yerde silah ve mühimmat depoları oluşturuldu. Resmi adı Müttefik Koordinasyon Komitesi (Allied Coordination Committee) idi.

1956 sonrasında ikisi kadın 622 kişi ABD ve İngiliz gizli servisleri tarafından eğitildi. 1990 yılında Gladio’yu ortaya çıkaran soruşturmalar esnasında bu 622 kişinin grup liderleri oldukları, her bir grup liderinin belli sayıda kişiyi idare ettiği, böylece toplam sayının 15.000’e yaklaştığı ortaya çıktı.

Örgütün İtalya‘daki adı Gladio (Kılıç) idi. Yunanistan‘da B-8 ya da SheepSkin (Koyun Postu), Belçika‘da SDRA-8, Hollanda‘da NATO Command, Batı Almanya‘da Gehlen Harekatı, Stay Behind ya da Sword, Avusturya‘da Schwert, Fransa‘da Rüzgar Gülü, İspanya‘da Anti-Terör Kurtarma Grubu (GAL), İngiltere’de ise Secret British Network olarak bilindiği bu ülkelerin yetkililerince açıklandı. Örgüt, Türkiye’de Kontrgerilla olarak biliniyor.

Soruşturmaların ünlü yargıcı Felice Casson, gizli servis arşivinde yaptığı incelemelerde, 1972 yılındaki bir bombalamanın kesinlikle NATO destekli bazı gizli örgütlerce yapıldığı sonucuna ulaştı. Yargıç Başbakan Andreotti‘nin bilgisine başvurdu, 1972’de bu olay tesbit edildiği için Başbakan örgütün varlığını kabul etti, ancak 1972’de kapatıldığını söyledi. Araştırmalara devam edilince Gladio’nun faaliyete devam ettiği ortaya çıktı. Eylemlerin en büyüğü 1980 Ağustos ayında Bologna tren istasyonunda patlayan bomba ile 85 kişinin ölümü idi.

İtalya‘da 1969-80 arasında 4.298 terör olayı meydana gelmiştir. Yapıl Okumaya devam et

Haziran 8, 2007 Posted by | Araştırma, Arşiv, Örgütler, Diğer, Genel, Haberler, Ne Nedir?, Türkçe, Yazilar | Yorum bırakın

ERMENİ SOYKIRIMI MASALI VE TÜRK-ERMENİ DOSTLUĞU

Osmanlılar Tarafından “Millet-i Sıdıka” ünvanına layık görülen Ermeniler, Türklerle Yüzyıllar Boyunca Dostluk İçinde YaşamışlardırGeçtiğimiz ay, ABD Temsilciler Meclisi’nde onaylanması çizgiden dönen, sözde Ermeni soykırımı karar tasarısı tartışmalarıyla geçti. Bu kısa dönem içinde Türk ve Ermeni milletlerinin ilişkilerini konu alan çok sayıda yazı yazıldı, tartışmalar yapıldı ve türlü tezler önü sürüldü. Her biri derin bir araştırma konusu olan bu tartışmaların dönüp dolaşıp geldiği nokta ise hep aynı oldu: “Ermeniler asırlar boyunca, önce Selçuklu daha sonra da Osmanlı’nın adil yönetimi altında çok büyük bir hoşgörü ve huzur ortamında yaşamışlardır.”

Bu gerçek yüzyıllardır Türk-Ermeni ilişkilerini araştıran tarihçilerce-hatta Ermeni tarihçilerin büyük bir bölümü tarafından da- tasdik edilmektedir. Gerçekten de Osmanlı yönetimi farklı dillerde konuşan, farklı dini görüşleri olan ve farklı etnik kökenlere sahip çok sayıda milleti asırlar boyunca hoşgörü içinde yönetmeyi başarmış çok güçlü bir devletti. Zaten dört kıtada kurduğu güçlü imparatorluğun temelinde de İslam ahlakının getirdiği bu büyük hoşgörü, adaletli ve barışçıl tutum yatıyordu. Peki yıllardır Türkiye’nin önüne farklı vesilelerle getirilmeye çalışılan bu sözde soykırım konusunun aslı neydi? Asırlar boyunca barış içinde ve kardeşçe yaşayan Türk-Ermeni halkları arasında nasıl bir ilişki vardı? Ne olmuştu da Osmanlı yönetimi tarafından “millet-i sıdıka” ünvanına layık görülen Ermeni toplulukları sadakatları sorgulanan bir halk haline gelmişti?

Ortaya atılan iddiaları anlayabilmek ve sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek için Ermenilerle Türklerin ortak tarihlerini incelemek gerekir. Çünkü bu iki kardeş halkın tarihlerinin kesiştiği noktadan günümüze uzanan bin yıllık dönemin incelenmesi, iddiaların cevabını da kendiliğinden ortaya koymaktadır.

Okumaya devam et

Haziran 8, 2007 Posted by | Arşiv, Dünya, Diğer, Ermeni Soykırımı, Genel, Tartışma, Türkçe, Turkiye, Yazilar | Yorum bırakın